YÜZ BİN FORMA! Tanesi bin dokuz yüz altmış altı liradan, yüz doksan altı milyon altı yüz bin lira yapar…

Yukarıya yuvarla; iki yüz milyon!

Balıkesirspor kampanya yapıyor: Forma Seferberliği… Hedef konmuş; yüz bin adet forma satılacak.. Formalar öğrencilere, gelir Balıkesirspor’a.

Dün akşam Pamukçu’daki otelde yemek tertiplediler; iş alemini, politikacıları, bürokratları, spor camiasını falan davet ettiler.

Masalar dolup taşacak, hedeflenen sayının bile üstüne çıkılacak sandılar!

Hepi topu on bin forma satabildiler.

Hedefin yüzde onu!


***

Mikrofon dolaştırıldı masa masa.. Kimisi yüz dedi, kimisi iki yüz; elli, altmış, yirmi.. Herkes bütçesinin çapına göre bir sayı verdi.

Uzun uzun ahkam kesip hiç forma almayan da vardı!

Hani o kadar konuştun, bari on tane falan alaydın da boş geçmeyeydi.


***

SONRA masalarda oturan eşrafa bakıyorsunuz, hep aynı yüzler. Yani bugüne kadar hiç biri gönülden olmayıp, zorunlu halden Balıkesirspor’a bilmem şu kadar liralık bağış, yardım, destek, adı altında para verenler.

Dışından tebessüm edip, Balıkesirspor için yüce gönüllü gibi görünen, ama içinden “yeter artık” diye haykıran patronlar meselâ…

Her sıkışık ortamda, her para krizinde, her yokluk zamanında kapıları çalınan arkadaşlar!

Bugüne kadar çok haneli rakamlar üzerinden çek kesen iş adamları.

Hani hepsi de vermekle yükümlü, kaçarı yok!

Yemekte “elli forma” deyince, salondakilerin yüzlerini ekşitmesi de var: “Bu memleketin en çok kazanan iş adamısın, alacağın forma bu kadar mı yani” diye yanındakiyle fiskoslaşanlar…

Eh bir de, “ver ver nereye kadar” kızgınlığıyla, davete icabet etmeyip yüz forma parasından kurtulmayı kâr sayanları da ekleyelim.

Bunlar bir yana.

Bir de iş aleminde varlık gösterip parlayanlar ve kamuoyuna kendilerini göstermek için mikrofona uzanıp, “elli forma da benden” havası atanlar.

Madem kendini gösterdin, bir daha kuma gömemezsin başını! Her an kapıları çalınacak, her sıkışık anda “ateşle bakalım” denilecek. O yeni yetme patronlar da en sonunda büyükleri gibi yaka silkmeye başlayacak!


***

BELEDİYE başkanları da var o ortamda. Bir tepsi baklavayla kulüp idarecilerini ve topçuları kandırdığını zannedenler yani.

Tepsiyi eline alıp tesislerde poz verenlerin, Balıkesirspor’un hamisi gibi görünme çabalarına hep gülmüşümdür zaten. Şeker çikolatayla çocuk kandırmaktan farkı yok!

Bir de boyunlarına kırmızı beyazlı kaşkolu atıp, “kendi maaşımdan yüz forma” diyorlar ya…

Başkanlık maaşı yani… Sizin başka işiniz yok mu, başka gelirleriniz; seçilmeden önce beş parasız mı geziyordunuz?

Başkanlık maaşıyla forma almak, gönülden vermek olmuyor!

Bizimki gibi kulüplerin ekonomik sıkışıklıkları ve kötü gidişlerinin faturası hep belediyelere kesilir malum. Belediye arkalarında durmaz, verilen sözler tutulmaz, destek çıkılmaz falan.

Geçmişte bunun örneklerini çok gördük. Kulüp ne zaman tökezlese, belediye başkanları hedefe konur!

Ama bunun böyle olmasında onların payı büyük.

Seçim işleri için futbol kulübünü malzeme yaparlar, bol keseden atarlar, vaatlerin haddi hududu yoktur; takım şampiyon olacaktır…

Sonra, iki maç tribünde görüntü, yenilince üzülmüş, kazanınca sevinmiş pozları.. Ara sıra tesislerde topçulara baklava ikramı; işlem tamam!


***

ÖZETLE, Balıkesirspor gibi zorda kalmış, kasası boş, üst liglerden alt liglere cumburlop düşüvermiş kulüpler çok. Biz kendi kulübümüze bakıyoruz.

Şimdi bu yüz bir forma işi olmadı. Geçmişte de olmadı zaten. Benzer kampanyalar yapıldı; istenen hedefe ulaşılamadı.

Kampanya sürüyor; önümüzdeki günlerde, haftalarda forma alımları devam eder. Yine de yüz bin rakamına ulaşacaklarını sanmam.

Hep söyleriz; Balıkesirspor’a kimselere muhtaç olmayacak şekilde, kalıcı gelir alanları yaratmak lazım.

Bunu yapabilirlerse, iş adamının, belediye başkanının, politikacıların, sanayicinin, şunun bunun kapısında dilenci olmaktan kurtulabilirler.

Yoksa bu iş hep böyle devam eder. Bir kulüp başkanı gelir, bir kulüp başkanı gider, bir yönetim seçilir, bir yönetim düşer. Borç devam eder, parasızlık sürer gider.


***

BELEDİYE kimdeyse, Balıkesirspor onunmuş gibi bir ortam var. Kulüp başkanları belediyeden.. Yöneticiler belediyeden.. Ya da belediye başkanı kimi adres gösterdiyse, o başkan seçiliyor.

Spor işini bilen bilmeyen abiler, futbol dünyasıyla öyle çok içli dışlı olmamış, kulüp yönetiminin sorumluluğundan bihaber arkadaşlar, bir anda kulüp başkanı, kulüp yöneticisi falan oluveriyor.

Belediye verirse, işler yürüyor. Vermezse, “benden buraya kadar…”

“Şehrin takımı, Balıkesir’in marka değeri” falan deyip duruyorlar ya.. Marka değerse gerçekten, onu yaşatma, yüceltme, koruma sorumluluğu vardır. Değerli marka, kendi iradesi, kendi sorumluluğu ve kendi birikimiyle zaten yaşar gider.

Şimdiki haliyle, “şanım yürüsün” diye yüz forma satın alıp havasını atan firmaların markalarına hizmet eden bir kulüp var ortada. Ayrıca siyasilerin elinde malzeme olan, hangi siyasi irade gelirse onun rengine göre şekillenen bir kulüp!

Bu görünümden kurtulmak için, kalıcı gelir elde edilebilecek işletmelere sahip olmalı Balıkesirspor.

Zemin hazırlanır, “buyur işlet, çalıştır, üret, kazan” denir.

Ne bileyim işte, nasıl bir gelir kapısı oluşturulabileceğini yönetenler düşünsün; akaryakıt istasyonu mu olur, inşaat işleri mi olur.. Otopark, market, şu bu…


***

YANLIŞ anlaşılmasın; millete akıl vermek değil niyetim. Hepsinin aklı başında, onlar da neyin ne olduğunu, ne olacağını biliyor. Bu şehrin sorumlu bir yaşayanı olarak fikrimi beyan etmekle mükellefim.