Türk sinemasında bazı oyuncular vardır; canlandırdıkları karakterler kadar, o karakterlerin taşıdığı duygularla da hafızalara kazınırlar. Kadir İnanır da sinemamızın böyle özel isimlerinden biridir.
Yıllar boyunca ekranlarda onu kimi zaman sevdiği için mücadele eden bir adam olarak gördük, kimi zaman haksızlığa başkaldıran, gururlu ve onurlu bir karakter olarak izledik. O’nun ‘sinemanın jönü’ tanımlaması tek başına bir anlam ifade etmez; zaman içinde karakter oyunculuğunun gücünü de ortaya koyan, Türk sinemasının farklı dönemlerine tanıklık eden bir sanatçıydı.
***
Selvi Boylum Al Yazmalım denildiğinde İlyas karakteriyle, Tatar Ramazan ile adalet arayışıyla, Dila Hanım ile aşk ve dramın iç içe geçtiği hikâyeyle, Yılanların Öcü ile toplumsal gerçekliğin içinde yer alan güçlü oyunculuğuyla hatırlanır.
Ama Kadir İnanır’ın sinema yolculuğunda başka bir yerde duran bir film vardır: Kapı…
2019 yılında izleyiciyle buluşan bu film, onun kariyerindeki farklı duraklardan biridir. Filmde karşımızda geçmişiyle hesaplaşan, kaybettikleriyle yaşayan, hafızasını ve köklerini arayan bir insan vardır.
Filmin merkezinde Yakup Usta vardır.
***
Yıllar önce Mardin’in Midyat ilçesinden Berlin’e göç eden Süryani kökenli Yakup Usta, ailesiyle yeni bir hayat kurmuştur. Ancak yıllar önce kaybettikleri oğulları Mikhael ile ilgili gelen bir haber, bütün düzenlerini altüst eder.
Bu telefon, geçmişten gelen bir çağrıdır.
Yakup Usta, yıllar sonra doğduğu topraklara döner. Fakat aradığı şey oğluna ait bir iz değildir. O aslında kendi geçmişini, kaybolan hayatını, yarım kalan hikâyesini aramaktadır.
Ve o hikâyenin merkezinde bir kapı vardır.
***
Kapı…
Kapı, giriş ve çıkıştır. Kavuşma ve ayrılıktır. Güvendir, sığınaktır, hatıradır.
Anadolu kültüründe kapının çok özel bir yeri vardır. Eski evlerin ahşap kapıları geçiş noktası olmanın ötesinde bir anlam taşır; onlar birer sanat eseridir aynı zamanda. Üzerindeki işlemeler, tokmaklar, motifler, kullanılan ahşabın dili, o evde yaşayan insanların hikâyesini anlatır.
Bugün modern hayatın içinde kapılar daha çok güvenlik araçlarına dönüşmüş durumda. Oysa eski kapılar bir evin ruhuydu.
Belki de bu yüzden filmdeki kapı, marangozluk eseri olarak ifade edilemez. O kapı; Yakup Usta’nın oğluyla paylaştığı emeğin, sevgisinin ve kaybettiği geçmişinin simgesidir.
Üzerindeki güvercin, hayat ağacı, nar ve damla motifleri.. Her biri bir hafızayı, bir inancı ve bir kültürü taşır. Filmin en güçlü taraflarından biri de budur.
Kapı’da başka bir gerçeğin altı da çiziliyor:
Göç… Kaybolan köyler… Yarım kalan hayatlar… İnsanların doğdukları topraklarla kurduğu görünmez bağ…
***
Filmde Mardin’e dönen Yakup Usta’nın karşılaştığı manzara oldukça çarpıcıdır. Yıllardır uğramadığı köyünde evler sessizdir. Sokaklarda eski hayatın izleri vardır ama insanlar yoktur. Bazı evlerin kapıları bile yerinde değildir.
Yakup Usta’nın kapıyı araması aslında geçmişini aramasıdır.
Kadir İnanır burada alışılmış kahraman karakterlerinden farklı bir oyunculuk sergiler. Daha sakin, daha içe dönük, daha acı dolu bir karakter yaratır.
Onun oyunculuğunda büyük sözlerden çok bakışlar konuşur.
Bir babanın kaybı, bir insanın geçmişe duyduğu özlem ve bir ustanın yaptığı esere sahip çıkma mücadelesi; İnanır’ın yılların getirdiği oyunculuk birikimiyle anlam kazanır.
***
Bu film bize şunları anlatıyor:
İnsan bazen bir eşyayı değil, kaybettiği zamanı arar.Bir kapıyı değil, çocukluğunu arar. Bir evi değil, ait olduğu yeri arar.
Kadir İnanır’ın sinemadaki büyük mirası da biraz böyledir. insanların hafızasında duygular bırakan bir aktördü.
“Kapı” da onun bu uzun yolculuğunda özel bir yerde duruyor.
Kadir İnanır’ı sevenler için bir veda filmi değil belki ama onun oyunculuğunun başka bir yüzünü görmek isteyenler için önemli bir durak.
Film biter, perde kapanır. Ama bazı hikayelerin kapısı açık kalır.
Kapı da onlardan biri.
Filmlerini izleyerek büyüdüğümüz Kadir İnanır’ı saygıyla anıyor, Allah’tan rahmet diliyoruz.