Bir süredir mutfakta sarımsağa daha başka bir gözle bakıyorum. Eskiden “yemeğe lezzet versin” diye doğrar geçerdik. Şimdi ise neredeyse küçük bir doğal ilaç gibi görüyorum onu. Özellikle çiğ hali… Kokusu biraz sert, kabul. Ama faydası da bir o kadar güçlü.
Dürüst olalım, çoğumuz sarımsağı pişirince daha kolay yiyoruz. Ama işin aslı şu: Sarımsağın asıl marifeti çiğken ortaya çıkıyor. Ezdiğiniz anda o keskin kokuyla birlikte vücuda iyi gelen maddeler de ortaya çıkıyor. Yani sarımsak tam anlamıyla “ben hazırım” diyor.
Kalp meselesiyle başlayalım. Bugün çevremizde kaç kişinin tansiyonla, kolesterolle uğraştığını saysak liste uzar gider. Sarımsak tam bu noktada sahneye çıkıyor. Damarları gevşetiyor, kanın daha rahat akmasına yardımcı oluyor, kötü kolesterolü aşağı çekmeye destek oluyor. Üstelik pıhtı oluşumunu da zorlaştırıyor. Yani kalp için adeta doğal bir koruma kalkanı gibi.
Bir de bağışıklık tarafı var ki, özellikle kış aylarında altın değerinde. Soğuk algınlığı kapıdan bakmaya başladığında sarımsak sanki içeriden kilidi güçlendiriyor. Vücudun savunma sistemini ayakta tutuyor, iltihapla savaşmasına yardım ediyor. Boşuna mı eskiler “bir diş sarımsak bir eczane” demiş?
Antioksidan konusu ise işin biraz bilimli tarafı ama özü basit: Sarımsak hücreleri yıpratan zararlı maddelere karşı vücudu koruyor. Yaşlanmayı yavaşlatmaktan tutun da bazı ciddi hastalıklara karşı destek olmaya kadar uzanan bir etkisi var. Küçücük bir diş sarımsağın içinde koca bir savunma ordusu gizli gibi düşünün.
Bağırsaklar desen, orası da ayrı bir dünya. Son yıllarda herkes bağırsak sağlığının ne kadar önemli olduğunu konuşuyor. Sarımsak da bu dost bakterilerin en sevdiği yiyeceklerden biri. Onları besliyor, sindirimi rahatlatıyor, şişkinliği azaltıyor. Kısacası içeride düzeni sağlıyor.
Kan şekeri meselesiyle uğraşanlar için de güzel bir haber var. Düzenli sarımsak tüketimi, şeker seviyelerinin daha dengeli seyretmesine yardımcı olabiliyor. Elbette mucize değil ama doğru beslenmenin yanında ciddi bir destek.
Hatta kemik ve eklemler için bile faydası var. Özellikle yaş ilerledikçe ortaya çıkan ağrılar, kemik zayıflığı gibi sorunlarda sarımsağın iltihap azaltıcı etkisi devreye giriyor.
Ama küçük bir uyarı şart: Çiğ sarımsak her mideye iyi gelmeyebilir. Aç karnına yendiğinde yanma, ekşime yapabilir. En güzeli bir dişi ezip biraz beklemek, sonra yemekle birlikte tüketmek. Yoğurda karıştıran var, salataya ekleyen var, zeytinyağıyla yutan var… Yöntem çok, fayda ortak.
Sonuçta mesele şu: Market raflarında bin türlü takviye varken, doğa bize zaten fazlasını sunmuş. Sarımsak da bunun en güçlü örneklerinden biri. Biraz kokusuna katlanıyorsun ama karşılığında kalbine, bağışıklığına, sindirimine ciddi bir iyilik yapıyorsun.
Ben artık mutfakta sarımsağı doğururken başka bir saygıyla bakıyorum. Sanki sadece yemek değil, sağlık hazırlıyorum gibi. Bazen en büyük şifa en sade şeylerin içinde saklı oluyor.