Balıkesir 1990’lı yıllara kadar 2. Derece deprem kuşağında yer alan bir yerleşim bölgesi olarak biliniyordu. Bayındırlık Bakanlığının 1990’lı yılların başında yayımladığı Deprem Risk Haritasından sonra, Balıkesir 1. Derece deprem bölgesi kapsamındaki yerini aldı. Türkiye genelinde pek çok vilayet bu değişimden etkilendi. Doğal olarak inşa edilecek yapıların statik projeleri de yeni Deprem Risk Haritasına uygun olarak çizilmeye başlandı. Bilim insanları, Gönen, Manyas, Balıkesir ve Edremit faylarına dikkat çekerken, deprem hiç beklenmedik bir alanda oluştu. Sındırgı’da 10 Ağustos 2025’te 6.1 büyüklüğünde, 27 Ekim 2025’te 6.0 büyüklüğünde 2 büyük sarsıntı meydana geldi. Sındırgı, peş peşe oluşan 20 binden fazla depremle aylarca sallandı. Tarihe baktığımızda 28 Ocak 1898’de Balıkesir’de 7.0 büyüklüğünde, 19 Kasım 1919’da Ayvalık’ta 7.0 büyüklüğünde, 15 Kasım 1942’de Bigadiç’te 6.1 büyüklüğünde, 18 Mart 1953’te Yenice-Gönen Fayı üzerinde 7.2 büyüklüğünde depremler oluştu. Pek çok tehlikenin atlatıldığı Balıkesir’in depremselliği ve alınacak önlemler, Balıkesir’de büyük risk oluşturan faylar, ileride yaşanacak kuraklık ve susuzluk, Balıkesir Çanakkale Bölgesi 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı, Edremit Körfezi Çevre Planı İmar ve Paftalar Haritası konusunda, Jeoloji Yüksek Mühendisi Kemal Gökçay Yenigün, ayrıntılı bilgiler verdi.

Balıkesir ve Çanakkale illerini kapsayan 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Edremit Körfezi Çevre Planı İmar ve Paftalar Haritasında Edremit Fayı ve Balıkesir Fayına yer verilmemiş. Büyük tehlike yaratma olasılığı var olan fayların gösterilmemesi ne gibi sorunlar doğurur?
Kahramanmaraş Pazarcık’ta, 6 Şubat 2023’te saat 04.17’de 7.7 büyüklüğünde, Elbistan’da saat 13.24’te 7.6 büyüklüğünde meydana gelen depremlerde binlerce kişi yaşamını yitirdi. Sındırgı’da meydana gelen depremleri birebir yaşadık. Burada da 2 can depreme kurban gitti. Meydana gelen depremler bir kez daha bize depremlerin ülkemizin bir gerçeği olduğunu anımsattı. Depremleri engelleyemeyiz ancak yer sarsıntılarının zararlarını azaltabiliriz. Ülkeyi, şehirleri yönetenler, planlayanlar, bilimsel çalışmaların ışığında kriz yönetimi yerine risk yönetimine yatırım yapmalıdır. Depremden korunmanın en iyi çaresi diri faylardan uzak olmak ve zemin türüne göre bina yapmaktır. Sözünü ettiğiniz 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı Edremit Körfezi Çevre Planı İmar ve Paftalar Bölge Haritası 2011 yılında yayımlanmış. Bu harita yayımlandıktan sonra Maden Tetkik ve Arama Genel Müdürlüğü (MTA), Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) yeraltı suyu ve bir dizi fay haritası ortaya koymuştur. 1/100.000 ölçekli haritada sadece faylar gösterilmemekle birlikte, DSİ’nin Yeraltı Suları Haritası da göz önünde bulundurulmayıp, Akçay ile Ören arasındaki kentleşme alanı olarak gösterilen bölgenin altında, Türkiye’nin en büyük su depolarından biri olan ve Türkiye’nin Yeraltı Su Deposu olarak envantere geçmiş, Kuzey Ege Yeraltı Su Deposu bulunuyor. Aynı zamanda, buranın yer üstü de sulak alan olarak değerlendiriliyor. Diyelim ki faylar bilinmiyor, anladık ama DSİ yeraltı suyu deposu olarak haritalara geçirmiş. Burası neden kentleşme alanı olarak belirleniyor? Prof. Dr. Ali Demirsoy, 2035 yılını sonun başlangıcı ilan ediyor ve Türkiye’de susuzluğun başlayacağını açıklıyor.

