Balık tezgâhının önünde durup şöyle bir bakıyorsunuz… Bir tarafta “Norveç somonu” etiketi, diğer tarafta “Karadeniz somonu”. Fiyatlar farklı, isimler havalı, kafa karışıklığı garanti. İşte tam bu noktada devreye 45 yıllık balıkçının o meşhur cümlesi giriyor:
“İnsanlar isimlere aldanıyor, balığın gerçeği tezgâhta belli olur.”


Şimdi gelin, işin reklamını değil, mutfağa giren gerçeğini konuşalım.


AYNI BALIK MI, DEĞİL Mİ?

Önce şunu netleştirelim: İkisi de somon. Ama yetişme şartları, yolculuğu ve tezgâha gelene kadar yaşadıkları farklı.

Norveç somonu okyanus soğuğunda, büyük çiftliklerde yetişiyor. Uzun yol yapıyor, paketleniyor, soğuk zincirle ülkeye geliyor. Karadeniz somonu ise bizim sularımızda, daha kısa mesafede, daha az “el değiştirmiş” şekilde tezgâha ulaşıyor.

Balıkçının dediği şu:
“Balık ne kadar az yol yaparsa, o kadar kendisi kalır.”


FİYAT FARKI... DEĞER FARKI...

En çok sorulan soru bu. Norveç somonu pahalı, Karadeniz somonu daha ulaşılabilir. Peki içerik?

Omega-3, protein, kalori… Rakamlar neredeyse aynı. Yani biri sizi daha sağlıklı, diğeri daha sağlıksız yapmıyor. Aradaki fark, cebinizde ve damak alışkanlığınızda.

Balıkçı bunu şöyle özetliyor:
“Somon somondur. Tazeyse konuşur, bayatsa susar.”


LEZZETİ BELİRLEYEN TEK ŞEY ETİKET DEĞİL..

İşin püf noktası burada. İnsanlar balığı alıyor, sonra kurutana kadar pişiriyor. Sonra da “Bu somon tatsız” diyor. Değil.

45 yıllık ustanın formülü basit:
Bir parça tereyağı, bir defne yaprağı, bir diş sarımsak…
Ne sos bombardımanı, ne fırında unuttum dramı.

Balık diyor ki: “Beni az kurcala, ben işimi yaparım.”


SAĞLIK TARAFINDA HANGİSİ ÖNDE?

İkisi de kalp dostu. İkisi de beyin için iyi. İkisi de protein deposu. Astaksantin sayesinde cilde bile katkısı var.

Yani “Norveç somonu yersen genç kalırsın, Karadeniz somonu yersen olmaz” diye bir şey yok. Bu biraz da pazarlama masalı.

Gerçek şu:
Somon, düzenli ve doğru pişirilirse faydalı. Nereden geldiği ikinci planda.


ASIL MESELE TAZELİK, PİŞİRME VE BEKLENTİ...

Balık tezgâhında yıllar geçirmiş insanlar süslü cümleler kurmaz. Kısa konuşur, net konuşur.

Norveç somonu da Karadeniz somonu da sofraya yakışır. Biri ithal diye daha “elit”, diğeri yerli diye daha “vasat” değil. Asıl mesele tazelik, pişirme ve beklenti.

Ve belki de en önemlisi şu:
Balık seçerken etikete değil, balığın gözüne bakın. Göz canlıysa, tartışma bitmiştir.