Balıkesir… Öyle bir şehir ki, artık “muhtemelen” değil, gerçekten de Türkiye’nin en güzel turizm cennetlerinden biri. Belediyenin billboardlarda yazdığı ‘Muhtemelen’ ifadesi mesnetsiz bir yakıştırma sadece… Hem Ege hem Marmara Denizi’ne kıyısı olan kaç şehir var bu ülkede? Üstelik sadece denizle yetinmeyip koyları, adaları, körfezleri ve yılların izini taşıyan tarihi yapılarıyla başlı başına bir turizm markası olabilecek kapasiteye sahip.

Ayvalık, Cunda, Edremit, Burhaniye, Erdek, Gömeç, Avşa, Cunda, Paşalimanı…
Bu saydıklarım artık sadece yerli turistin değil, dünya gezginlerinin radarında. Ayvalık tostu Instagram fenomeni olmuş, Cunda'nın taş sokakları Fransız gezginlerin hikayelerinde, Edremit sahilleri Alman seyahat sitelerinde “gizli kaçış noktası” olarak listeleniyor. Peki her şey bu kadar güzel mi? ‘Mavi Bayrakları Sahillerimiz’ diye övündüğümüz plajların duşlarında su yok…

Hayır, çünkü su yok.

Balıkesir Susuz, Turizm Umutsuz

Böyle eşsiz bir coğrafyaya sahipken, turizmi sadece billboardla değil, altyapıyla desteklemek zorundayız. Bugün Edremit'te, Ayvalık'ta, Erdek'te, Avşa’da yaşayan her yerli aynı şeyi söylüyor:

“Su bir gün var, iki gün yok!”
Turist de aynı şikayetle sosyal medyada paylaşıyor: “Duş alamadan tatil biter mi?”
Ve sonra bir daha gelmemek üzere o destinasyonu haritasından siliyor.

İşin garibi, ne belediyeler, ne Bakanlıklar ne BASKİ bu su krizine gerçekçi ve sürdürülebilir bir çözüm getiremedi. Ayvalık gibi bir yerin hâlâ 2025’te tankerle su takviyesi alması, "turizm cenneti" olarak anılan bir bölge için büyük bir ironi değil midir?

Yerli Turist Yunan’a, Euro’ya Teslim

Bir de fiyatlar var elbette…
Yerli turistin bu yaz sosyal medyada en çok yaptığı şey Yunan Adaları fiyatlarını paylaşmak. Çünkü karşılaştırıldığında gerçekten de aynı kaliteyi daha ucuza almak mümkün. Üstelik döviz kuruna rağmen.
Balıkesir’in birçok sahil kasabasında geçen yıl 200 TL’ye yediğin bir yemeğin bu yıl fiyatı 800 TL’ye fırlamış olabilir. Ve bu fiyat artışlarının çoğu enflasyonla açıklanamayacak kadar kontrolsüz.
Kimi işletmeler “bir sezonda kazan, 8 ay yat” kafasında. Ama farkında değiller: O sezon artık sadece 3-4 haftaya düşmüş durumda. O dört haftalık periyotta da gelen turist, aldığı hizmetten memnun kalmazsa bir daha gelmiyor. Gittiği yerde su bulamıyor, düzgün duş alamıyor, temel ihtiyaçlarını karşılayamıyor ve üstelik fahiş fiyatlar ödüyor.

Peki Ne Yapmalı?

Su altyapısı için acil eylem planı oluşturulmalı. Yağmur hasadı, arıtma sistemleri, alternatif kaynaklar geliştirilmeli.

Fiyat denetimi ve etik işletmecilik teşvik edilmeli. Belediyeler ve STK’lar bu konuda ciddi rol oynamalı.

Yerli turist korunmalı. Kendi vatandaşımızın bu ülkenin kıyılarına tatil yapamayacak hâle gelmesi, milli gelir kaybı ve sosyal adaletsizliktir.

Sürdürülebilir turizm politikaları geliştirilmeli. Sadece yaz sezonuna odaklı değil, tüm yıla yayılan kültür, doğa, gastronomi turizmi teşvik edilmeli.

Balıkesir'in güzellikleri kendiliğinden bir turizm markası yaratabilir, evet.
Ama unutmayalım: Güzellikler kendini satmaz, altyapı ve vizyon gerekir.
Balıkesir’e sahip çıkmak, sadece doğasına değil, insanına da sahip çıkmaktır.
Su veremediğimiz, hizmet götüremediğimiz bir turizm bölgesi en fazla bir sezonluk göz boyar. Sonrası mı?
Ne turist kalır, ne umut…