Bugün 23 Nisan; neşe doluyor insan…
Çocukluğumuzdan kalan o ezgi hâlâ kulaklarımızda: “Sanki her tarafta var bir düğün, çünkü en şerefli en mutlu gün…”

Ama bu coşkunun ardında duran anlamı her yıl yeniden hatırlamak gerekiyor. Çünkü 23 Nisan 1920; bir milletin kendi kaderini eline aldığı, bağımsızlık iradesini dünyaya ilan ettiği gündür.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk, bu tarihi yalnızca bir siyasal başlangıç olarak görmedi. Aynı zamanda geleceği emanet edeceği çocuklara bir bayram armağan etti. 1924’te alınan kararla 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, dünyada eşi olmayan bir anlayışla ilan edildi.

Çünkü bir ülkenin gerçek gücü, tankında topunda değil; çocuklarının gözlerindeki ışıktadır.


ULUSAL EGEMENLİK KAVRAMI VE BUGÜNÜN SORUSU

Ulusal egemenlik, sadece geçmişin bir hatırası değil, bugünün en sert sorusudur:
“Milletin iradesi gerçekten milletin mi?”

Bir zamanlar “Kayıtsız şartsız milletindir” denilerek kurulan TBMM’nin anlamı, bugün çok daha ağır bir sınavdan geçiyor. Yasama, yürütme ve yargı arasındaki denge tartışmaları, kurumların güvenilirliğine dair artan soru işaretleri, siyasi iktidarın muhalefete yönelik sert ve yıpratıcı operasyonları… Tüm bunlar, egemenlik tartışmasını tarihsel olmaktan çok, güncel bir soruna dönüştürüyor.

Bugünün Türkiye’sinde sıkça dile getirilen bir gerçeklik var: iktidar gücünün yasama, yürütme ve yargı üzerindeki etkisinin artması, kurumsal güveni zayıflatıyor. Bu durum, toplumsal güven duygusunu da derinden etkileyen bir kırılma.


PARLAMENTER SİSTEMDEN TEK MERKEZE

Parlamenter sistemden uzaklaşarak güçlerin tek merkezde toplandığı yeni yönetim modeli, bugün tartışmaların odağında. Destekleyenler açısından “hızlı karar alma mekanizması” olarak görülen bu yapı; eleştirenler açısından ise denge ve denetim mekanizmalarının zayıfladığı bir sistem olarak değerlendiriliyor.

Bu değişimin toplumsal ve siyasal yansımaları ise açık.. Kurumlara güven azalıyor, siyasal kutuplaşma derinleşiyor ve ortak akıl zemini daralıyor.


ÇOCUKLARA BIRAKILACAK ASIL MİRAS

23 Nisan aslında bir sorumluluk çağrısı olmalı.

Çocuklara bırakılacak miras yalnızca bayramlar, şarkılar ve törenler değil. Asıl miras; bağımsız bir hukuk düzeni, güçlü ve güvenilir kurumlar, bilim ve üretimle büyüyen bir ekonomi, adalet duygusunun sarsılmadığı bir toplum.

Çocuklara güçlü bir gelecek bırakmak, onlara yaşanabilir bir ülke inşa etmekle mümkün.


***

Bugün 23 Nisan…
Bir yanda çocukların gülüşleri, diğer yanda ağır bir soru:

“Biz onlara nasıl bir Türkiye bırakıyoruz?”

Eğer bu soruya verilecek cevap belirsizleşiyorsa, doğrudan ulusal egemenliğin ruhuna dair bir sorgulama haline gelir.
Egemenlik, yalnızca ilan edildiği gün değil korunduğu sürece var olur. Ulusal egemenlik kavramı bir ezber metin olarak ele alınmamalı.

Yaşatan, geliştiren, ulusal bütünlüğü her şeyin üstünde tutan, kalıcı ve sürdürülebilir güven, huzur, refah inşa eden, ayrışmalar ve ayrıştırmalara izin vermeyen, ulusun ve ulus devletin çıkarlarını her şeye rağmen koruyan bir anlayış dileğiyle..

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız kutlu olsun.