ÜMMET ŞENGÜL
Yaz aylarının en büyük sorunlarından biri olan karasinek, sivrisinek ve diğer uçucu haşereler, Balıkesir'in birçok noktasında vatandaşın günlük yaşamını olumsuz etkilemeye devam ediyor. Kent merkezinde, mahallelerde, kırsal bölgelerde, parklarda, bahçelerde ve sosyal yaşam alanlarında sinek yoğunluğunu görmek artık sıradan bir durum haline geldi. Üstelik bunu yalnızca gözlemleyen biz değiliz. Kime sorsanız benzer bir tepkiyle karşılaşıyorsunuz:
"Bunlar havaya su mu sıkıyor acaba? Araçlar geçiyor ama sinek azalacağına daha da çoğalıyor."
Bu sözler belki bilimsel bir tespit değil ancak vatandaşın memnuniyetsizliğini ve hizmetten beklediği sonucu alamadığını açık biçimde ortaya koyuyor.
***
Elbette belediyeler ilaçlama yapıyor. Büyükşehir Belediyesi'nin de, ilçe belediyelerinin de zaman zaman ilaçlama araçlarını sokaklarda görmek mümkün. Araçların arkasındaki püskürtme sistemlerinden havaya ilaç veriliyor, araçlar hızla caddelerden geçiyor. Peki Bu uygulama gerçekten yeterli mi ve doğru zamanda mı yapılıyor?
Çünkü haşereyle mücadelede temel prensip, sinek uçmaya başladıktan sonra değil, henüz larva dönemindeyken mücadele etmektir. Bilimsel çalışmalar da bunu açıkça ortaya koymaktadır. Sivrisinekler yumurtalarını durgun sulara bırakır. Karasinekler ise organik atıkların bulunduğu alanlarda hızla çoğalır. Yumurtadan çıkan larvalar gelişimini tamamlamadan yapılan larvasit uygulamaları, erişkin sinek popülasyonunu büyük ölçüde engeller. Buna karşılık, sinekler milyonlarca birey halinde çoğaldıktan sonra yapılan ULV (soğuk sisleme) ya da havaya ilaç püskürtme uygulamaları yalnızca o anda uçan erişkin sineklerin bir bölümünü etkileyebilir. Üstelik bu etkinin süresi de oldukça kısadır.
Bu nedenle dünyanın birçok gelişmiş kentinde esas mücadele larva kaynaklarının tespiti, üreme alanlarının ortadan kaldırılması ve düzenli larvasit uygulamalarıyla yürütülmektedir. Kanalizasyon hatları, yağmur suyu mazgalları, fosseptikler, dere yatakları, sulama kanalları, göletler, kullanılmayan su depoları, hayvancılık işletmeleri ve gübrelikler sürekli kontrol altında tutulur. Çünkü mücadele, sineği öldürmekten önce sineğin doğmasını engellemekle başlar.
***
Balıkesir gibi tarım ve hayvancılığın yoğun olduğu, yaz aylarında sıcaklığın arttığı bir kentte bu çalışmaların çok daha planlı yürütülmesi gerekir. Kent merkezindeki çöp konteynerlerinden kırsaldaki hayvan barınaklarına kadar geniş bir alanda entegre mücadele yapılmadığı sürece, yalnızca akşam saatlerinde araçlarla ilaç püskürtmenin kalıcı çözüm üretmesi mümkün değildir.
Vatandaşların dikkat çektiği bir başka konu ise sorumluluk tartışmasıdır. Bazı ilçe belediyeleri, sosyal medya hesaplarından yaptıkları açıklamalarda ilaçlama hizmetinin Büyükşehir Belediyesi'nin görev alanında bulunduğunu belirterek gelen şikâyetleri bu şekilde yanıtlıyor. Hukuki görev paylaşımı elbette mevzuatla belirlenmiştir. Ancak vatandaş açısından bunun çok fazla bir anlamı yoktur. Vatandaşın beklediği şey, "Bu benim görevim değil" cevabı değil, sorunun çözülmesidir.
Üstelik belediyecilik yalnızca yasal görev tanımlarının arkasına sığınarak yürütülemez. İlçe belediyeleri de kendi imkanları ölçüsünde mahallelerde, parklarda, boş arazilerde, kırsal mahallelerde ve riskli bölgelerde destekleyici mücadele çalışmaları yapmalı, Büyükşehir Belediyesi ile koordinasyonu güçlendirmelidir. Haşereyle mücadele rutin bir belediyecilik hizmetidir ve kurumlar arasında sorumluluk tartışmasına dönüştürülecek bir konu olmamalıdır.
***
Konunun bir başka boyutu ise halk sağlığıdır. Karasinekler ve sivrisinekler yalnızca rahatsızlık veren canlılar değildir. Karasinekler çöplerden, hayvansal atıklardan ve kanalizasyon alanlarından taşıdıkları mikroorganizmaları gıdalara ulaştırabilir. Sivrisinekler ise dünyanın birçok ülkesinde çeşitli bulaşıcı hastalıkların taşıyıcısı olarak bilinmektedir. Türkiye'de risk düzeyi farklı olsa da, vektör mücadelesinin temel amacı zaten hastalık ortaya çıktıktan sonra değil, ortaya çıkmasını önlemektir. Halk sağlığını korumanın yolu, etkin ve sürekli mücadeleden geçmektedir.
Balıkesir'in mevcut tabloya bakıldığında istenen başarıyı yakalayabildiğini söylemek güç görünüyor. Kent merkezinde hemen her gün hissedilen karasinek yoğunluğu, kırsalda akşam saatlerinde artan sivrisinek istilası ve vatandaşlardan gelen yoğun şikâyetler bunun en somut göstergeleri arasında yer alıyor.
Belediyeler belki ilaçlama yapıyor olabilir. Ancak önemli olan ilaçlama yapılması değil, yapılan ilaçlamanın sonuç vermesidir. Vatandaşın hissetmediği, günlük yaşamına olumlu yansımayan bir mücadele yönteminin yeniden değerlendirilmesi gerekir.
***
Artık daha bilimsel, daha planlı ve daha denetlenebilir bir mücadele modeli oluşturulmalıdır. Larva haritaları hazırlanmalı, üreme alanları düzenli olarak kontrol edilmeli, biyolojik mücadele yöntemleri artırılmalı, ilaçların etkinliği sürekli analiz edilmeli ve kamuoyu şeffaf biçimde bilgilendirilmelidir. Sadece araçlarla sokaklardan geçip havaya ilaç püskürtmek, modern haşere mücadelesinin tek yöntemi değildir.
Balıkesirliler temiz, sağlıklı ve sineksiz bir yaz geçirmek istiyor. Bunun yolu ise göstermelik değil, sonuç odaklı, bilimsel veriler ışığında yürütülen, koordineli ve sürdürülebilir bir haşere mücadelesinden geçiyor. Belediye başkanlarının da, ilgili birimlerin de vatandaşın yükselen sesine kulak vermesi gerekiyor. Çünkü sorun ortada ve vatandaş artık mazeret değil, çözüm bekliyor.