Geçen gün okuduğım bir araştırma beslenmeye bakışımı ciddi şekilde değiştirdi. Hepimizin aklına kazınmış bir kalıp var: Az yersen kilo verirsin. Oysa mesele miktardan çok, ne yediğimizle ilgiliymiş.
Araştırmada iki farklı beslenme biçimi karşılaştırılıyor. Bir grup daha çok doğal ve işlenmemiş gıdalar tüketiyor; sebze, meyve, ev yemekleri gibi. Diğer grup ise ultra işlenmiş, paketli ürünlerle besleniyor. İlginç olan şu ki doğal beslenenler gün içinde daha fazla yemek yiyor. Buna rağmen kilo artışı daha çok paketli gıdalarla beslenenlerde görülüyor.
Sebebi oldukça net: İşlenmiş ürünler küçük porsiyonlarda bile çok yüksek kalori içeriyor. Üstelik insanı daha çok yemeye teşvik ediyor. Beyin doygunluk hissini geç algılıyor, vücut kısa sürede gereğinden fazla enerji almış oluyor. Bu da zamanla obeziteye kadar giden bir süreci başlatıyor.
Besinlerin kaynağı da önemli bir detay. Aynı vitamin bir kişide ıspanak ve havuçtan alınırken, diğerinde pankek ve kızarmış ürünlerden geliyor. İçerik aynı gibi görünse de vücuda etkisi bambaşka.
Eskiden sofralar doluydu ama kilo sorunu bugünkü kadar yaygın değildi. Çünkü yenenler gerçek gıdaydı. Şimdi porsiyonlar küçüldü ama kaloriler arttı. Raf ömrü uzun ürünler hayatımıza girdikçe bedenimiz de bunun bedelini ödemeye başladı.
Bu tablo şunu gösteriyor: Kilo kontrolü aç kalmakla değil, doğru besini seçmekle sağlanıyor.
Tabakta daha çok sebze, bakliyat ve ev yemeği yer aldığında vücut doyuyor ama yüklenmiyor. Paketli ürünler ise az görünse bile fazlasını aldırıyor.
Belki de sağlıklı kilonun sırrı daha az yemek değil, daha doğal yemektir.
Market alışverişinde yapılan tercihler, tartıdaki rakamdan çok daha belirleyici olabilir.