Depremsellikten susuzluk sorununa geçtiniz. Su sıkıntısı günümüzde deprem kadar önemlidir. Susuz mu kalacağız?
Uluslararası araştırmalara imza atan, entomoloji dalında evrimsel Biyoloji uzmanı Prof. Dr. Ali Demirsoy’un Sonun Başlangıcı adlı bir kitabı var. Bu kitapta, Türkiye ile birlikte pek çok ülkenin 2035 yılında susuz kalacağını vurguluyor. Demirsoy kitabında, insanların neden olduğu çevre kirliliği ve küresel ısınmanın büyük felaketlere neden olacağını, bunun başında da susuzluk geldiğine dikkat çekiyor. Dünyanın sıcaklığını yaşanabilir ortamda tutacak karbondioksit parçacıklarının atmosferdeki miktarının 380 olması gerekirken bu oranın 410’lara tırmandığını, atmosferin ısındığını, kutuplardaki buzulların, dağlardaki buzların eridiğini kıyılarda yaşayan insanların tehdit altında olduğunu, dünyadaki bazı nehirlerin kuruyacağını kaydediyor. Bunları bilimsel araştırmalara dayandıran Demirsoy’un yanında, Prof. Dr. Övgün Ahmet Ercan da Burhaniye’de katıldığı bir konferansta, bölgenin tedbir alınmadığı takdirde ileriki yıllarda susuz kalacağına dikkat çekti. Önceki yıllarda 6-7 metre derinlikte çıkan tatlı suların günümüzde 100-200 metre derinlikte bulunduğunu açıkladı. Tüm bunların yanında Kuzey Ege Yeraltı Su Deposu’na mutlaka sahip çıkmamız gerektiğini bir kez daha anımsatmak istiyorum. Onun üzerine binalar yaparak bugünden kirletirsek, 2040 yılında ondan da yararlanamayacağız. Yine tartışılan haritaya baktığımızda Zeytinli Mahallesinin üst tarafında küçük bir bent, baraj görünüyor. Mıhlı ve Altınoluk’a doğru bulunan akarsuların üzerinde bent yapılması planlanmış, Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile 7 ay kadar önce resmi gazetede yayınlanmıştır. Barajların bitim tarihi 2029 yılını gösteriyor. 1/100.000 ölçekli haritada sadece binalar gösteriliyor ama altyapısı yok. Harita yüz binlik olarak gösteriliyor ama aslında ölçeğini içermiyor. MTA haritalarında alüvyonlu zeminlerin yerleri belirtilmiş. Bahsettiğimiz haritada yok. Yeni bir 1/100.000 ölçekli harita yapılması ve tüm kıstasların belirtilmesi gerekir. Çünkü bu tür zeminler deprem anında sıvılaşır.

Deprem esnasında sıvılaşma çok tehlikeli mi? Sıvılaşma meydana gelirse ne olur?
