Roma İmparatorluğu döneminden bu yana madenciliğin merkezlerinden biri olan Balya, zengin yeraltı kaynaklarına rağmen aynı oranda gelişme gösteremedi. Balya, 1876 yılından 1930’lu yılların ortalarına kadar Fransızların işlettiği simli kurşun madeni nedeniyle hızla gelişen bir kent olarak, “Küçük İstanbul” diye adlandırıldı. İstanbul’dan sonra elektriğin ilk kez kullanıldığı Balya hep ilklerin öncüsü oldu. İlk grev Balya’da gerçekleştirildi. Madenin bacasından çıkan dumanın yarattığı hava kirliliği nedeniyle Fransızlar ilk kez tazminat ödedi. Tenis kortları, Gazinolar, hastaneler, dekovil hattının olduğu dönemde Balya’nın nüfusu 30 bin civarındaydı. Madenlerin devletleştirilmesinden sonra, Fransızlar günümüzde hala zararlı etkilerini gösteren Simli Kurşun madeninin milyonlarca ton siyanürlü atık ve cürufları arkalarında bırakarak gitti. Madenin kapanması ve üretimin durmasıyla birlikte ilçede de hayatta durdu. Balya’dan, maden çıkarılan diğer şehirlere büyük göç oldu. 1990 ve 2000’li yıllarda merkez nüfusu bir ara 2 binin altına düştü. Fransızların terk ettiği yerde, Esan Kurşun Çinko Madeni 2009 yılında açıldı. Herkes Balya’nın ekonomik ve sosyal yaşamında canlılık beklerken, ilçenin nüfusu da ekonomisi de yerinde saydı. Zaman geçtikçe mahallelerden göç başladı. Maden yakınındaki Çakallar mahallesi boşaltıldı, yerine güneş enerji santrali kuruldu. Patlak Mahallesinin nüfusu düştü, Daha önceki yıllarda Bedeller Köyü boşaldı, Akçal köyünde 7-8 hane kaldı. Peş peşe verilen mermer ve taşocağı ruhsatlarıyla birlikte hayvan varlığında büyük düşüş yaşandı. 2004-2014 yılları arasında 2 dönem Belediye Başkanlığı Yapan Zekayi Bayram, Balya’nın makus talihini yenemeyişinin nedenlerini Politika okurları için anlattı.

Eski Maden

Bir zamanlar nüfusu 2 Bine düşen Balya’da maden açılmasına rağmen beklenen gelişme ve nüfus artışı olmadı. Sebebi nedir?

Balya, Osmanlı Devleti döneminde Kocagümüş Köyü olarak biliniyordu ve Alidemirci Bucağına bağlıydı. 1310 yılında kurşun madeni açıldı. Çalışmaya gelen işçiler ile o dönemde gayrimüslim denilen yabancılar nüfusu ve hane sayısını arttırınca, Alidemirci’deki Bucak teşkilatı Kocagümüş Köyüne nakledildi, Balya ismini aldı, 1910 yılında ilçe statüsüne kavuştu. Türkiye’de ilk nüfus sayımı 1927 yılında yapıldı. Daha önceki dönemlerde nüfus sayımı olmadığından değişik kaynaklardan elde edilen bilgilere göre, Balya’nın 1907’deki nüfusunun 52 bine kadar yükseldi. Yükseliş fazla sürmedi, ileriki yıllarda günler geçtikçe azaldı, madenler kapatılana dek nüfus 30 bine kadar geriledi. Maden kapatıldıktan sonra galerilerde ve izabe tesislerindeki iş gücü, çoğunluğu Soma ve Zonguldak kömür ocakları olmak üzere yurdun çeşitli yerlerindeki madenlere kaydı. Galerilerden ve izabe tesislerinden çıkan iş makinaları da Türkiye’deki madenciliğin gelişimine katkı sağladı. İlçedeki yabancı uyruklular tamamen Balya’dan ayrıldı. Yerli halk tarım ve hayvancılığa yöneldi. Son yıllarda, madenin genişlemesi, hafriyatın belirli alanlara atılması, mermer ocaklarının açılması, yeni maden sahalarına ruhsat verilmesiyle birlikte, hayvan ve besici sayısı gün geçtikçe azaldı. Hayvanlar maden sahasına ve mermer ocaklarının bulunduğu yerlerde beslenemedi. Bununla birlikte süt ve et üretiminde girdilerin pahalı olması, ürünün ucuzluğu nedeniyle, üretici yaptığı işten vazgeçmeye başladı. Hal böyle olunca Balya ve mahallelerinde ekonomik zorluklar çeken halk şehirde iş bulmak için evini barkını terk etti.

