Bazı ağaçlar sadece gölge vermez; zamanın ruhunu, medeniyetlerin izini, sanatın kokusunu da taşır gövdesinde. Pelesenk ağacı, işte tam da böyle bir ağaç. Kimi ağaç yaşamak için büyür, pelesenk ise yaşarken kıymetlenir, kesildiğinde ölümsüzleşir. Hindistan’dan Afrika’ya, Brezilya’dan Sri Lanka’ya uzanan tropikal kuşakta yetişen bu nadide ağaç, sadece doğanın değil, kültürün de mücevheridir.
Sertliğin İçinde Zarafet
Pelesenk, latince adıyla Dalbergia türlerinden biridir ve genellikle kırmızımsı kahverengi tonlarında, yoğun damarlı, ağır ve sert bir oduna sahiptir. Sertliğiyle meşe ve tikle yarışır ama işlenebilirliğiyle onları geride bırakır. Marangozun eline geçtiğinde heykeltıraşa dönüşür; çünkü pelesenk sadece dayanıklı değil, aynı zamanda estetik bir malzemedir. Cilalandığında saten gibi parlar, yıllar geçtikçe karakter kazanır. Bu yüzden mobilyadan müziğe, pipodan kalemliğe kadar pek çok alanda tercih edilir.
Bir Zanaatkarın Rüyası
Osmanlı’dan günümüze, ustaların gözdesi olan pelesenk, özellikle ince işçilik isteyen sanatlarda kendini gösterir. Eski ustalar onunla baston sapları yapar, tesbih taneleri dizerdi. Pelesenkten yapılmış bir tesbih, yalnızca dini bir obje değil; aynı zamanda bir sabır ve incelik göstergesidir. Her tanesinde ağacın iç sesi yankılanır. Bu ağaç, kendine has kokusuyla da tanınır; hoş, hafif baharatlı bir koku. Zamanla solmaz, yıpranmaz, hatta daha da güzelleşir. Nitekim pelesenk kelimesi, dilimizde mecazen "sürekli tekrar edilen, bıkkınlık veren söz" anlamında kullanılır; çünkü ağzımızda tespih gibi dönen şeylere pelesenk olmuş deriz. Bu deyim de ağacın tesbihle olan tarihsel bağının bir izdüşümüdür.
Doğanın Dengesi ve Tehlike Altındaki Güzellik
Ancak güzelliği ve dayanıklılığı, pelesenki tehlikeye atmıştır. Aşırı talep, kontrolsüz kesim ve yasa dışı ticaret nedeniyle bazı pelesenk türleri, bugün CITES (Nesli Tehlike Altındaki Türlerin Uluslararası Ticareti Anlaşması) kapsamında koruma altına alınmıştır. Bu durum, hem ekolojik hem etik açıdan önemli bir sorun teşkil etmektedir. Sürdürülebilir ormancılık anlayışı, artık sadece bir ideal değil, bir zorunluluktur. Pelesenk gibi nadide türlerin korunması, sadece doğayı değil, aynı zamanda insanlığın kültürel mirasını da korumaktır.
Bir Ağacın Ardında Gizlenen Miras
Pelesenk ağacı, bize sadece güzel bir mobilya ya da zarif bir obje sunmaz. O, doğanın sabrını, zamanın izlerini ve ustalığın doruğunu anlatır. Bir baston sapında, bir udun gövdesinde, bir eski sandığın yüzeyinde hayat bulur. Görkemli gövdesiyle ormanda durduğu kadar, insanın emeğiyle şekillenmiş haliyle de değerlidir.
Onu sadece ağaç olarak görmek yetersizdir. Pelesenk, doğayla sanatın, sabırla zarafetin kesiştiği noktadır. Ve bu ağaç bize sessizce şunu fısıldar: "Gerçek değer, zamanla parlayan, sabırla işlenen şeydedir."