Protein denince benim de aklıma yıllarca tek bir şey geldi: yumurta.
Sabah kahvaltısında “iki yumurta kırdım mı tamamdır” hissi, spor yapanların “yumurtayı bastım mı kas gelir” özgüveni… Hepimiz bu ezberle büyüdük.

Ama son zamanlarda fark ettim ki, bu iş o kadar da basit değilmiş.

Bir gün mutfakta kabak çekirdeğini kaşıkla ağzıma atarken durup düşündüm:
“Ben bunu sadece televizyon izlerken mi yiyorum, yoksa gerçekten bir işe yarıyor mu?”

Meğer ne işlere yarıyormuş…


Protein Sadece Sporcu İşi Değilmiş

Protein mevzusu eskiden sadece spor salonlarının konusu gibiydi.
Şimdi bakıyorum; masa başında çalışan, yürüyüş yapan, hatta “ben spor falan yapmıyorum” diyen herkes protein konuşuyor.

Haklılar da.
Çünkü protein sadece kas değil;
kemik,
hücre,
bağışıklık,
– hatta gün içindeki enerjimiz demek.

Yani sabah “neden bu kadar halsizim?” sorusunun cevabı bazen uykusuzluk değil, eksik protein olabiliyor.


Küçük Taneler, Büyük Etki

Asıl şaşırtıcı olan şu:
Bunca yıl küçümsediğimiz o kuruyemişler var ya…
Hani “aman çok kalorili” deyip uzak durduklarımız…

Meğer içlerinde yumurtayla yarışan protein kaynakları varmış.

Yer fıstığı, badem, Antep fıstığı, kabak çekirdeği, ayçiçeği tohumu…
Bunlar sadece çerez değil; resmen doğanın protein kapsülleri.

Hem de kaşık kaşık…

Bir avuç alıyorsun,
hem tok tutuyor
hem kaslara çalışıyor
hem kemiklere destek veriyor

Üstelik bunu yaparken “hayvansal mı, bitkisel mi?” tartışmasına da girmiyor.


Ama Burada Bir İnce Çizgi Var

Tabii her güzel şey gibi bunun da bir “ama”sı var.

Tuzlusunu, şekerlisini, ballısını alıp
“Ben sağlıklı besleniyorum” demek…
İşte orada kandırdığımız tek kişi kendimiz oluyoruz.

Doğal olacak.
Sade olacak.
Mümkünse az ama düzenli olacak.

Yani mesele “bir oturuşta bir kase yemek” değil,
gün içine küçük ama akıllı dokunuşlar serpiştirmek.


Bazen sağlıklı yaşamak için mucize arıyoruz.

Oysa mucize dediğimiz şey çoğu zaman mutfak dolabının en arka rafında duruyor.

Yumurtayı sevmeye devam edelim, sorun yok.
Ama yanına bir kaşık kabak çekirdeği eklemekten de korkmayalım.

Kim bilir…
Belki de vücudumuzun bize uzun zamandır söylemeye çalıştığı şey şudur:

“Aynı şeyleri yemekten sıkıldım, biraz da beni şaşırt.”

Ve evet…
Bazen bir avuç kuruyemiş, sandığımızdan çok daha fazlasını yapabiliyor.