Bir zamanlar üretimin, kamunun ve sosyal hayatın merkezi olan Balıkesir’de, bugün yoklukların uzun bir listesi var. Kapatılan, satılan ve başka illere taşınan kamu kurumları, kentin hafızasında derin izler bıraktı.

Et ve Süt Kurumu yok.
Başka ne yok?
Balıkesir’de ne var, ne yok?

SEKA yok, TEKEL yok, ORÜS yok, 112 KKM yok, Kervansaray Otel yok, Sümerbank yok, Hindi Üretme Çiftliği yok, Tohum Üretme Çiftliği yok, SEK yok…
Daha ne olsun?

*

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Balıkesir Milletvekili Ekrem Gökay Yüksel, Balıkesir’de Et ve Süt Kurumu’na bağlı bir tesis bulunmamasını Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) gündemine taşımış, Tarım ve Orman Bakanlığı’na yazılı soru önergesi vermiş.
Bu haber, ülkemizin de, Balıkesir’in de kayıplarını yeniden hatırlara getirdi.

90’lı yıllarda “Devletin sırtında kambur”, “Zarar ediyor”, “Verimli değil” gibi iddialarla, propagandalarla ve IMF telkinleriyle Kamu İktisadi Teşekkülleri (KİT) yok edildi.

Özal’lı yıllarda başlatılan bu furya, günümüz iktidarının uygulamalarıyla daha da hızlandırıldı.


PTT’DEN TÜRK TELEKOM’A GİDEN YOL

Osmanlı dönemindeki adıyla Osmanlı Posta Nezareti olan PTT, 1939 yılında Posta Telefon Telgraf (PTT) Genel Müdürlüğü olarak Ulaştırma Bakanlığı’na bağlandı.
1995 yılında PTT’nin, T.C. Posta İşletmesi Genel Müdürlüğü ve Türk Telekomünikasyon A.Ş. olarak yeniden yapılandırılması; ardından özelleştirilmesi ve satılması, ülke genelinde özelleştirmeler açısından önemli bir “dönüşüm noktası” oldu.


ORÜS’ÜN 24 İŞLETMESİ VE DURSUNBEY SATILDI

Bir KİT olan Orman Ürünleri Sanayisi (ORÜS), 90’lı yıllarda özelleştirme kapsamına alındı.
1942 yılında kurulan Balıkesir Dursunbey ORÜS İşletmesi de diğer işletmeler gibi 1997 yılından itibaren satıldı.

ORÜS’e ait 24 işletme, 78 gayrimenkul ve 38 taşınmaz özelleştirme kapsamına alınmıştı.


YARI MAMUL VE MAMUL MADDE ÜRETİYORDU

Antalya, Artvin, Artvin-Arhavi, Artvin-Ardanuç, Artvin-Borçka, Artvin-Şavşat, Sinop-Ayancık, Samsun-Bafra, Bartın,
Bolu Emprenyeleme Tesisi, Kastamonu-Cide, Kırklareli-Demirköy, Zonguldak-Devrek, Balıkesir-Dursunbey, Düzce, Karabük-Eskipazar, Çanakkale-Kalkım, Isparta-Pazarköy, Karabük-Ulupınar, Samsun-Vezirköprü, Karabük-Yenice, Ordu-Akkuş, Rize-Ardeşen işletmelerinde;

Kereste, Yonga Levha, Çimentolu Yonga Levha, Lif Levha, Kontrplak, Kaplama, Parke, Ambalaj Sandığı ve Emprenyeli Kereste üretiliyordu.

(ORÜS hakkında Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü’nden Veysel Öztürk’ün açık erişimde bir yüksek lisans tezi bulunmaktadır.)


SEKA KAYBEDİLDİ

Balıkesir, en büyük kayıplarından birini SEKA’nın satışıyla yaşadı.
O günlerde halkın ve esnafın dilinde, direnen işçilere yönelik şu sözler dolaşıyordu:
“Yata yata maaş alıyorlar!”

Ve SEKA satıldı…
Hem de bugünkü rakamlarla 10 apartman dairesi bile etmeyen bir fiyatla.

SEKA’ların satışıyla birlikte Türkiye’nin milli kâğıt üretim politikası da ortadan kaldırıldı.
Kâğıdın hammaddesi olan “selüloz” artık üretilmeyince, kâğıt üretimi dışa bağımlı hale geldi.


BALIKESİR HİNDİ ÜRETME ÇİFTLİĞİ DE KAPANDI

Türkiye’nin hindi üretim merkezi olarak bilinen Bigadiç Hindi Üretim İstasyonu kapandı.
Balıkesir’de üreticiye “yerli tohum” sağlayan Tohum Üretme Çiftliği de kapanan kamu tesisleri arasındaydı.

1942 yılında “Küçük Evcil Hayvanlar Araştırma Bölge Müdürlüğü” adıyla faaliyete başlayan,
1957’de “Tavukçuluk Araştırma İstasyonu”,
sonrasında Hindicilik Üretim Merkezi’ne dönüştürülen bu tesis,
yıllık 300 bin adet hindi palazı üretim kapasitesiyle Türkiye’nin en büyüğüydü.

(Kaynak: 11.07.2003 tarihli Milliyet)


112 KKM BURSA’YA BAĞLANDI

Balıkesir’in önemli kayıplarından biri de sağlık alanında yaşandı.

Daha önce Politika’da şu şekilde gündeme getirilmişti:
Balıkesir 112 Komuta Kontrol Merkezi (KKM), Bursa 112 KKM’ye bağlandı.
Bundan böyle acil hasta nakilleri Balıkesir’den değil, Bursa’dan yönetilmeye başlandı.


KERVANSARAY OTEL VE SÜMERBANK

Balıkesir’in simge yapılarından Kervansaray Otel, 2000’li yılların başında yıkıldı.
Yerine vaat edilen yol yerine bir kafeterya yapıldı.
Bu yıkım, yeni iktidarın “siyasi güç gösterisi” olarak yorumlandı.

Sümerbank binası ise 2002’de Oyakbank’ın özelleştirilmesiyle ING Bank’a geçti.
Daha sonra bir tekstil firmasına satıldı.
Bina tescilli olduğu için yıkılmadı ama kimliğini kaybetti.


TEKEL VE SEK’İN SATIŞI

Türkiye’nin en büyük kayıplarından biri de TEKEL’in satışı oldu.
Cumhuriyetin Emperyalist Reji İdaresi’nden kurtardığı TEKEL, önce yerli, sonra Amerikan, ardından İngiliz bir firmaya geçti.
Bu satış, emperyalizmin “rövanşı” olarak değerlendirildi.

Süt Endüstrisi Kurumu (SEK) de özelleştirildi.
1996’da sabit kıymetleri 58 milyon dolar olarak kabul edilen SEK’in yüzde 68’i,
1997’de Koç Topluluğu tarafından satın alındı.


KİT’LER GERÇEKTEN ZARAR MI EDİYORDU?

“Devletin sırtında kambur” söylemiyle yok edilen KİT’ler,
yarattıkları sosyal fayda görmezden gelinerek tasfiye edildi.

Oysa bu kurumlar;
orman köylüsüne, esnafa, taşımacılığa, istihdama ve eğitime hayat veriyordu.
Çalışanların sendikal hakları, özlük güvenceleri ve sosyal tesisleri vardı.

Bu nedenle temel soru hâlâ geçerlidir:
“KİT’ler gerçekten zarar mı ediyordu?”