BÜYÜK planlar, büsbüyük hedefler veya gözde büyütülen türlü çeşitli icraatla anılıp, algı yaratarak kamuoyunu meşgul edenler..

Küçük tefek şeyleri görmek istemez!

Ya da görmezden gelir... Ne bileyim, göstermek istemez falan.

Ama görüyoruz işte!


***

MESELÂ bizim köyün yolu çakıl çukur... Arabanın lastiği güm diye çukura girdi mi böbreğin yerinden zıplıyor!

Bizim hanım ameliyatlı. Düz yolda zor yürüyor şu anda. Arabanın hoplatıp zıplatmaları ağrıya acıya sebep oluyor. Bizimkinin canı tatlı; iğne batsa parmağına bıçak yarası açılmış gibi bağırır.

“Abartıyor” diyorum ama, billahi abartı değil.

O bağırdıkça, ben yetkili ve etkili arkadaşlara gıyaplarında sövgü paketleri gönderiyorum; adrese teslim!

Ahmet Akın’ın ve dahi bu mevzudan sorumlu arkadaşların kulakları çınlıyordur!


***

ANAYOLDAN köyün tali yollarına girdi miydin yandın. Her gün yüzlerce aracın geçtiği o yolun çakılı, çukuru bitmiyor!

Geçende bir tutam mıcır, birer kap zift atmışlar çukurlar dolsun diye.

Küreğin ucuyla atılan dolgu malzemesi de dandik olmalı ki, iki yağmur düşünce dağılıverdi hepsi.

Çukurlar daha derin şimdi!

Bir de yüksek dolgu mevzusu var; malzemeyi dolduruyor, ama kıvamını tutturamıyor... Üstünden silindirle falan geçmeyince, hızlı giden araca takla attıracak yükseklikte tümsekler oluşuyor.

Özetle, hoplaya zıplaya ilerlemek zorundasınız.


***

KÖYLÜK yer böyle de, şehir merkezi farklı mı?

Yok “asfalt tesisimizi büyütüyoruz”, yok “yeni asfalt tesisi kuruyoruz”...

Şehrin ana caddeleri, şehirlerarası bağlantılı yollar, ara caddeler, sokaklar falan delik deşik.

Sürücüsü de sövüyor, yayası da...

Bir de taş döşeli yollarımız var; alt malzemeden kestikleri belli... Taşlı yollar dalgalı denizleri andırıyor. Fırtınada kayıkla gidiyormuşsun gibi!

Malzemeden kesince, yeterince sıkıştırma yapmayınca, zaman içinde göçmeler oluşuyor. Bunun üstüne elektrik altyapısı için kazı, doğalgaz altyapısı için kazı, internet için, kanalizasyon için, su için kazı derken,taş döşeli sokaklarda derin göçükler oluşuyor.

Kazıdan sonra yeniden kapatma çalışmalarında denetim falan yok; elemanların inisiyatifine kalmış... Sonradan yapılan döşeme işlerinde mutlaka taş artıyor!


***

ÖRNEK vereyim; Atatürk Mahallesi, Atatürk İlkokulu’nun arka sokağı... Köprü altından girip sokakta ilerlemeye çalışın bakalım... Ya taşa takılırsınız, ya doğalgaz, kanalizasyon kapaklarına... Arabaların alt takımlarına zarar verecek derinlikte çukurlar, yükseltiler...

Karesi Belediye Başkanı Mesut Akbıyık da oralarda oturuyor.. Her gün o yollardan geçiyor. Evinin önündeki yolun halini görmüyor!

Şimdi bu yazıyı okuyunca, “Mesut kendi evinin yolunu yaptırıyor derler diye elimi sürmüyorum” türü bir mazeretle çıkacaktır karşımıza.

Sen yaptır, öyle diyen olursa döveriz!


***

ŞEHİR içi yolların göçüğü, yükseltisi, çakılı, çukuru herkesçe malum.

Yönetenler oralı değil.

Yıllardır asfalt yüzü görmeyen ana yollar.. İhmal edilen caddeler, sokaklar...

Bu şehre yakışmıyor!

Büyük laflarla, süslü cümlelerle halkın karşısına çıkan arkadaşlar ve onların ithal bürokratları Balıkesir’in orasına burasına dönüp bakmıyor pek.

“Halkla temas” ayağına, Millikuvvetler, Anafartalar, Yeni Çarşı esnafıyla poz vermenin ötesine geçmek lazım. Şehirde yürüyüp pahalı pabuçları toza, çamura bulamak lazım.

Selam ederim.


********* *************

Vefalar, bekalar!


TÜM Balıkesir, Büyükşehir Belediyesi’ndeki operasyonu konuşuyor!


Detayları hiç kimse bilmiyor; resmi bir açıklama yok çünkü. Ama herkes bir yerlerden duyduğunun üstüne üç beş bilgi kırıntısını daha ekleyip birbirine anlatıyor.

Büyükşehir Başkanvekili KOM ekiplerince evinden alınıyor, Emniyet’e götürülüyor; hakkında başlatılan soruşturma kapsamında gözaltında tutuluyor. Başka gözaltılar da olduğu söyleniyor.

Bu mevzu haber olunca, Büyükşehir Belediyesi Basın Dairesi gazetecileri bir bir arayıp, “bizimle bir ilgisi yok, kurumsal bir operasyon değil, tamamen kişisel bir mevzu” cümlesi eşliğinde, “görmeyin” mesajı veriyor.

Nitekim şehrin mevkuteleri ve dahi internet haber siteleri falan görmezden geliyor.

Ama şehir bu olayı konuşuyor!


***

BÜYÜKŞEHİR Belediyesi’ni ilgilendiren bir durum yok mu şimdi ortada?

Başkanvekili gözaltında; O’nun vereceği ifadelerle konunun nereye gideceği, kimlere uzanacağı belli değil.

Tek tek telefonla arayıp, “öyle değil böyle” demekle yetinmiyor, resmi bir açıklama da yapıyorlar.

“Kurumsal değil!”

Nasıl değil?

Büyükşehir’in Başkanvekili.. İmar Komisyonu Başkanı.. Yirmi bir aydır Büyükşehir’i yönetiyor.

Mevzu Başkan’ın çok kıymetli başdanışmanı olunca, sahip çıkan, toz kondurmayan, anında boy boy açıklamalar yaparak koruma kalkanı oluşturan Büyükşehir yönetimi..

Birlikte yola çıktıkları ve bugüne kadar birlikte yol yürüdükleri Başkanvekili için, “bizimle ilgisi yok” deyip kaderiyle baş başa bırakıyor!

Gözden çıkardıklarını biliyorduk zaten; bu açıklama tescil belgesi niteliğinde oldu.

Oysa, tıpkı başdanışman vakalarında olduğu gibi, koruyucu, sahip çıkıcı bir mesaj da verilebilirdi.

Konu her ne olursa olsun, nereye varırsa varsın, “arkasındayız” falan dersin, yarım ağızla da olsa... Demediler!

O da ifadeyi verirken, muhtemen “beraber yürüdük biz bu yollarda” diyecektir.


***

BU mevzuda gelişmeleri izliyoruz; herkes gibi biz de soruşturmanın akıbetini merak ediyoruz.

Bu fasılda, gözlemler ve gelişmeler ekseninde bir şey söylemek gerekirse..

Tek cümleyle:

Vefası olmayanın bekası olmaz nitekim!