Balıkesir'in Dumlupınar Mahallesi'nde tarihi evlerin restorasyonu, 'yaşayan bir sokak', 'yaşayan bir müze' örneği ortaya koyamadı. Binaların neredeyse tamamı resmi bina oldu. Bazıları da siyasi kimlik kazandı. Kent insanlarının hayatının bir parçası haline getirilemedi.
Osmanlı döneminde Balıkesir'in en eski yerleşim bölgesindeki mahallelerinden biri olan Dumlupınar Mahallesi'nde geleneksel mimari yapıların neredeyse tamamı, çok değil, 70'li yıllarda olduğu gibi durmaktaydı. Örneğin Balıkesir Lisesi'ne çıkan yokuş olan Kocaokul Sokak'ta bir ya da iki binadan başka yeni bina yoktu. Yokuş boyunca sağlı-sollu eski mimari örnekleri bulunmaktaydı. Örneğin şimdi Karesi Ortaokulu olan alanda taş bir bina vardı ve o yıllarda Balıkesir Lisesi'nin lojmanı işlevindeydi ve dönemin Lise Müdürü tarafından konut olarak kullanılıyordu. Sonra o bina da metruk bir hale geldi ve yıkılıp gitti.
Söz konusu Dumlupınar Mahallesi'nde ve diğer eski mahallelerdeki döneminin mimari karakterini taşıyan tarihi nitelikli evler yok oldu. Örneğin Lise'nin tam karşısındaki adada şimdi betonarme apartmanların yerinde tarihi evler bulunuyordu.
SAHİPSİZ İNSANLAR GİBİ, SAHİPSİZ KALAN EVLER...
Geçen zaman içerisinde, uzun yıllar, binalarda yaşayanlar da olmayınca sahipsizliğin ve bakımsızlığın da etkisi ile ahsap evler çürüdüler. Bu evlerde oturan sakinleri, yasa gereği evlerini aslına uygun restore etme şartı sebebiyle binalarına ancak küçük bakım-onarım yapabildiler. Devlet kurumları yeterli ve uygun restorasyon desteği de sağlamadı. Deyim yerindeyse devlet, 'ne yaptı ne de yaptırdı'...
Bazı ev sahipleri ise, bu tarihi evlerine dışarıdan görünmeyen, içeriden müdahaleler yaparak evlerini yenilediler.
AMACA ULAŞILDI MI?
Dumlupınar Mahallesi'nin, elde kalan geleneksel mimari örneklerinin restore edilerek kentin tarihi dokusunun, mimarisinin, kent kimliğinin korunması amacı ile çok geç de olsa harekete geçildi fakat bu amaca uygun bir gerçekleşme oldu mu? Bölge sosyal bir hayata kavuştu mu? İnsanların günlük hayatlarının bir parçası olabildi mi? Yaşayan Müze yaklaşımı ile bölge bir çekim alanı olabildi mi.
Örneğin Beypazarı, Safranbolu örnekleri, Eskişehir Odunpazarı Evleri gibi, el sanatları atölyeleri ile yaşayan mekanlar, kültürel alanlar oluşturulabilir miydi?
RESTORE EDİLDİ FAKAT!
Oysa söz konusu binalar restore edildi fakat birçoğu resmi daire olarak kullanılmakta. Bazı binalar ise siyasi kimliğe büründü.
Restore edilen bazı binalar ise, aslına uygun restore edilemedi.
Sokakların zemini ise ne yazık ki döneminin doğal taşlarının üzeri asfaltlanarak bozuldu; o da yetmedi asfaltın üzeri son moda(!) kilitli taşlarla döşendi...
Restore edilen binalardan biri ise "On Sanat" tabelası taşıyor. Binanın pencereleri - nedense - simsiyah özel camlarla kaplanmış. Bina girişinde çalışma saatleri var fakat binada hayat belirtisi yok. Merdiven basamaklarını hayvanlar pisletmiş...
SÖZ KONUSU ALANDA RESTORE EDİLEN BİNALARIN KULLANIMI ŞÖYLE:
1-:Balikesir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı.
2- Balikesir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtım Şube Müdürlüğü.
3- Balikesir Büyükşehir Belediyesi Kent Tarihi ve Tanıtımı Dairesi Başkanlığı Müzeler Şube Müdürlüğü.
4- Balikesir Büyükşehir Belediyesi Ek Hizmet Binası.
5- Kent Arşivi.
6- On Sanat
7- BALMEK
8- BALMEK Tasarım
9- Kadın Danışma Merkezi (Eski Izci Evi)
10- Balıkesir Ülkü Ocakları.
11- Türk Ocağı.
12- Alperen Ocakları Eğitim Dayanışma ve Kültür Vakfı
13- Balıkesir Lisesi Keşşsaflar Müzesi
OYSA BALIKESİR’İN EN GÜZEL SEMTİ OLABİLİRDİ...
Kaderine terk edilerek, adeta evlerin kendi kendilerine yıkılmaları beklendi. Şimdi ise yerlerinde betonarme binalar yükseldi ve yükselmeye devam ediyor.
Oysa bu mahalleler, Balıkesir'in en güzel semtlerinden biri olabilirdi. Tarihi doku korunabilseydi. Bu bölge, tarihi dokusu ile, atmosferi ile kimlikli bir kültürel alan, sakin, trafik yoğunluğundan uzak bir kaçış noktası ve turizm merkezi de olabilirdi.








