“YAZIK oluyor bu memlekete” diye başlasam söze, abartmış mı olurum?

Şehir adına karar verenlerin kendi ticari öyküleri üzerinden sürdürdükleri restleşmelerin, kapışmaların, kavgaların, hakaretlerin gölgesinde yaşıyoruz!

Gölge serinletir; bunlarınki yakıyor!


***

BÜYÜKŞEHİR Meclisi’nde yine Sağay Lojistik – Akın Kauçuk restleşmesi izledik.

Yani, tır filoları kamuoyunda hep dedikodu mevzusu olan AK Partili Yasin Sağay’la.. Gönen’de kain, Akın Kauçuk’un mirasçı hissedarı Ahmet Akın…

Ahmet Akın, lojistik dehası Yasin Sağay’a sürekli ‘tır’ göndermesi yapıyor.

Sağay da, Akın Kauçuk üzerinden Akın’a laf çakıyor.

Bu şehir, Sağay Lojistik – Akın Kauçuk muhabbetiyle oyalanıyor!


***

HER Meclis’te aynı mevzu, aynı tartışma, aynı gönderme, aynı laf çakma!

Biri, ötekinin ticari başarısızlığından besleniyor..

Öteki, diğerinin başarısını sorguluyor!

Ahmet Akın meselâ; Sağay’ın sayısı belirsiz tırlarının sırrını Büyükşehir’in kaynaklarında arıyor.

Sağay’ın atlet – terlik – kirli kot pantolonla kamyonculuk yaptığı yıllara iniyor; bu zenginleşmenin hesabını soruyor bir nevi.

Bu göndermeleri, laf çakmaları yaparken Akın’ın kullandığı dil, fena halde suçlayıcı nitelik taşıyor.

Espriyle karışık öyle cümleler kuruyor ki, hem hakaret var içinde, hem itibarsızlaştırma, hem ağır suçlamalar.

Yasin Sağay’ın kimyası değişiyor tabi.. Daha sert karşılık vererek üste çıkma moduna geçiyor. Yüz hatları gerginliğini, öfkesini apaçık gösteriyor. Ses tonu yükseliyor, bağırtıya dönüşüyor.

Vereceği karşılıkların ilk cümleleri, Akın Kauçuk’la başlıyor!

“Ben alın terimle, çabamla bu mevkiye geldim; sen kendi şirketini batırdın” demeye gelen kakofonik bağırtılarla Ahmet Akın’ı baskılamaya çalışıyor.

Bir anlamda, “şuncacık şirketi yönetemedin, Büyükşehir’i nasıl yöneteceksin” demeye getiriyor.


***

BİRİLERİNİN ticari başarısı, birilerinin başarısızlığı bizi ilgilendirmiyor. Bu şehri hiç ilgilendirmiyor. Şehri yönetenlerin, Balıkesir’in meclisinde, Balıkesir adına kararlar verilen bir mekanda, kendi ticari vaziyetleri üzerinden sürekli kapışması, şehrin enerjisini de tüketiyor.

Baştan beri Akın ve Sağay arasında devam eden gereksiz diyaloğu takip ediyorsanız, kurdukları cümlelerin, savurdukları vaveylaların, ağır tonajlı restleşmelerin hakaret dozunun oldukça yüksek olduğunu görüyorsunuzdur.

Peki şu ana kadar birbirleri hakkında şikayetçi oldular mı; “beni yolsuzlukla, haksız zenginleşmeyle suçladı, itibarımı zedeledi, hakaret etti” deyip savcılığa gitmiş mi?

Öteki, “asıl ben hakarete uğradım, itibarsızlaştırıldım, ticari sırlarım ifşa edildi” deyip dava falan açmış mı? Hakaret davası, maddi – manevi tazminat falan?

Hiç duymadık!


***

BU kez neden çıktı kavga?..

Ahmet Akın’ın kurmay kadrosundaki arkadaşların şirket yönetim kurulu üyelikleri üzerinden aldıkları huzur haklarından!

Sağay, en çok da Akın’ın başdanışmanı, eski müfettiş Melih Özay’ı hedef yapıyor. Bir sosyal medya platformundaki canlı yayın sırasında, kimlerin ne kadar huzur hakkı aldığını listeliyor.

