Yakın tarihimizde yaşanan aydın kıyımları, ardında büyük bir boşluk bıraktı. Hiç de kolay yetişmeyen bu değerler artık yok!...
Ülkemizin yakın tarihi, aydınlarımızın, bilim insanlarımızın, gazetecilerimizin, gençlerimizin katledildiği olaylarla dolu. Onlarca seçkin aydınımız, gazetecimiz, bilim insanımız katledildi. Adeta belli bir merkez tarafından yönetilen, ortak özelliklere sahip; Cumhuriyetçi, Atatürk'ün Bağımsızlıkçı düşünce çizgisinde, laik rejimi savunan insanlar sistematik cinayetlerle yok edildi. Deyim yerindeyse 'mıntıka temizliği' yapıldı...
Ne yazık ki bu saldırıların sırrı hâlâ çözülebilmiş değil. 70'li yıllarda yaşanan "sag-sol çatışması" olarak dile getirilen olaylar arasında toplumun fikir, düşünce hayatına öncülük eden kanaat önderleri, adeta tek tek seçilerek yok edildi. Oysa bu insanlar, ellerine silah almamış, çalmamış, alın teriyle kazanmış insanlardı. Fikir üretmek. bilimsel çalışmalar yapmak, bilim ve edebiyat eserleri üretmek, Ülkemizin entelektüel zenginliğini artırmak için çalışmaktan başka ne yapmışlardı?
BÜLENT ECEVİT NE DİYORDU
Tabii ki o yıllar, dünyada "Soğuk Savaş" yıllarıydı.
Eski Başbakanlardan (merhum) Bülent Ecevit, o günlerde büyük yankı yaratan ilginç bir açıklama yapıyordu.
Dönemin (1973-1978) Genel Kurmay Başkanı Semih Sancar, Başbakan Bülent Ecevit'i bir ziyaretinde Özel Harp Dairesi'nin harcamaları için kaynak ayrılmasını ister. Başbakan Ecevit, 32. Gün Belgeseli'nde o görüşmeyi şöyle anlatır:
"Ne için istiyorsunuz bu parayı dedim. 'Özel Harp Dairesi için' dediler.
Böyle bir kuruluş duymadım dedim ve duymamıştım.
'Şimdiye kadar Amerikalılar bunun masraflarını karşılıyorlardı. Bu yıl kestiler' dedi.
Peki bu kuruluş nerede oturur dedim.
'Amerikan Askeri Yardım Binası'nın bir kanadında' dediler.
Peki ne yapar bu kuruluş dedim.
Efendim; dediler, 'Türkiye'nin bazı bölgelerinin işgale uğraması durumunda yeraltı faaliyeti başlatabilmek için bazı 'vatanseverleri' ömür boyu görevlendirir; bir takım gizli silah depoları bulunur bu örgütün' dediler..."
Doğal olarak şöyle bir soru sorulabilir: Parasını Amerikan Hükumeti'nin verdiği bir kuruluşun eylemleri, ne kadar milli ve Bağımsızlıkçı olurdu?...
Ve sonra bilindiği gibi Türkiye, 12 Eylül 1980 askeri darbesini yaşar...
ART ARDA KATLEDİLDİLER!
1970 - 1980 yılları arasında işlenen cinayetler:
Doğan Öz: 24 Mart 1978.
Abdi İpekçi: 1 Şubat 1979.
İlhan Darendelioğlu: 19 Kasım 1979.
Cavit Orhan Tütengil: 7 Aralık 1979.
Ümit Kaftancıoğlu: 11 Nisan 1980.
Gün Sazak: 27 Mayıs 1980.
Nihat Erim: 19 Temmuz 1980.
Kemal Türkler: 22 Temmuz 1980.
90'LI YILLARDA DİKKATLE SEÇİLEREK YOK EDİLEN AYDINLAR:
Muammer Aksoy: 31 Ocak 1990.
Çetin Emeç: 7 Mart 1990.
Turan Dursun: 4 Eylül 1990.
Bahriye Üçok: 6 Ekim 1990.
Uğur Mumcu: 24 Ocak 1993.
Ahmet Taner Kışlalı: 21 Ekim 1999.
Ali Gaffar Okkan 24 Ocak 2001
Necip Hablemitoğlu: 18 Aralık 2002.
SÖZ KONUSU BAZI İSİMLERİ YENİDEN HATIRLAYALIM
* Ugur Mumcu'nun şu sözleri katledilişinin sebebini de açıklar gibidir:
"Ben Atatürkçüyüm, ben cumhuriyetçiyim, ben lâikim, ben antiemperyalistim, ben tam bağımsız Türkiye'den yanayım, ben insan hakları savunucuyum, ben terörün karşısındayım; ben yobazların, hırsızların, vurguncuların, çıkarcıların düşmanıyım. Öyleyse vurun, parçalayın. Her parçamdan benim gibiler beni aşacaklar doğacaktır."
* Muammer Aksoy; hukuk Profesörüdür. 61 Anayasası'nın sözcüsüdur, Atatürkçü Düşünce Derneği kurucularındandır.
* Bahriye Üçok; Türkiye'nin ilk kadın ilahiyatçısı olan Üçok, Türkiye'de İslam tarihi, İslam'da kadınların yeri ve laiklik gibi konular üzerine çalışmalar yürüttü ve çeşitli kitaplar yayımladı.
* Çetin Emeç; hukukçu ve gazetecidir.
* Turan Dursun; Dinler tarihi eğitim alan Dursun, müftülük yapmıştır. İslam dini üzerine eleştirel yaklaşımları, kitapları bağnaz çevrelerin tepkisini çekmiştir. Ibni Haldun'un Mukaddime'sini Türkçeye kazandırmıştır.
* Ahmet Taner Kışlalı; Eski Kültür Bakanı. Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi'ni bitirdi, Paris Üniversitesi'nde anayasa hukuku ve siyaset bilimi dalında Modern Türkiye'de Siyasi Güçler başlıklı doktorasını yaptı.
"Türkiye’de Kemalizm’den soyutlanan bir sol partinin başarı şansı yoktur!" sözü dünya görüşünü özetler gibidir.
* Ali Gaffar Okkan; Diyarbakır Emniyet Müdürü olarak görev yaptığı yıllarda, toplumsal barışı savunan bir yaklaşımı olmuştur.
* Necip Hablemitoğlu; FETÖ kurucusu Fethullah Gülen ile ilgili çok sert eleştirileri ve uyarıları bu çevrelerde büyük rahatsızlık yaratmıştır. Altın madenleri ve Alman vakıfları ile ilgili kitabı da büyük yankı uyandırmıştır.