Kalp; sadece kan pompalayan bir kas değil, anlamla beslenen, sevgiyle güçlenen, yalnızlığa dayanamayan ilahi bir yol arkadaşıdır.


Bugün hayatımızın en önemli ama çoğu zaman en sessiz organı hakkında yazıyorum: Kalp.

Allah’ın yazdığı ömre göre, hiç durmadan, hiç izin istemeden; bazen sevinçle hızlanarak, bazen hüzünle yavaşlayarak 80–100 yıl boyunca aksamadan çalışan mucizevi bir organ…
İnsanoğlu henüz yüz yıl arızasız çalışabilen bir motor yapmayı başaramadı. Oysa kalp; bakım istemeden, yedek parçası olmadan, sessizce görevini yapıyor.
Ne şikâyet ediyor ne de mola istiyor. Ta ki biz onu ihmal edene kadar…


Tıbbın gözünden kalp

Tıbbi olarak kalp; dakikada ortalama 60–100 kez atan, günde yaklaşık 100 bin kez kasılan, yılda 35 milyon, bir insan ömründe ise 3 milyardan fazla kez çalışan canlı bir kas dokusudur.
Dört odacığı, kusursuz kapak sistemi ve elektriksel iletim ağıyla adeta ilahi bir mühendislik eseridir.

Ancak modern tıp artık şunu da kabul ediyor:
Kalp sadece kas değildir.
Stresle büyür, korkuyla daralır, sevgiyle dengelenir.
Uzun süreli yalnızlık, ihmal edilmiş duygular ve kronik stres, kalp hastalıklarının en önemli görünmeyen nedenleri arasındadır.


Neden tek?

Düşündürücüdür…
İki böbreğimiz var, iki akciğerimiz, iki gözümüz, iki kulağımız…
Ama kalbimiz tek.

Bu bir eksiklik değil, belki de bir mesajdır.
Kalp tek başına çalışır ama yalnız kalmak için yaratılmamıştır.

İnanıyorum ki kalp, eşini bulduğunda daha güzel atar.
Bu eş bazen bir insan olur, bazen bir evlat, bazen bir inanç, bazen de bir dava…
Ama mutlaka bir anlam ortaklığı ister.


Sosyolojik açıdan kalp

Modern çağ, kalbi yoran bir çağdır.
Hız, rekabet, tüketim, yalnızlık…
İnsanlar kalabalıklar içinde yapayalnızdır.

Ekranlara bakıyoruz ama birbirimizin yüzüne bakmıyoruz.
Mesajlaşıyoruz ama hâl hatır sormuyoruz.

Ve sonuç kaçınılmazdır:
Kalp hastalıkları artıyor.
Çünkü kalp sadece kan pompalamaz, anlamla beslenir.


Felsefi bir yerden bakınca

Kalp, aklın cesaret edemediği yerde karar verir.
Aklın hesapladığını kalp hisseder.
Bu yüzden bazı kararlar “mantıksız” görünür ama aslında en sahici doğrular kalpten çıkar.

Kalp kırılır ama yine de atmaya devam eder.
İşte bu yüzden kalp, insanın hem en güçlü hem de en kırılgan yanıdır.


Romantik bir son

Kalp, Allah’ın insana verdiği en sadık yol arkadaşıdır.
Biz uyurken çalışır, biz unuturken hatırlar, biz vazgeçerken direnir.

Ve ben inanıyorum ki:
Kalp eşini bulduğunda daha düzenli atar.
Sevildiğinde iyileşir.
Anlaşıldığında güçlenir.
Paylaşıldığında çoğalır.

Belki de bu yüzden kalbimiz tek…
Biri gelsin, yanına otursun
ve birlikte atsın diye.