Geçtiğimiz günlerde Balıkesir'i adeta işgal eden açık hava reklamlarını, gelişigüzel dikilen reklam tabelalarının oluşturduğu görüntü kirliliğini bu köşeden gündeme taşımış, yetkililere çağrıda bulunmuştuk. Ayvalık Belediyesi'nin reklam tabelalarına yönelik başlattığı temizlik çalışmasının yalnızca bir ilçeyle sınırlı kalmaması, Balıkesir'in tamamında benzer bir düzenlemenin hayata geçirilmesi gerektiğini de hatırlatmıştık.

Bugün ise kentin belki de çok daha önemli, çok daha acil çözüm bekleyen başka bir sorununa dikkat çekmek istiyoruz.

Yaz sıcaklarının etkisiyle kuruyan ve sararan yabani otlar...

Şehrin neresine bakarsanız bakın aynı manzarayla karşılaşıyorsunuz. Mahalle aralarındaki boş arsalar, yıllardır el değmemiş metruk alanlar, ana arterler, orta refüjler, kavşaklar... Bahar aylarında yağışlarla birlikte hızla büyüyen otlar, yazın gelişiyle birlikte adeta birer yangın fitiline dönüşmüş durumda.

Kent estetiği açısından kötü bir manzara. Ama ondan önce ciddi bir trafik güvenliği meselesi...


Özellikle kavşaklarda ve ana yollara çıkış noktalarında uzayan yabani otlar, sürücülerin görüş açısını kapatıyor. Sağdan ya da soldan gelen araçları görmek güçleşiyor. Birkaç saniyelik görüş kaybı ise telafisi olmayan kazalara davetiye çıkarabiliyor.

Şehir merkezindeki tablo buysa, kırsal mahallelerde durumun çok daha vahim olduğunu söylemeye bile gerek yok.

Ne yazık ki belediyelerin yabani ot temizliği konusunda yeterli bir çalışma yürüttüğünü söylemek mümkün görünmüyor. Zaman zaman vatandaşlardan gelen talepler üzerine yapılan sınırlı müdahaleler dışında kapsamlı, planlı ve sürekli bir temizlik çalışması göremiyoruz.


Oysa bugünlerde en büyük risk yangın...

Kuru ot, birkaç saniyede tutuşabilen ve rüzgârın etkisiyle çok geniş alanlara yayılabilen en tehlikeli yanıcı unsurlardan biri. Son günlerde neredeyse her gün itfaiye sirenleri duyuyoruz. Orman yangınları, tarla yangınları ve anız yangınları peş peşe yaşanıyor.

Tam da hasat sezonunun içerisindeyiz.

Biçerdöverlerden sıçrayabilecek küçük bir kıvılcımın bile büyük felaketlere yol açabileceği unutulmamalı. Bu nedenle hasat yapan üreticilerimizin de gerekli tüm tedbirleri alması büyük önem taşıyor.


Meselenin bir de kent estetiği boyutu var.

Balıkesir'in dört bir yanında büyümüş, kurumuş ve sararmış otlarla karşılaşmak artık sıradan bir görüntü haline geldi. Refüjlerde yükselen kuru otlar, bakımsız boş arsalar ve ihmal edilmiş yeşil alanlar kentin görüntüsünü olumsuz etkiliyor.

Üstelik belediyeler her yıl peyzaj çalışmalarına ciddi bütçeler ayırıyor.

Refüjlerdeki süs bitkileri, çalılar, ağaçlar ve yeşil dokunun düzenli bakımının yapılması gerekiyor.

Örneğin Vasıf Çınar Caddesi'nden geçenler mutlaka fark etmiştir. Kent peyzajının önemli unsurlarından biri olarak oluşturulan doğal yeşil duvarların önemli bölümü kurumuş durumda. Bir zamanlar kente estetik kazandıran o yeşil görüntünün yerini sararmış, bakımsız yüzeyler almış.

İnsan ister istemez soruyor:

Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin ilgili birimleri ile ilçe belediyeleri bu görüntüleri gerçekten görmüyor mu?

Elbette belediye ekiplerinin zaman zaman çim biçtiğini, ağaç budadığını, sulama yaptığını ve bazı bölgelerde temizlik çalışmaları gerçekleştirdiğini görüyoruz. Kimsenin "hiç çalışılmıyor" deme niyeti yok.

Ancak bugün çıkıp Balıkesir'i baştan sona dolaşsanız, bu yazıda anlattıklarımızın çok daha fazlasını kendi gözlerinizle görmeniz mümkün olacaktır.


DEĞİRMENBOĞAZI'NDA KARANLIK TEHLİKESİ

Şimdi gelelim bir başka önemli konuya...

Yaz sıcaklarında serinlemek isteyen Balıkesirliler için neredeyse alternatifsiz tek adres Değirmenboğazı.

Özellikle akşam saatlerinde bölgedeki araç yoğunluğu bunu açıkça gösteriyor. Her gün yüzlerce, hatta binlerce kişi birkaç saat nefes almak, piknik yapmak ve ailesiyle vakit geçirmek için Değirmenboğazı'na gidiyor.

Ancak burada uzun süredir görmezden gelinen, belki de görülmeyen önemli bir sorun bulunuyor.

Değirmenboğazı'nın giriş ve çıkış noktası gece saatlerinde adeta zifiri karanlığa gömülüyor.

Gece bölgeden ana yola çıkmaya çalışan sürücüler önlerini görmekte zorlanıyor. Yolun kenarında bir yaya mı var, bir motosiklet mi geliyor, park etmiş bir araç mı bulunuyor; seçebilmek neredeyse imkânsız hale geliyor.

Bu durum ciddi bir trafik güvenliği riski oluşturuyor.

Üstelik yalnızca giriş noktası değil, Değirmenboğazı istikametindeki orta refüj aydınlatmalarının önemli bölümünün de çalışmadığı görülüyor.

Burada dikkat çeken başka bir gerçek daha var.

Değirmenboğazı, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi'nin sorumluluğunda bulunuyor. Bölgeye giriş yapan vatandaşlardan ücret alınıyor. Ayrıca içeride hizmet veren ONHANN Gurme Restoran da özellikle akşam saatlerinde oldukça yoğun ilgi görüyor.

Yani belediyenin hem giriş ücretlerinden hem de bölgedeki işletmelerden önemli bir ekonomik hareketlilik sağladığı bir alandan söz ediyoruz.

Hal böyleyken binlerce insanın kullandığı bu güzergâhta temel bir aydınlatma sorununun hâlâ çözülememiş olması düşündürücü.

Umarız bu yazı, yalnızca bir eleştiri olarak kalmaz.