Mustafa Kemal Atatürk’ün çocuklara armağan ettiği 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı, dünyada benzeri olmayan bir bayramdır. Bir milletin kurucusunun, geleceği emanet ettiği nesle duyduğu güvenin en somut ifadesidir.
Ama bugün kendimize dürüst bir soru sormak zorundayız:
Biz bu emaneti gerçekten anlıyor muyuz, yoksa sadece törenlerle mi hatırlıyoruz?
***
Her yıl aynı sahne tekrar eder…
Valiliklerde, bakanlıklarda, belediyelerde koltuklar çocuklara devredilir.
Minik eller büyük makam masalarına uzanır, birkaç cümle söylenir, kameralar kaydeder…
Ve ertesi gün o koltuklar yeniden eski sahiplerine döner.
Güzel bir gelenek… Ama eksik bir anlam var: Koltuğun taşıdığı vicdan!
İşte tam da bu yüzden, bu yıl için farklı bir önerim var:
Bu ülkeyi yönetenler…
Valiler, bakanlar, rektörler, karar vericiler…
23 Nisan günü, sadece sembolik bir devir teslim yapmak yerine, bir saatliğine kendilerini çocukluklarına devretsinler.
Evet, sadece bir saat.
Ama o bir saat, belki de yılların eksikliğini tamamlayacak bir yüzleşmeye dönüşebilir.
***
Bir an için düşünelim…
Bir vali, makam odasını terk edip bir okul sırasına otursa…
Bir bakan, bir çocuğun sabah okula giderken hissettiği kaygıyı hatırlasa…
Bir yönetici, çocukken kurduğu ama gerçekleştiremediği hayalleri yeniden düşünse…
O zaman sorular değişir.
“Kaç proje yaptık?” sorusu yerine,
“Kaç çocuğun hayatına dokunduk?” sorusu gelir.
“Ne kadar büyüdük?” yerine,
“Çocuklarımız ne kadar mutlu?” sorusu öne çıkar.
Hepsinden önemlisi, bu ülkede bir çocuk, gerçekten çocuk olabiliyor mu?
Sokakta özgürce oynayabiliyor mu?
Korkmadan, çekinmeden kendini ifade edebiliyor mu?
Hayal kurabiliyor mu, yoksa sadece sınavlara mı hazırlanıyor?
***
Bugünün çocukları; betonun içinde büyüyen, ekranlara mahkûm edilen, rekabetin ve kaygının erken yaşta omuzlarına yüklendiği bir dünyanın içinde yaşıyor.
Biz ise onlara yılda bir gün koltuk vererek görevimizi yaptığımızı sanıyoruz.
Oysa çocukluk; bir gün değil, bir ömürlük temel meselesidir.
Ve bir toplum, çocuklarına verdiği değer kadar güçlüdür.
***
Mustafa Kemal Atatürk’ün 23 Nisan’ı çocuklara armağan etmesi, bir jest değil; bir vizyondu.
Çocukları sadece sevmek değil, anlamak gerektiğini anlatan bir vizyon…
Bugün o vizyonu yeniden hatırlamak zorundayız.
Çünkü çocukları anlamadan geleceği inşa edemezsiniz.
Çocukların hayalini kuramadığı bir ülke, büyüyemez.
Ve çocukların gülmediği bir toplumda, hiçbir başarı tam değildir.
***
Bu yüzden diyorum ki, 23 Nisan, sadece çocukların günü değildir.
Aynı zamanda büyüklerin kendini sorgulama günüdür. Koltukların devredilmesi güzel bir sembol…
Ama asıl ihtiyaç olan, zihniyetin değişmesidir.
Belki de bu ülkenin en büyük reformu; kanunlarla, projelerle değil, bir günlüğüne değil, bir saatliğine bile olsa…
Yönetenlerin çocuk olabilmesidir.
Çünkü o bir saat, bir ülkenin geleceğini değiştirebilir