Ahmet Akın’ı konuşmadan Balıkesir siyasetini konuşmak artık neredeyse imkânsız. Adam, meteoroloji bülteni gibi: Sabah bir bakıyorsunuz güneşli, öğlen sağanak, akşam fırtına uyarısı. Ama dikkat: Hava durumu değişse de ekranda hep aynı isim yazıyor: Ahmet Akın.
Şunu teslim edelim: Gündem olma konusunda son derece yetenekli. Hatta “başarı” kelimesi az kalır. Olumlu mu, olumsuz mu? O ikinci mesele. Önemli olan şu: Konu bir şekilde dönüp dolaşıp ona geliyor. Bu tesadüf mü? Siyasette tesadüf diye bir şey olduğuna inananlar için evet. Ama siyaset mutfağının biraz arka tarafını bilenler için bu işlerin “kendiliğinden” geliştiğini düşünmek fazla safça.
Aylarca süren “AK Parti’ye geçiyor mu?” tartışmalarını hatırlayalım. Ne zaman bu soru sorulsa, net bir “CHP’liyim” cümlesi duymak kolay olmadı. Kaçamak yanıtlar, diplomatik cümleler, muğlak ifadeler… Siyasette belirsizlik bazen zayıflık değil, bilinçli bir stratejidir. “Her an gelebilirim” hissi, karşı tarafta beklenti üretir; kendi tarafında ise gerilim. İki tarafın da gözü üzerinizde olur. Kötü mü? Gündem olmak isteyen siyasetçi için altın değerinde.
***
Tam bu tartışmalar sürerken gelen milliyetçi, mukaddesatçı, dindar vurgulu mesajlar… Ardından bir Umre ziyareti… Oradan Cumhurbaşkanı Erdoğan’a iletilen selam ve saygılar… Sonra dönüşte meclis kürsüsünden gelen net cümle:
“Olduğum yerdeyim, CHP’deyim, Cumhuriyet Halk Partiliyim.”
Final sahnesi gibi duruyor ama film bitmiyor. Çünkü siyaset seyircisi şunu soruyor: “Madem öyle, bu kadar süre neden net konuşulmadı?” İşte bu soru bile Akın’ın gündemde kalma süresini uzatıyor.
Ve şimdi yeni perde: Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafı.
***
Balıkesir büyükşehir olduktan bu yana, başkanlık makamlarında Cumhurbaşkanı fotoğrafı asılıydı. Ahmet Akın seçildiğinde o fotoğraf duvarda kaldı mı, indi mi, başka odaya mı geçti, depoya mı kaldırıldı — bilmiyoruz. Biz makam odasına zırt pırt girip çıkanlardan değiliz. Bu kısmı en iyi bilenler, o odaya sık girenlerdir; buyursunlar, anlatsınlar.
Ama bugün “Ahmet Akın odasına Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın fotoğrafını astı” diye bir tartışma başlıyorsa, demek ki daha önce o fotoğrafın orada olmadığı yönünde bir algı var. Ve siyaset algıyla yürür.
CHP cephesinde bu hamle her zamanki gibi “AK Parti’ye sinyal” olarak okunuyor. Kızan var, öfkelenen var, sosyal medyada köpüren var. Öte yanda AK Parti cephesinden gelen destek mesajları… AK Partili Büyükşehir Meclis Üyesi Mehmet Birol Şahin’in “Ahmet Akın’ı yedirmeyiz” minvalindeki açıklamaları, insanın hafızasını yokluyor: “Bir dakika, mecliste en sert eleştirileri yapan da siz değil miydiniz?” Siyasette dün dündür, bugün bugündür sözünün canlı performansı gibi.
Şahin şöyle bir cümle kuruyor:
“Sayın Başkan Ahmet Akın'ın CHP zihniyetinin yaygarasından etkilenmeyeceğine inanıyorum. Umarım CHP zihniyetinin kendisine ne kadar büyük engelleyici yük olduğunu bir kez daha görmüştür.
Kuva-yi Milliye şehri Balıkesirimizin Belediye Başkanını çağdışı kalmış bir zihniyetin saldırı ve gürültüsü karşısında yalnız bırakmayız."
Hem “bize gel” çağrısı var, hem CHP eleştirisi, hem açık destek...
***
Şimdi gelelim işin hukuki ve kurumsal boyutuna: Belediye binaları kamu kurumudur. Kamu kurumlarında Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün resmi asılıdır. Ayrıca makam odalarında Cumhurbaşkanının fotoğrafının bulunması da teamüldür. Cumhurbaşkanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin devlet başıdır. Bu fotoğrafın asılması, ideolojik bir tercih değil, kurumsal bir uygulamadır. Bundan “Nasıl asarsın!” diye kriz çıkarmak da, “Aferin, doğru yoldasın” diye siyasi anlam yüklemek de biraz fazla yorum.
Ama siyaset yorum sever. Hele konu Ahmet Akın olunca…
Burada asıl mesele fotoğraf değil. Asıl mesele Ahmet Akın’ın tarzı. Kendini sürekli tartışmanın merkezinde tutma becerisi. Olumlu ya da olumsuz, fark etmiyor; adı konuşulsun yeter. Buna “algı yönetimi” diyen de var, “siyasi zeka” diyen de. “Her şey mübahçı, Makyavelist” demek belki ağır olur ama kendi reklamını yapma, gündemi koklama ve o gündeme bir şekilde girme konusunda profesyonel olduğu açık.
***
İki yıla yaklaşan büyükşehir belediye başkanlığı dönemine bakınca da ilginç bir tablo çıkıyor: Ahmet Akın hâlâ tam bir belediye başkanı gibi değil, biraz milletvekili gibi davranıyor. Kolay değil; kaç dönem vekillik yaptı, siyaset refleksleri orada şekillendi. Belediye başkanlığı ise başka bir disiplin: Yol, su, altyapı, ihale, çöp, imar… Ama Akın’ın siyasal refleksleri hâlâ kürsü siyasetinden izler taşıyor.
Eskiden Meclis’teydi. Ana muhalefetin temsilcisiydi. İktidarı eleştirmek göreviydi. Şimdi ise büyükşehir belediye başkanı. Bu kez eleştirilen o. Eleştirenden eleştirilene dönüşüm… Siyasetin en zor virajlarından biridir bu. Direksiyonu kırarken araç savrulabilir.
Ahmet Akın bu savrulmayı bir kriz olarak mı yaşıyor, yoksa bilinçli bir siyasi manevra alanı olarak mı kullanıyor, işte tartışma burada düğümleniyor. Bildiğimiz tek şey şu: O, gündemde kalmanın yolunu buluyor. Fotoğrafla, açıklamayla, susarak, konuşarak… Bir şekilde.
Sonrası mı?
Onu bir Allah bilir, bir de Ahmet Akın bilir…
Selam ederim.