Son zamanlarda ne tarafa dönsek bir diyet çıkıyor karşımıza. Keto yapan arkadaş, vegan olan kuzen, “paleo mucize” diyen komşu… Bir noktada insanın kafası karışıyor:
“Hangisi gerçekten işe yarıyor?”
Geçtiğimiz günlerde bu konuyla ilgili söylenen bir cümle çok hoşuma gitti. Beslenme dünyasının tanınan isimlerinden Mark Hyman şöyle diyordu:
“Herkese uyan tek bir diyet yok. En iyi diyet, senin bedenine uyan diyettir.”
Aslında bütün mesele burada başlıyor.
Her Şeyin Başı Gerçek Gıda
Şunu kabul edelim… Biz artık çoğu zaman yiyecek değil, yiyeceğe benzeyen şeyler yiyoruz. Paketli, raf ömürlü, içindekiler listesi roman gibi olan ürünler…
Oysa vücut çok net çalışıyor. Ne girerse içeri, ona göre tepki veriyor. Enerjin artıyor mu, şişkinlik yapıyor mu, uykun bozuluyor mu… Hepsi sinyal.
Ve işin komik yanı şu: Diyet isimleri değişse de temel kural pek değişmiyor.
Gerçek gıda kazanıyor, işlenmiş olan kaybediyor.
Keto diyeti yapanların “ilk haftada 3 kilo verdim” demesi boşuna değil. Karbonhidratı kısınca vücut yağ yakmaya geçiyor.
Ama işin püf noktası şu:
Keto = sucuk salam gömmek değil.
Doğru yapıldığında sebze, zeytinyağı, kaliteli protein ve sağlıklı yağlar ön planda. Yanlış yapıldığında ise kolesterol ve halsizlik kapıda.
Kısacası:
Keto güçlü bir araç ama herkese uygun bir yaşam tarzı değil.
Paleo diyetinin felsefesi basit:
“Dedelerimizin yemediğini sen de yeme.”
İşlenmiş gıda yok, şeker yok, rafine un yok. Et, balık, sebze, meyve, kuruyemiş serbest.
Birçok kişi için şişkinlik azalıyor, enerji yükseliyor.
Ama bazı bünyelerde fazla protein sindirimi zorlayabiliyor.
Yani yine aynı noktaya geliyoruz:
Kimine iyi geliyor, kimine ağır.
Vegan beslenmeye geçen birçok insan ilk aylarda “kendimi kuş gibi hafif hissediyorum” der.
Çünkü lif artıyor, işlenmiş gıda azalıyor.
Ama işin riski şurada:
Protein, B12, demir gibi konular ihmal edilirse vücut zamanla alarm verir.
Yani veganlık sağlıklı olabilir —
ama bilinçsiz yapılırsa yorucu olur.
Zeytinyağı, balık, sebze, baklagil, tam tahıl…
Kalp dostu, uzun ömürle anılan beslenme şekli.
Ama bizdeki uygulama çoğu zaman şöyle oluyor:
“Akdeniz diyeti yapıyorum” deyip beyaz ekmekle makarnayı götürmek
Gerçek Akdeniz mutfağı sade ve doğal.
Modern versiyonu ise karbonhidrat ağırlıklı.
Aradaki fark sağlığı belirliyor.
Asıl Gerçek Şu: Vücudun Yalan Söylemez
Bir diyet sana şunları yapıyorsa:
✔ Enerjin artıyorsa
✔ Açlık krizleri azalıyorsa
✔ Şişkinlik gidiyorsa
✔ Uykun düzeliyorsa
Büyük ihtimalle doğru yoldasın.
Ama sürekli halsizsen, sinirliysen, tatlı krizleriyle boğuşuyorsan…
İsmi ne olursa olsun o diyet sana uygun değildir.
Zaten bu yüzden uzmanlar da hep aynı şeyi vurguluyor. Örneğin Mayo Clinic gibi sağlık kurumları diyetlerin kişiye göre değişmesi gerektiğinin altını çiziyor.
Keto mu? Paleo mu? Vegan mı? Akdeniz mi?
Cevap aslında çok basit:
Sana hangisi iyi geliyorsa o.
Diyet bir moda değil, bedenle kurulan bir denge işi.
Başkasında mucize yaratan şey sende sorun çıkarabilir — bu çok normal.
Belki de en doğru beslenme şekli şudur:
Az işlenmiş, bol gerçek gıda ve vücudunu dinlemek.
Gerisi zaten zamanla yerine oturuyor.