NAMIK HAVUTÇA

25. Dönem Balıkesir Milletvekili



Tanju Özcan’ın AİHS ve Anayasa’dan kaynaklanan temel insani ve hukuki hakları ihlal edilmiştir.

Eğer aynı fiile ilişkin İdari makamlarca suç unsuru bulunmadığı belirtilmişse, idari soruşturma izni verilmemişse, buna rağmen ani ve sabaha karşı gözaltı uygulanmışsa, burada ölçülülük ilkesi ve zor kullanma gerekliliği tartışılır.


CMK m.90 çok açıktır: Gözaltı;
• Delil karartma,
• Kaçma şüphesi,
• Somut suç şüphesi
gibi kriterlere dayanmalıdır.

Bir belediye başkanı, kamuoyunda bilinen ve sabit adresli bir kişi açısından “sabaha karşı gözaltı” uygulaması ile ölçülülük ilkesi ihlal edilmiş ve Tanju Özcan mağdur edilmiştir. Derhal serbest bırakılmalı ve milletin iradesine dayanan meşru Belediye makamı görevine dönmelidir.

Ceza Muhakemesi Kanunu’na göre gözaltı bir istisnai koruma tedbiridir. Amaç; delillerin karartılmasını, şüphelinin kaçmasını veya soruşturmanın selametini tehlikeye düşürecek bir durumu önlemektir.


CMK m.90 ve devamı hükümleri açıkken:
• Kaçma şüphesi yoksa,
• Delil karartma ihtimali somut olarak ortaya konulamıyorsa,
• Şüpheli kamu görevi yürüten, adresi sabit bir kişi ise
, öncelikle ifadeye davet usulünün işletilmesi gerekir.


Gözaltı tedbirinin ölçülülük ilkesine uygun olması anayasal bir zorunluluktur (Anayasa m.13 ve m.19). Tedbir, cezalandırma aracı olarak kullanılamaz; kamuoyunda peşin hüküm oluşturacak şekilde uygulanamaz.

Hukuk devleti; kişilere göre değil, kurallara göre işleyen devlettir.
Ceza muhakemesinde usul, adaletin güvencesidir.


Soruşturma makamlarının takdir yetkisi vardır; ancak bu yetki ölçülülük, gereklilik ve orantılılık sınırları içinde kullanılmalıdır.

Hukuk, herkes için ve her koşulda geçerli olmalıdır.