Zekai

Madenden sonra mermer ocaklarının açılması nüfusun artmasına darbe mi vurdu?

Balya’nın Domuz Harmanı serisi denilen sahada, Balya, Kocaköy, Kavakalanı arasındaki yaklaşık 20-25 kilometrelik bir alan Balya’nın su havzası ve su kaynağı. Bu saha içinde 10’dan fazla ruhsatlı mermer ocağı faal. Fransızların madenleri işlettiği yıllarda Akçal ve Bedeller köyleri yok olmuştu. Mermer ocakları nüfusu hızla azalan Patlak Mahallesini gelecek yıllarda yok edecek. Maden işletmesi Çakallar Mahallesinin bulunduğu alana köy boşaltıldıktan sonra güneş enerji santrali kurdu. Köyler azaldıkça, Balya’nın nüfusu da hızla eriyecek. 2007 yılında Balya’nın nüfusu 16 bin 712 iken bu rakam 2024 yılında 12 bin 695’e kadar geriledi. Gelecek günler bize ne gösterecek bilemeyiz fakat gelişmeler bu ahvalde olursa Balya makus talihini yenemeyecek.

Liç Ve Mermer (Custom)

Akçal Köyü tabelasındaki ilginç yazılar

Balya’nın yıllar önce boşalan Akçal Köyü tabelasındaki elle yazılmış ilginç yazılar, köy yolundan geçenleri şaşırtıyor. Bu yazıları kim ya da kimler yazdıysa Köyün nüfusunu 7 kişi olarak belirlemiş. “Çoklar diye korkmadık, azız diye çekinmedik. Düşmanlarımız etrafımızda ocak gibiydi bizde ateş idik” satırlarıyla ne anlatılmak istendiğini kavrayamadık. Sürati belirten trafik levhasında, “Belki azınlık olabiliriz ama yeterliyiz”, “Ödeşmek adettendir intikamı sevmeyiz kesin öderiz” Bu yazıları oluşturanlar büyük olasılıkla köyün yalnızlığına atıf yapmış.

Tabela (Custom)

Fransızların Kurşun madeni çalıştırdıkları dönemde, Küçük İstanbul olarak adlandırılan Balya’nın nüfusu hızla artarken, aynı bölgede, yıllar sonra yeniden açılan madenin nüfusa katkısının olmayışı tezat değil mi?

Esan Kurşun Çinko Madeninin 2009 yılında açılmasının Balya nüfusuna katkısı olmadı. İşçiler, Gönen’den Edremit’e, Altıeylül ve Karesi’den İvrindi’ye dek değişik yerlerden servislerle taşınıyor. İşletmenin ekonomik katkısı kazadaki esnaflara oldu. Halen ilçenin nüfusu bir mum gibi eriyor. Balya’daki halk madenin baca dumanından zehirlenirken, atıklar nedeniyle çevreye verilen zarar yüzünden besici ve çiftçi zarar ederken, Societe Anonyme Turque Mines de Balia- Karaidin (Balya Karaaydın Anonim Şirketi), çalıştırdığı 5 bin işçiden verdiği parayı geri almak için boş durmamış. Kapitalist sermaye, işçiye verdiği parayı, gazino, pavyon, sinema gibi eğlence mekanları ve çeşitli alışveriş yerleri ile geri almasını bilmiş, sadece ülkemize zehirli atıklarını bırakıp gitmişler. Toplu Konut İdaresi (TOKİ) Balya içindeki birinci, ikinci etap konutları yaptı. Üçüncü etap konutları maden sahasında olduğundan şirket tarafından yaptırılmıyor.

Çakallar Köyü (Custom)

Mermer ocakları ve madenin yeniden faaliyete geçmesinden önce Balya’daki hayvancılıkla ilgili bilgiler alabilir miyiz?