Sıvılaşma, deprem esnasında yer sarsılırken toprağın dayanıklılığını kaybederek katı yerine sıvı gibi hareket eder hale gelmesidir. Yeryüzünde veya yakınında gevşek bir arazi parçası ya da tortuların güçlü yer sarsıntısına tepki olarak mukavemetlerini kaybetmesiyle meydana gelir. Kahramanmaraş’ta 2023 yılında meydana gelen depremlere hepimiz tanık olduk. Hatay ve Adıyaman Gölbaşı’nda sıvılaşma nedeniyle çok fazla can kaybımız oldu. Binalar zemine battı, batarken eğildi veya devrildi. Çok fazla can kaybına yol açtı. Balıkesir’de ve özellikle Edremit Körfezi’nde sıvılaşmaya uygun yerler var. MTA haritalarında da buna dikkat edilmiyor. Sadece bir, Q harfi konularak geçiştiriliyor. Q, haritada kuvaterner olan alanları gösteriyor. Kuvaterner 2,5 milyon yıllık bir toprağı gösteriyor ve biz bu toprağın altında ne var bilmiyoruz. Hepsinden vazgeçtik, hiç olmazsa günümüzden 10-12 bin yıl öncesini gösteren bir kat var. Onu bilmemiz gerekir. Balıkesir ve Edremit körfezinde yüzbinlerce yaşayan insan var. Balıkesir’de, kesinlikle kuvaterner dediğimiz alüvyon arazisinin incelenmesi gerekir. Belki pek çok diri fay bulunacaktır. İki yıl önce açıklamıştım bölgemizde 2 diri fay daha var. İnceleme yapılırsa söylediğim faylar da ortaya çıkacaktır. 2011 yılında yayımlanan haritanın tekrar yapılması ve değerlendirilmesi şarttır. Sulak alanlar ve yeraltı sularının bulunduğu bölgelerde yapılaşmaların durdurulması için, bazı çevreci grupların harekete geçmesiyle konu cumhurbaşkanlığına kadar gitti ve küçük de olsa bazı yapılaşma alanları kaldırıldı. Balıkesir’de de yeraltı su depoları var. Balıkesir’in imarının kayalık alanlara kaydırılması, faylardan uzak durulması gerekir. Balıkesir’de deprem konusuna en ciddi yaklaşan Karesi Belediyesidir. 9 Eylül Üniversitesi (DEÜ) Deprem Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü ve Mühendislik Fakültesi Jeoloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Sözbilir ile sözleşme yapmış. 1/1000 ölçekli harita üzerinde çalışıyor, koruma alanlarına dek her şeyiyle Balıkesir Fayını işaretletiyor.

Balıkesir Fayı büyük deprem üretecek kadar tehlikeli mi? Nerede başlıyor nerede bitiyor?
Balıkesir MTA’ya 2000 yılında politik olarak değil bilgisiyle atanmış bir bölge müdürü olarak geldim. 1999 büyük depremini gözlemlediğim için meslektaşlarım ziyaret ediyorlar, gördükleri fayların diri fay olup olmadığını soruyorlardı. O zaman doğrultu atımlı fayı biliyordum, fakat diri fayın ne olup olmadığını tam anlamıyla bilmiyordum. Türkiye'de bu işi bilen, toplasanız 5-10 kişi çıkar. Onların da 5’inden 4’ü MTA'da görev yapıyordu. DSİ Şube Müdürü bir arkadaş geldi. Zeytinli’de baraj yapacaklarını, deprem anında bölgedeki fayların tehlikesi olup olmadığını bulmaya çalıştıklarını belirtip yardımcı olmamı istedi. Araştırma için araziye gittiğimde sondajda çıkan karot örneklerini gördüm. Bölgeden fay geçtiğini söyledim Baraj çalışmaları durdu. 2007 yılında bu baraj için sempozyum yapıldı, kıyamet koptu. İnşaat durmuştu fakat şimdi yine başladığını cumhurbaşkanlığı kararnamesinden öğreniyoruz. Kararnamede barajın 2029’da bitirilmesi planlanıyordu. MTA’da diri faylar ile ilgili araştırma yapan arkadaşıma gördüklerimi anlattım, zaman geçirmeden Balıkesir’e geldi. Ekibiyle 20 gün çalıştı. Bir süre geçtikten sonra haritada olmayan faylar olduğunu söyledi. 90 Kilometre uzunluğunda Balıkesir Fayından söz etti. Tabi ki bu onların saptaması. Balıkesir Fayı 90 kilometre değil, daha büyük. Havran’da bitmiyor, denize kadar gidiyor. Yeni harita çalışmaları var birkaç sene içinde yayımlanacak. Bu gün benim yetkim olsa MTA’nın maden arama çalışmalarını durdurur tüm çalışmaları Türkiye’nin haritasını çıkarmaya yönlendiririm. Kuvaternerler 2.5 milyon yıl geçmişe sahip ve biz hiçbir şey bilmiyoruz. Katman katman bölüp araştırma yapılmalı. Hepsini bilemesen bile hiç olmazsa onun üzerindeki Holosen dediğimiz 10-12 bin yıl öncesinden günümüz coğrafyasına gelen tabakayı ayırıp incelersen zaten her şey ortaya çıkacak. Bu yapıldığı zaman diri faylar, ölü faylar ortaya çıkacak. Türkiye'deki madencilik kavgaları bitecek, her yere ruhsat veremeyeceksin. İmar kavgaları bitecek, her şey bitecek. Devletin bu çalışmayı ele alması gerekir. Çünkü Avrupa Birliği'ne gireceğimiz zaman, Avrupa Birliği'nin bize koyacağı şart kendi standartlarındaki jeoloji haritası olacak. Avrupa Birliği, kendi standartlarında çevre haritası arayacak.

