Balıkesir’in adını duyunca çoğu kişinin aklına hâlâ aynı iki yer geliyor: Ayvalık ve Altınoluk. Güzel mi? Elbette güzel. Ama mesele şu ki, Balıkesir bundan çok daha fazlası… Hem de fazlasıyla.
Yıllardır aynı cümleyi kurup duruyoruz: “Balıkesir’i Balıkesirliler bile tam bilmiyor.”
Acı ama gerçek.
Şimdi önümüzde bir fırsat var. Belki de uzun zamandır ilk kez bu kadar ciddi bir fırsat: Balıkesir GastroFest.
Ama gelin biraz geriye saralım.
Bu şehirde denemeler olmadı mı? Oldu. Hem de fazlasıyla.
İstanbul’da, Ankara’da “Balıkesir Tanıtım Günleri” düzenlendi. Türk Mutfağı Günleri yapıldı. Hatta bir ara büyük umutlarla kahvaltı festivali çıktı ortaya… PR çalışması güçlüydü, reklamlar döndü, tanınmış isimler geldi.
Ama sonuç?
Bir süre konuşuldu, sonra unutuldu.
Çünkü mesele sadece başlamak değil, sürdürebilmek.
Biz genelde ilk kısmı yapıyoruz, ikinci kısmı kaçırıyoruz.
O kahvaltı festivali zamanında da söylemiştik, bugün de aynı yerdeyiz:
Balıkesir mutfağını kahvaltıya sıkıştırmak bu şehre yapılacak en büyük haksızlıklardan biri.
Evet, peyniri meşhur.
Evet, zeytini ve zeytinyağı efsane.
Ama bu kadar mı?
Değil.
Bu toprakların mutfağı, köyünden ilçesine, dağından kıyısına kadar başlı başına bir hikâye. Et yemekleri, ot kültürü, deniz ürünleri, tatlılar… Her biri ayrı bir başlık.
Ama biz bugüne kadar bu hikâyeyi doğru anlatamadık.
Şimdi sahneye yeni bir organizasyon çıkıyor: Balıkesir GastroFest.
8-9-10 Mayıs’ta Avlu’da düzenlenecek bu festival, kağıt üzerinde baktığınızda umut veriyor.
Program dolu. Ünlü şefler var. Paneller, şovlar, söyleşiler… Sabah başlayıp akşama kadar süren bir “şenlik” havası hedeflenmiş.
İşin güzel tarafı şu:
Sadece yemek yapıp dağıtılan bir etkinlik değil.
İçinde eğitim var.
İçinde kültür var.
İçinde coğrafi işaret bilinci var.
Yani bu kez biraz daha “işin ruhuna” dokunulmuş gibi duruyor.
Asıl Soru: Devamı Gelecek mi?
Ama bütün mesele şu soruda düğümleniyor:
Bu festival bir başlangıç mı, yoksa yine tek seferlik bir heyecan mı?
Eğer bu iş gerçekten ciddiye alınırsa…
Eğer her yıl üstüne koyarak devam edilirse…
Eğer sadece 3 gün değil, 365 günün parçası haline getirilirse…
İşte o zaman Balıkesir için yeni bir sayfa açılır.
“Gastronomi şehri” lafı öyle kolay söylenmiyor. Ama imkânsız da değil.
GastroFest’i sadece bir etkinlik olarak görürsek, birkaç gün eğlenir, fotoğraf çeker, sonra hayatımıza döneriz.
Ama bunu bir stratejinin parçası yaparsak…
İşte o zaman Balıkesir’in coğrafi işaretli ürünleri rafta daha görünür olur.
Üretici kazanır.
Turizm çeşitlenir.
Şehir marka olur.
Açık konuşalım…
Balıkesir’in elinde malzeme var. Hem de fazlasıyla.
Eksik olan şey, bu malzemeyi doğru sunmak ve sürdürülebilir kılmak.
GastroFest, doğru yönetilirse bir kırılma noktası olabilir.
Ama olmazsa?
Bir süre konuşulur, sonra diğerleri gibi tarihin tozlu raflarına kaldırılır.
İşte bu yüzden bu kez sadece izlemeyelim.
Sahip çıkalım.
Konuşalım.
Eleştirelim.
Geliştirelim.
Festival biter, biz de oturur konuşuruz:
Ne oldu, ne olmadı, nasıl daha iyi olur?
Çünkü bu şehir bunu hak ediyor.