Bazen bir şehir susar… Uzun süre bekler. İçinde o kadar çok şey vardır ki aslında, ama bir türlü doğru şekilde anlatamaz kendini. Balıkesir de uzun zamandır tam olarak böyleydi.
Şimdi o sessizlik bozuluyor gibi.
Uzun süren bir durgunluğun ardından Balıkesir’de gastronomi adına yeniden somut adımlar atılıyor. Üstelik bu kez öyle küçük çaplı bir deneme değil; adıyla da iddiasını ortaya koyan bir organizasyon: Balıkesir GastroFest.
Hatırlarsınız…
Geçmiş dönemde yapılan kahvaltı festivali vardı. İki kez denendi, ama beklenen ilgiyi görmedi. Açık konuşalım; o proje tutmadı. Sonrasında da rafa kaldırıldı. Devamı gelmedi. Çünkü bir şehir sadece “kahvaltı” ile anlatılmaz. Hele ki Balıkesir gibi bir şehir hiç anlatılmaz.
Şimdi ise yeni bir sayfa açılıyor.
Bu Kez Daha Büyük, Daha Doğru Bir Hikâye Yazılıyor
Ahmet Akın’ın göreve gelmesinden yaklaşık iki yıl sonra, ilk kez bu ölçekte bir gastronomi festivali için ciddi bir adım atılıyor.
8-9-10 Mayıs 2026’da, Avlu Kongre ve Kültür Merkezi’nde düzenlenecek 1. Uluslararası GastroFest, aslında sadece bir festival değil… Balıkesir’in kendini yeniden anlatma girişimi.
Ve bu sefer konu doğru seçilmiş gibi görünüyor.
Çünkü Balıkesir’i Balıkesir yapan şey; kahvaltıdan çok daha fazlası.
Zeytinyağı var, peynir var, et var, deniz ürünleri var…
Ayvalık’tan Gönen’e, Edremit’ten Manyas’a kadar uzanan kocaman bir mutfak kültürü var.
Yani aslında mesele şu:
Bu şehir zaten zengin. Sadece bunu doğru anlatamıyordu.
Turizm Diyorduk… İşte Tam O Nokta
Uzun zamandır aynı şeyi söylüyoruz:
Balıkesir’in dünyaya açılmasının yolu turizmden geçiyor.
Ama “deniz turizmi” tek başına yetmez.
“Yazlıkçı geliyor, gidiyor” hikâyesiyle bu iş büyümez.
Gastronomi ise tam burada devreye giriyor. Çünkü artık insanlar bir şehre sadece gezmek için değil, tatmak için gidiyor.
İtalya’yı düşünün, Fransa’yı düşünün…
Şehirler yemekle markalaşıyor.
Peki Balıkesir neden olmasın?
İki denize kıyısı olan, tarımın ve hayvancılığın bu kadar güçlü olduğu bir şehir…
Aslında yıllardır bu iş için hazırdı.
Biraz gecikti, doğru.
Ama bazen geç kalmak, hiç başlamamaktan iyidir.
Üniversite Detayı Önemli
Festivalin en kritik noktalarından biri de şu:
Balıkesir Üniversitesi’nin bu sürece dahil olacak olması.
Türkiye’de gastronomi ve mutfak sanatları alanında ilk bölümlerden birine sahip olan bir üniversiteniz varsa, bunu kullanmak zorundasınız.
Akademi ile sahayı buluşturamazsanız, yapılan iş eksik kalır.
Eğer bu iş doğru kurgulanırsa;
sadece 3 günlük bir festival değil,
uzun vadeli bir gastronomi markası çıkar buradan.
İşin en kritik noktası burası.
Çünkü Türkiye’de bir şeyi başlatmak zor değil…
Ama sürdürebilmek çok zor.
Eğer GastroFest sadece “bir kere yaptık, güzel oldu” seviyesinde kalırsa, geçmişteki kahvaltı festivalinden farkı olmaz.
Ama doğru planlama, doğru iletişim ve devamlılık sağlanırsa…
İşte o zaman Balıkesir gerçekten “gastronomi şehri” olabilir.
Açık konuşalım…
Bu işin çok daha önce yapılması gerekiyordu.
Ama bugün gelinen noktada şunu söylemek lazım:
En azından doğru kapı çalınmış gibi görünüyor.
Balıkesir artık sadece “geçerken uğranan şehir” değil,
özellikle gelinen bir destinasyon olmak zorunda.
Belki de bu festival, o dönüşümün ilk adımıdır.
Şimdi top Balıkesir’de.