Edremit Fayından çok söz ettiniz. Edremit Fayı hakkında ne biliyoruz. Büyük deprem üretme potansiyeli nedir?
Edremit Körfezinde, Kuzey Batı Anadolu Fay Hatlarından Edremit Fayı ve Balıkesir-Havran fayları bulunmaktadır. Midilli adasının çevresinde deniz içinde bilinmeyen diri faylar bulunmaktadır. Edremit kenti ve çevresinde deprem kaynağı olan diri fayların coğrafi konumu, jeolojik, jeomorfolojik ve sismik özellikleri ve bunlara dayalı olarak deprem potansiyellerini ortaya koymak amacıyla, son yıllarda yeterli olmasa da çalışmalar yapıldığı görülmektedir. Edremit Fay Zonu, Altınoluk ve Zeytinli faylarının Deprem Potansiyelini ortaya koyan çalışmalar Prof. Dr. Hasan Sözbilir tarafından yapılmıştır. Edremit diri fayı üzerinde trençler açarak çalışan Prof. Dr. Sözbilir 28 Şubat ile 1 Mart 2019’da yapılan Balıkesir AFAD çalıştayında yaptığı sunumda Bu fay üzerinde 1944 yılında oluşan 6.8 büyüklüğündeki Edremit Körfez Depreminin üzerinden 81 yıl geçmiş ve depremin ne zaman tekrarlanacağı bilinmiyor. Edremit Fay Zonu birbirine paralel çok sayıda faydan oluşmuştur ve batıdaki su altı bölümü dahil 90 kilometre uzunluktadır. Edremit Fayının batı bölümünde Altınoluk segmentinde 37 kilometre uzunlukta, yüzey faylanması gelişmiştir. Yapılan çalışmalarda hendek duvarında fay zonu genişliği 25 metre olarak ölçülmüştür. Edremit fayı 7,2 büyüklüğünde deprem yaratma gücündedir. Kentsel gelişimin güvenli olması için Balıkesir Büyük Şehir Belediyesince, Balıkesir İli İmar Planına Esas Mikro Bölgeleme Etütleri yapılmıştır. Bu çalışmalar sonucunda Jeomühendislik hesaplamalar da yapılarak Yerleşime Uygunluk Haritaları hazırlanmıştır. Edremit Ovasında daha önce varlığı bilinmeyen iki yeni diri fay bulunmuştur. 2013 senesinde yapılan MTA Türkiye Diri Fay Haritasında, Balıkesir-Havran Fay Zonu, Edremit Ovası girişinde bitiyor olarak görülüyor. Benim yaptığım araştırmalarda, Edremit Ovasında daha önce bilinmeyen iki fay bulunmaktadır. Ovanın Burhaniye yöresinde Karıncalı Deresini kesen doğrultu atımlı fay, devamında Büyükdere Köyünden devamla, Balıkesir Fayı ile birleşiyor olarak görülmektedir. Bu durumda Balıkesir Diri Fayının devamı olabilir. Edremit'te dere boyunca gözlenen sağ yönlü doğrultu atımlı fay ise Edremit Çayını keserek yön değiştirmiştir. Edremit Çayını keserek yön değiştiren doğrultu atımlı fay ise, Balıkesir Fayının devamı mıdır? Ve ya Edremit Fayının devamıdır araştırılmalıdır.

