Son yıllarda hangi sohbet ortamına girseniz mutlaka birileri “Ben aralıklı oruç yapıyorum” diyor. Kimi 16 saat aç kalıyor, kimi haftada iki gün neredeyse hiç yemiyor. Hatta bazıları bunun sadece kilo değil, zihin açıklığı, gençleşme, uzun ömür gibi pek çok kapıyı araladığını düşünüyor.
Ama işin bilim tarafı o kadar heyecanlı görünmüyor.



Arjantin’de yapılan ve dünya genelinde 22 ayrı çalışmayı inceleyen bir analiz, aralıklı orucun kilo verme konusunda klasik diyetlerden daha üstün olmadığını ortaya koydu. Üstelik kaybedilen kilo oranı ortalama yüzde 3 civarında. Doktorların “anlamlı kilo kaybı” dediği sınır ise yüzde 5. Yani tablo çok da çarpıcı değil.



Mucize Arayışı ve Gerçekler
Aralıklı oruç özellikle Michael Mosley’nin popülerleştirdiği 5/2 modeliyle geniş kitlelere ulaştı. Beş gün normal beslenme, iki gün ciddi kalori kısıtlaması… Kulağa disiplinli ve etkili geliyor. Zaman kısıtlı beslenme, gün aşırı oruç, haftada iki gün açlık… Hepsi aynı çatı altında toplanıyor.
Ancak Buenos Aires’teki Cochrane analizinde Avrupa’dan Kuzey Amerika’ya, Çin’den Avustralya’ya kadar 1995 yetişkinin katıldığı klinik çalışmalar incelendiğinde sonuç net: Aralıklı oruç kilo verdiriyor ama diğer yöntemlerden daha fazla değil. Yaşam kalitesinde ya da genel sağlıkta belirgin bir üstünlük de gösteremiyor.
Yani ortada bir “sihirli formül” yok.



Neden Bu Kadar Popüler?
Çünkü umut satıyor. Daha az uğraşla daha fazla sonuç alma fikri her zaman cazip. “Sadece saatlere dikkat et, gerisi gelir” düşüncesi kulağa, kalori saymaktan ya da tabak tartmaktan daha pratik geliyor.
Bir de işin psikolojik tarafı var. Belirli saatlerde yemek, bazı insanlar için kontrol hissi yaratıyor. Kimi gerçekten daha disiplinli hissediyor, kimi de akşam atıştırmalarından kurtulduğu için kendini daha iyi hissediyor. Bu kişisel deneyim önemli, ama bilimsel olarak mucize anlamına gelmiyor.


Berlin Charité’den Prof. Maik Pietzner’in söylediği bir cümle aslında konuyu özetliyor: İnsan bedeni uzun süreli gıdasızlığa dayanabilecek şekilde evrimleşmiş olabilir. Ama bu, aç kaldığımızda daha iyi performans gösterdiğimiz anlamına gelmiyor.
Vücudumuz hayatta kalmaya programlı. Açlığa dayanıyor ama bunu “avantaja” çevirmiyor. Hele ki modern yaşamda, stresle, uykusuzlukla ve hareketsizlikle birleştiğinde tablo daha da karmaşık hale geliyor.



Asıl Mesele Yöntem Değil, Sürdürülebilirlik
Aralıklı oruç kötü mü? Hayır. Ama mucize de değil. Geleneksel dengeli beslenme yaklaşımıyla benzer sonuçlar veriyor. Daha iyi görünmüyor, daha kötü de değil.
Asıl soru şu: Hangi yöntemi uzun vadede sürdürebilirsiniz?
Bir yılın sonunda hâlâ uygulayabildiğiniz sistem, sizin için doğru olandır. Yoksa birkaç ay hevesle yapılıp sonra bırakılan hiçbir yöntem kalıcı sonuç getirmiyor.
Belki de kilo meselesinde aradığımız mucize, yeni bir diyet türü değil. Daha sade, daha dengeli ve sürdürülebilir bir hayat düzeni. Aralıklı oruç bu yolda bir araç olabilir. Ama tek başına çözüm değil.
Bazen en zor kabul edilen gerçek şu: Kısa yol yok.