Balya Boz ırk sığırın en yoğun olduğu bölgeydi. Belediye başkanlığım döneminde hayvancılıkla ilgili yaptığımız çalışmalarda, Boz ırk sığırı besiciliği ve yetiştiriciliğinin Balya’dan Ayvacık’a kadar uzanan bir bölgede çok yaygın olduğunu gözlemledik. Bölgemizdeki sığırların Balya’dan alınarak Konya’ya götürüldüğünü, bu bölgede de yetiştirildiğini öğrendik. Edindiğimiz, bilgilere göre seçilen Boz ırklar İsrail’e götürülüyor. Burada et ve süt üretiminin arttırılması için çalışmalar yapılıyor. Son yıllarda ülkemizin İsrail’den ithal ettiği İsrail Alacası sığırların Boz ırk geni taşıdığı saptanıyor. Madencilik ve mermercilik faaliyetleri başlamadan önce Balya büyükbaş ve küçükbaş popülasyonunun en fazla olduğu yerlerden biri konumundaydı. Maden ve mermer ocaklarından sonra şu an ilçe merkezinde 300-350 koyun, 40-50 civarında keçi, edindiğim son rakamlara göre 260-270 sığır var. Bu rakamların gün geçtikçe azalacağından şüphe etmiyorum. Çünkü meralar azaldı, madencilik çalışmaları arttı. Besici kazanamamaktan yakınıyor. Balya’da bu saatten sonra hayvancılığın gelişmesini beklemek hata olur.

3-28

Boz ırk sığırının özelliği nedir?

Yerli sığır ırkları arasında yer alan Boz ırkın sayları gün geçtikçe azalıyor ve kaybolmaya yüz tutan ırklar arasında yer alıyor. Boz ırk sığırlar yayıldıkları bölgenin çevre koşullarına kolayca uyum sağlar. Toynakları çok sert olduğundan dağlık ve engebeli arazide kolayca yürüyebiliyor. Veteriner ve ilaç giderleri diğer hayvanlara oranla çok daha az. Engebeli arazilerde çok az gıdayla beslenirler, insan müdahalesi olmadan kendi kendine beslenip üreyebilirler. Süt verimi düşük olmasına rağmen çok daha kaliteli, çok yağlıdır. Bu sütten üretilen, tereyağı, peynir ve diğer süt ürünleri çok değerlidir. Balya Tereyağının meşhur olmasının nedeni de budur. Genellikle et için yetiştiriliyor.

Bedeller

Coğrafi belge işareti alan Balya Tereyağını özel yapan nedir?

Boz ırk sığır, et için üretilir fakat yağ oranı çok yüksek olduğundan sütü değerlidir ve bu nedenle besleyenler çoktur. Yağ oranı %4’tür. Balya’nın ekolojik durumuna baktığımızda, nane, kekik, ada çayı kaya çayı, üçgül, yabani yulaf, korunga, tilkikuyruğu, devedikeni gibi endemik bitki oranı fazladır. Bu tür bitkilerle beslenen hayvanların hem et hem süt kalitesi yüksektir. Balya Tereyağının kalitesini arttıran, meşhur yapan, Boz ırk inek sütü ve doğadaki türlü endemik bitkilerdir. Balya Tereyağı bu nedenle Coğrafi İşaret Tescil Belgesi alarak kalitesini kanıtlamıştır. Kısacası Balya Tereyağını ünlü yapan Boz ırk inek sütü ve Balya’nın endemik bitkileridir.

Süt Fabrikası (Small)

Konu sütten açılmışken Balya Süt Fabrikasının durumu nedir? Süt fabrikası ı için yer seçimi doğru mudur?

Balya İlçesi Merkez ve Kırsal Mahalleleri Tarımsal Kalkınma Kooperatifinin 50 ton kapasiteli süt fabrikasının temeli 2021 yılında atıldı. Üzerinden 5 yıl geçmesine rağmen hala üretime başlamadı. Tereyağı ve süt üretiminin yanında kuru meyve üreteceği söyleniyor, ortada bir gelişme yok. Ayrıca Balya’daki meyve üretiminin boyutu belli. Fabrikanın yer seçimi yukarıdan aşağıya yanlış. Süt ve süt ürünleri fabrikası yapılacaksa arıtma tesisi olması gerekir. Bol miktarda suyun bulunduğu bir yerde konumlandırılmalıydı. Ulaşımın kolay olması tercih edilmeliydi. Hepsinden öte süt ürünlerini destekleyecek üretimin olması gerekiyor. Çevre köylerde 300-500 kilogramı geçen süt üretimi yok. Balyanın asıl süt üreten mahalleleri, Balya ile Gönen arasında kalan mahallelerdir. Fabrikanın temeli atılırken 50 ton kapasiteli dendi ama şimdi üretimin 15 tona düşürüleceği söyleniyor. Büyük süt fabrikalarının olduğu bölgede 15 ton süt ile ne yapılabilir? Meyve üretiminin çok fazla olmadığı yerde meyve kurutma tesisinin ne anlama geldiğini bilmek gerekir. Dursunbey’de elma, Kepsut’ta şeftalinin adı kalmadı. Bu fabrikanın neden kurulduğu benim tarafımdan anlaşılmış değil.

Nüfus-1