Depremden korunmanın en iyi çaresi nedir?
Zemin özellikleri tamamen bilinmeden yapılan Kentsel Dönüşümler sonrasında yapılan çalışmalarla, yeniden tekrar Kentsel Dönüşüme ihtiyaç duyulur. Bu durumda kaynaklar israf edilir. Edremit’te bulunan tüm kamu yapıları, tartışmasız ve hemen Kentsel dönüşüm kapsamında değerlendirilmelidir. 6 Şubat 2023’te ülkemizin doğusunda, Güney Anadolu Fay Hattı’nın kırılmasıyla, Kahramanmaraş, Gaziantep, Malatya, Elazığ, Osmaniye, Hatay, Adana, Batman, Bitlis, Bingöl, Diyarbakır, Hakkâri, Kilis, Mardin, Muş, Şanlıurfa, Siirt, Şırnak, Van illerini etkileyen büyük bir deprem felaketi yaşandı. Felaketin boyutu çok sayıda betonarme binanın yıkılarak enkaz haline gelmesiyle büyüdü. Felakete; binaların yaşı, temellerin oturduğu zeminlerin taşıma kapasitelerinin düşük olması, inşaatlarda kullanılan malzeme kalitesi ve işçiliği gibi yapım kusurunun neden olduğu Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) tarafından açıklandı. Hatay-Antakya ve Adıyaman-Gölbaşı gibi bölgelerde; zemin sıvılaşması etkisiyle, binaların temel sistemi özelliklerine bağlı olarak, zemine batarak ya binanın tamamı yan yatarak ya da kısmen zemine batarak eğik vaziyette göçtüğü görüldü. Edremit Körfezi alüvyon ve alüvyon sahili zemin olduğu için benzer özelliktedir. Edremit kent yerleşiminin ovaya yayılması nedeniyle, zeminin taşıma gücü ve sıvılaşma sorunu, yakın gelecekte sorun olacaktır. Unutmamalıdır ki; Doğa her zaman son söze sahiptir. Doğanın yol açtığı afetlerden korunmak ve zararlarını azaltmak için öncelikle eğitim şarttır. Balıkesir AFAD Müdürlüğünün, Edremit için planları ve uygulamaları nelerdir, sorgulanmalı? Balıkesir Büyük Şehir Belediyesi’nin, olası afetler için, planları ve uygulama ile önlemleri nelerdir, sorgulanmalı? Edremit ve Balıkesir faylarının, geçtiği yerler saptanmalı, sonrasında fayların geçtiği arazi halka açık olacak şekilde kazıklanmalıdır. Bu kazıklar; 2.0-2.5 metre boyunda ve kırmızı renk boyalı olmalı, koordinatları çıkarıldıktan sonra, her çeşit haritalara, mutlaka İmar Planlarına da işlenmelidir. Karesi belediyesi benzer bir çalışmayı Dokuz Eylül Üniversitesi İle sözleşme yaparak başlatmıştır. 1/5000 ölçekli İmar Planlarında, 1/1000 ölçekli Uygulamalı İmar Planlarında kentsel yerleşiminin kapsadığı ve kentsel gelişme alanı çevresinin 1/5000 ölçekli “Deprem Tehlike ve Riski Haritası” hemen yapılmalıdır. Şehrin ve çevresinde yer alan yerleşim alanlarından geçen diri fayların haritası oluşturulduktan sonra, kenti etkileyecek uzaklıktaki diğer diri faylarda dikkate alınarak, Deprem Tehlike Analizi yapılmalıdır. Kentimizde yer alan mevcut yapı stoku detaylı incelemeleri yapılarak, mevcut yapı stokunun depreme dayanıklılıkla ilgili bilgiler bir coğrafi veri tabanına işlenmelidir. Bu veri tabanlarından yararlanılarak Balıkesir ve çevresindeki yerleşim alanları için doğal afet tehlike ve risk haritaları oluşturulmalıdır. Edremit kent merkezinden başlamak üzere, öncelikle güçlü bir CBS alt yapısı oluşturup, kentin 1/1000 ölçekli jeolojik, jeomorfolojik, yeraltı suyu, paleo-coğrafik verilerini öncelikle sisteme işlemeli, sonrasında da altyapı ve üstyapıyı, binaların yapılış