Bu mevzu kamuoyunda çok konuşuluyor.

O halde bir karşılık vermek gerek; yalanlamak gerek.

Hele de Melih Özay’sa mevzunun öznesi.. Ahmet Akın kesinlikle susmaz, sineye çekmez, savunmaya geçer.

Hep böyle oldu çünkü. Başkaca isimlere yönelik iddialar, dedikodular gündeme geldiğinde sessizliğe gömülen Ahmet Akın.. Melih Özay’la ilgili en küçük bir eleştiriye dahi tahammül edemiyor.

İkili arasında belli ki çok derin bir bağ var; yol arkadaşlığının ötesinde bir durum sanki.

Neyse.

Grup toplantısında plan kuruluyor; Meclis salonunda sahneye konuyor.

Kepsut OSB müteşebbis heyeti için isim belirlenecek; Ali Kemal Deveciler şakacıktan Yasin Sağay’ı öneriyor.

Böylece topu Ahmet Akın’a paslıyor. Pası karşılayan Akın, “sen seversin huzur haklarını” girizgahıyla Sağay’a gol atıyor!

Sonrasını zaten biliyorsunuz.. Oturumun yarı zamanı huzur hakkı tartışmalarıyla tüketiliyor.


***

OYSA her ikisinin elinde belgeler var. Önceki yönetimin Başkanvekili Yasin Sağay, her çeşit bilgi ve belgeye içeriden ulaşabiliyor. Kendi döneminin bilgileri, belgeleri de elinde zaten.

Ahmet Akın da Büyükşehir kayıtlarına, arşivlerine hakim. Elini şıklatsa, istediği belge iki dakikaya masasında.

E haydi o zaman, geçen dönem hangi şirketlerde kimler yönetim kurulu üyeliği yapmış, kim ne kadar almış, tarih tarih, evrak evrak, bedel bedel dökün ortaya.

Bu dönem hangi şirketin yönetiminde kimler var, aldıkları huzur hakkı toplamı falan…

Tabi yönetim kurullarında görev yapmış olanlar ve şu anda görev yapanların o şirketlerin iştigali ekseninde, yeterlilikleri, liyakatları, uzmanlıkları, şunları bunları…

Hepsi konsun ortaya.

Hak edilmiş mi, hak edilmemiş mi? Neye göre şirket yönetimlerinde yer almışlar; bilsin bu millet.

Daha da önemlisi, yönetenlerin huzur hakkından elde ettikleri kazanç kadar, bu şirketlerin kâr da mı, zararda mı olduğu!

Hangi şirket kâr ediyor, hangisi zararda…

Bunların bir ikisinde irili ufaklı hissedarlar var. Yöneticinin huzur hakkı banka hesabına her ay periyodik olarak yatarken.. Yıllardır tek delikli kuruş kâr payı alamayan hissedarların durumunu da konuşmak lazım.


***

SON kertede; halk adına, şehir adına, bu koca vilayet adına karar veren seçilmişlerin halkın meclisinde sokak jargonunu bırakıp, üstlendikleri sorumluluğun ciddiyetiyle hareket etmelerini bekliyoruz.

Ayrıca, seçilmişlerin yönettiği Meclis’te, bürokrat arkadaşların meclis üyeleriyle senli benli diyaloglara girmeleri, ses tonlarını yükseltmeleri, her söylediklerine karşılık vermeleri, hatta ithamları. Suçlamaları, yalanlamaları falan..

Bunlar da hoş değil.

Meselâ, huzur hakkı tartışmaları sırasında Genel Sekreter Naki Çetin’in kendini savunmaya geçerken takındığı tavır hiç hoş değildi.

“İddialarını ispatla, hemen bu görevimden istifa edeceğim” çıkışı falan… Varsa bir suçlama, hakaret, itham; Adliye binası orada, git şikayetçi ol, dava aç.


***

YİNE söyleyelim; bu şehri Sağay Lojistik – Akın Kauçuk özelindeki muhabbetlerle oyalamayın.

Selam ederim.