Doğa bir yandan bereket sunarken, diğer yandan üreticiyi zorlu bir sınavla karşı karşıya bırakıyor. Zirai don riski, özellikle meyve bahçeleri için hayati önlemleri zorunlu kılıyor.
Günlerdir Balıkesir başta olmak üzere yurt genelinde etkisini sürdüren yağışlar, uzun zamandır hasret kaldığımız bereketli bir tabloyu da beraberinde getirdi. Barajların doluluk oranlarının artması, bazı havzalarda yüzde 100 seviyelerine ulaşılması hem kentlerde yaz aylarında yaşanan su sıkıntısı ihtimalini azaltıyor hem de tarımsal üretim açısından umut veriyor. Özellikle yüksek kesimlere düşen karın, erime sürecinde baraj ve göletleri besleyecek olması, bu sezon su yönünden daha rahat bir dönem geçirebileceğimize işaret ediyor. Bu yönüyle yağışlar sevindirici.
***
Meteorolojik değerlendirmeler ve Balıkesir Valiliği’nin yaptığı uyarılar, bu günlerde hava sıcaklıklarının mevsim normallerinin altına düşeceğini gösteriyor. Özellikle gece saatlerinde sıcaklığın sıfırın altına inmesiyle birlikte buzlanma ve don riski gündeme geliyor. Şehir yaşamında bu durum daha çok ulaşımda aksamalara yol açarken, kırsalda ve tarım alanlarında sonuçları çok daha ağır olabiliyor. Zirai don, üreticinin bir yıllık emeğini birkaç saat içinde yok edebilecek kadar yıkıcı bir doğa olayı. Geçtiğimiz yıl bahar aylarında yaşanan don felaketinin ardından birçok meyve ağacının ürün veremediğini, pazar tezgâhlarında bolluk yerine yokluk ve yüksek fiyatlarla karşılaştığımızı hatırlamak bile yeterince öğretici.
***
Zirai don, bitki dokularındaki suyun donarak hücre yapısını bozmasıyla oluşur. Özellikle tomurcuklanma ve çiçeklenme dönemindeki meyve ağaçları bu duruma karşı son derece hassastır. Bu nedenle meteorolojik uyarıların ciddiyetle takip edilmesi, üretici açısından ilk ve en önemli adımdır. Don riski görülen gecelerde bahçeyi kaderine terk etmek, çoğu zaman telafisi mümkün olmayan kayıplara yol açar.
Bilimsel yöntemlerin başında, bitkiyi birkaç derece de olsa sıcak tutmayı amaçlayan uygulamalar gelir. Toprağın don öncesinde nemli olması, gündüz depolanan ısının gece daha yavaş kaybedilmesini sağlar. Bu nedenle don riski öncesinde yapılan kontrollü sulama, özellikle meyve bahçelerinde etkili bir yöntemdir. Ancak bu sulamanın bilinçsizce yapılması, toprağın çamurlaşmasına ya da kök bölgesinde farklı sorunlara yol açabileceğinden dikkatli olunmalıdır. Bir diğer bilimsel yöntem, rüzgâr makineleri ya da hava sirkülasyonu sağlayan sistemlerle soğuk havanın bitki üzerinde uzun süre birikmesini engellemektir. Büyük bahçelerde kullanılan bu yöntemler maliyetlidir ancak geniş alanlarda ciddi koruma sağlar.
***
Daha geleneksel yöntemler ise hâlâ birçok üretici tarafından uygulanmakta ve doğru şekilde yapıldığında işe yaramaktadır. Don riski olan gecelerde bahçenin belirli noktalarında kontrollü şekilde ateş yakmak, çevredeki hava sıcaklığını bir miktar artırarak don etkisini azaltabilir. Burada önemli olan, yoğun dumanla birlikte ani ısı dalgalanmalarından kaçınmak ve yangın riskini göz ardı etmemektir. Ağaç gövdelerinin kireçle badana edilmesi de hem güneş ışığını yansıtması hem de ani sıcaklık değişimlerine karşı koruyucu bir tabaka oluşturması nedeniyle eski ama etkili bir uygulamadır. Ayrıca genç fidanların saman, keçe ya da benzeri doğal malzemelerle sarılması, doğrudan soğuk havayla temasını azaltır.
***
Bitkinin genel sağlığı da donla mücadelede göz ardı edilmemesi gereken bir faktördür. Dengeli gübreleme yapılmış, hastalık ve zararlılardan arındırılmış ağaçlar, soğuğa karşı çok daha dayanıklıdır. Özellikle sonbahar sonu ve kış başında aşırı azotlu gübrelemeden kaçınmak gerekir. Çünkü bu durum, bitkinin gereğinden fazla sürgün vermesine ve dona karşı daha hassas hale gelmesine yol açar.
Sonuç olarak yağışlar, dolan barajlar ve karla kaplanan yüksek kesimler hepimiz için umut verici bir tablo çiziyor. Ancak bu bereketin bir felakete dönüşmemesi için meteorolojik uyarıları dikkate almak, özellikle üretici kesimin tedbirlerini zamanında alması büyük önem taşıyor. Zirai don, kader değildir; doğru bilgi, dikkat ve zamanında yapılan uygulamalarla etkisi azaltılabilir. Bir yıllık emeğin birkaç soğuk gecede heba olmaması için, bugün alınacak önlemler yarının ürününü koruyacaktır.
Tarım, doğayla inatlaşarak değil, onu anlayarak yapılır. Bugün bize düşen de tam olarak budur.