tarihleri, bodrumlu olup olmadıklarını, hasar görüp görmedikleri gibi bina döküm ve envanter verisini, sisteme işleyerek sorunu yönetme konusunda altyapı oluşturulmalıdır. Yeni kurulan Edremit Belediye Afet İşleri Müdürlüğü bu envanter için harekete geçmiştir? Ancak Afet Müdürü yetmez! Ekip ve eleman takviyesiyle tarama başlatılmalıdır. Edremit Fayı harekete geçtiği zaman 6 büyüklüğünden fazla bir depremi tetiklerse, o zaman yüzeyde bir kırık oluşturacaktır ve bu kırık pek çok yapıyı yüzey faylanması nedeniyle yutabilir. Altınoluk, Güre, Zeytinli mahallelerinden geçen diri fay açısından alınması gereken önlemler, Mikro-bölgeleme çalışmalarında; yüzey faylanma tehlike kuşağına bağlı olarak, “Tampon Bölge- Sakınım Bandı” oluşturmalı ve yeşil alan olarak ilan edilmelidir. Edremit Körfezindeki kentlerin afete dirençli bir kent olabilmesi için, Edremit Körfezi kent yerleşimlerinin Deprem Master Planı hazırlanmalıdır. Bu sorun ‘İş Birliği Protokolü’ ile Gaziantep örneğinde olduğu gibi çözülebilir. Deprem Master Planı; Deprem zararlarını azaltmayı hedefleyen, deprem öncesi, deprem anı ve sonrasında yapılacak çalışmaları ve alınacak önlemleri içeren bir dinamik plandır. Afetlere Hazırlık çalışmalarında, ‘’Afet Toplanma Alanları’’ ile ‘’Geçici İskan Alanları’’ Belediyelerce hazırlanmalı, halka bildirilmelidir. Toplam 90 km uzunlukta ve çok karmaşık bir yapısı olan Edremit fay zonu, 7.2 maksimum büyüklüğünde deprem üretebilir. Bu uzunlukta olan bir fay zonunu incelemek için sadece bir tek Narlı hendeği açıldığından çok yetersizdir. Paleosismolojik hendek incelemelerinde; fayın aktivitelerinin belirlenerek, gelecekteki davranışları öngörülmektedir. Faylar incelendiğinde kaç büyüklüğünde deprem yaratabileceği ve deprem yüzey kırığının yapacağı yıkım riskinin olması, yapıları etkisi altına alacak deprem ivmesinin olası büyüklüğüne ait gerçek bilgiler elimizde olacaktır. Bu durumda, yapı ve zemin etkileşiminin en gerçekçi analizleri yapılabilecektir.

Edremit Körfezinde yer alan yerleşim alanlarında, alüvyon zeminler haritada gösterilmediği için, yeni imara açılacak bölgeler daha çok ovalarda yani alüvyon zeminlerde görülmektedir. Alüvyon zeminlerde, deprem dalgaları kaya zeminlere oranla 3 kat daha fazla zemin büyütmesi göstermektedir. Bu bakımdan yeni yerleşim yerleri, zemini sağlam olan tepelik yerlere doğru çekilmelidir. Edremit Körfezi ve çevresinin 1. Derece deprem kuşağında bulunması, ayrıca yakın geçmişte kentleşmenin sıvılaşma riskinin yüksek olduğu alanlarına yapılması nedeniyle zemin etüt raporlarının daha kapsamlı olarak yapılması ve denetlenmesi gerekmektedir. Edremit Körfezinde bulunan kentlerin belediyelerinde, güvenli yapılaşmanın ilk adımı olan ‘Zemin ve Temel Etüt Raporlarını’ yerinde denetleyen bir yapı denetim sistemi henüz kurulamamıştır. Balıkesir Çevre ve Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı İl Müdürlüğü, belediyelerde kontrolü yapılan Zemin Etütleri için denetleme ekibi kurup faaliyete geçirememiştir. İçinden aktif fayların geçtiği Edremit kentinde, Yüzey Faylanması Tehlike Kuşağına bağlı olarak ‘Tampon Bölge/Sakınım Bandı’ yeşil kuşak alanı olarak kullanılması gereklidir.

