Bu hafta sonu Gaziantep’teydim. Bir yakınımızın vefatı dolayısıyla bulunduğum bu şehirde, acının nasıl paylaşılması gerektiğini sadece sözle değil, uygulamayla gördüm. Ve açık söyleyeyim; bu gördüklerim beni hem etkiledi hem de düşündürdü.

Gaziantep’te belediyecilik sadece yol yapmak, kaldırım döşemek, park açmak değil…

Gaziantep’te belediyecilik, insanın en zor anında yanında olabilmektir.

Bir taziye evine girdim.

Sessiz, düzenli, temiz… Ama hepsinden önemlisi, insanın içini rahatlatan bir düzen.

Orada sadece bir mekân yoktu; orada bir anlayış vardı.

Orada devletin, belediyenin, yani kamunun vatandaşa söylediği şu cümle vardı:

“Sen yalnız değilsin.”

Taziye evleri…

Belki bazılarına basit bir hizmet gibi gelebilir. Ama değil.

Bu, bir toplumun insana verdiği değerin ölçüsüdür.

Düşünün…

İnsan en zor gününde, acısını yaşarken;

yer aramak zorunda kalmıyor,

organizasyon derdine düşmüyor,

misafir ağırlama telaşıyla yorulmuyor.

Çünkü sistem kurulmuş.

Çünkü birileri “vatandaşın acısı bizim de meselemizdir” demiş.

İşte belediyecilik budur.

İşte sosyal devlet anlayışı budur.

Şimdi soruyorum:

Balıkesir’de niye yok?

Bizim insanımızın acısı daha mı az?

Bizim vatandaşımız bu hizmeti hak etmiyor mu?

Yoksa biz hâlâ belediyeciliği sadece asfalt ve bina yapmaktan mı ibaret görüyoruz?

Balıkesir büyük bir şehir.

Kültürüyle, insanıyla, geçmişiyle güçlü bir şehir.

Ama bazı konularda hâlâ eksiklerimiz var.

Taziye evleri bunlardan biri.

Bugün Balıkesir’de bir cenaze olduğunda aileler ne yapıyor?

Kimi evinde, kimi dar alanlarda, kimi zor şartlarda bu süreci yürütmeye çalışıyor.

Hem acısını yaşıyor hem de organizasyon yükünü taşıyor.

Oysa olması gereken bu değil.

Belediye, vatandaşın sadece iyi gününde değil;

en zor gününde de yanında olmalıdır.

Gaziantep bunu başarmış.

Hem de yıllardır, sistemli ve saygılı bir şekilde.

Bu bir lüks değil.

Bu bir ihtiyaç.

Bu bir medeniyet göstergesi.

Balıkesir’de neden olmasın?

Neden her ilçede, her mahallede planlı, düzenli taziye evleri kurulmasın?

Neden vatandaşımız bu yükten kurtarılmasın?

Neden “devlet benim yanımda” duygusu güçlendirilmesin?

Bu bir yatırım değil;

bu bir vicdan meselesidir.

Bu yazıyı bir eleştiri olsun diye değil,

bir farkındalık oluşturmak için yazıyorum.

Gaziantep’te gördüğüm o hassasiyet,

o saygı,

o insana dokunan anlayış…

Balıkesir’de de olmalı.

Çünkü biz de bunu hak ediyoruz.

Çünkü bizim insanımız da,

en az Gaziantepliler kadar değerli.

Sözün özü:

Belediyecilik sadece şehir kurmak değildir.

İnsanı yaşatmaktır.