Edremit Körfezinde Tsunami olabilir mi?
Edremit Körfezi kıyılarının Oşinografik haritalanarak veri tabanına işlenip modelleme yapılabilir. Edremit Körfezi kıyı şeridinde olabilecek Tsunami tehlikesi için araştırılma yapılmalı ve çıkacak sonuçlara göre Tusunami senaryoları oluşturulabilir. Yapılan modelleme sonunda körfez kıyılarında hangi bölgelere su basabileceği çıkarılabilir. Çalışmalar yapıldıktan sonra; 1/100.000 ölçekli İl Çevre Düzeni Planı güncellenmelidir. Olası bir yıkıcı deprem öncesinde Edremit Körfez çevresinde yer alan yerleşim alanlarının uğrayacağı deprem zararlarının en aza indirilmesine olanak sağlayacak şekilde, yeni oluşturulacak yerleşim alanlarının belirlenmesindeki imar planlarına yön vermelidir. Önerdiğim çalışmalar yapılarak 1/100 000 ölçekli İl Çevre Düzeni Planında, Edremit Diri Fayının geçtiği çaylar üzerinde baraj inşaatları planlanmaktadır. Deprem felaketinin yıkıcı sonuçları göz önüne alınmadan üzerine baraj inşa edilip, nehrin akışına müdahale etmek, Edremit körfezinde ki ekolojik çevreyle ilgili sistemde yaratacağı karmaşık sonuçları öngörmekten daha mı kolaydır, sorgulanmalıdır? Bir deprem öncesi, plan ve haritalama önlemlerini almak, deprem sonrası ortaya çıkacak zararları en aza indirir. Deprem sonrası için alınacak önlemler çok pahalıdır. Örnek olarak; Yerel yönetimin; araç, gereç, ekipman stokları var mı? Afet toplanma alanı ve geçici iskan alanlarında çadır, konteyner alt yapısı (içme-kullanma ve pis su sistemleri, elektrik ) ile hazırlamak çok daha pahalıdır. Kent yakınında bir fabrika ve benzeri bina yapılacaksa, devletimiz bir Paleosismik Etüt istemektedir. Halkımızın yaşam güvenliği için, bu çalışmaları yöneticilerden istemek hakkı olağan kabul edilmelidir. Birleşmiş Milletler Afet Risklerini Azaltma Sekretaryası tarafından hazırlanan ‘’Dirençli Kentler‘’ ve ‘’Kentimi Hazırlıyorum’’ kampanyaları temel alınarak, “Afet Risk Azaltma Planı” hazırlanmalıdır. Kriz yönetimi yerine Risk yönetimi benimsenmelidir. Birleşmiş Milletler tarafından Afetlere Dirençli Kentler; ‘’Her türlü tehlike/tehdit karşısında, etkilenme olasılığına sahip yerleşimlerin, toplumların ve tüm sistemlerin; kendilerini koruma, sistemin işleyişini güvence altına alma, kısa sürede yeniden yapılanma ve değişime uyum sağlama için gerekli kaynaklara sahip olması ve bu kaynakları etkin kullanım becerisi’’ olarak tanımlanmıştır. Deprem bir doğa olayıdır ve doğanın kanununda kesinlikle af yoktur. Doğa kendisine yapılan suçları ve kusurları büyüklükleri ile orantılı olarak, kendi kuralları içerisinde er geç, ama kesinlikle cezalandırır. Bu gerçeğe aykırı davranmak, akıllı hiçbir toplumdan beklenemez. Doğa olaylarının afete dönüşmesi kader değildir. Toplumsal acıların tekrar tekrar yaşanmaması bizim elimizdedir. Afetlere karşı mücadele, insanın doğaya karşı tarihsel savaşımının bir parçasıdır. Bu savaşım ancak bilginin gücü ile kazanılabilir. Bilimin, tekniğin ve doğanın sesine kulak verilmelidir.