DEDİKODU – MALUM KİŞİ
Balıkesir’de rozet siyaseti ve torpil gerçeği!
Balıkesir’de son günlerde yaşanan siyasi “transfer” hareketliliği, partiler arası bir rekabetin değil, aynı zamanda siyasetin niteliğine dair daha derin bir tartışmanın da kapısını aralıyor. Adalet ve Kalkınma Partisi Balıkesir İl Başkanı Mehmet Aydemir’in rozet takarak kamuoyuna duyurduğu katılım ve hemen ardından CHP Karesi İlçe Başkanlığı’nın sert açıklaması…
Görünen o ki mesele bir kişinin parti değiştirmesinden çok daha büyük.
İdeolojiden bağımsız siyaset olur mu?
Şunu açıkça söylemek gerekir: Siyasette bir uçtan diğer uca geçişler yeni değil. Dün sağda olanın bugün solda, bugün solda olanın yarın sağda saf tutması artık kimseyi şaşırtmıyor. Çünkü birey düzeyinde ideolojik aidiyet zayıflayabilir. İnsan beklentiye girer, umduğunu bulamaz, yön değiştirir. Bu, tartışılır ama anlaşılabilir bir durumdur.
Asıl sorun bireyde değil, partilerde.
Eğer bir siyasi parti, kendi içinde güçlü bir ideolojik bağ kuramıyorsa, üyelerine bir duruş kazandıramıyorsa, o zaman yaşanan kopuşların sorumluluğunu sadece gidenlere yüklemek kolaycılık olur. Bugün Balıkesir’de yaşanan tablo tam da bunu gösteriyor. Birkaç gün önce Cumhuriyet Halk Partisi saflarına katılan eski bir AK Partili genç, şimdi de CHP’de görev yapmış bir ismin AK Parti’ye geçmesi… Bu bir istisna değil, giderek yaygınlaşan bir eğilim.
“Rant” söylemi kime karşı?
CHP Karesi İlçe Başkanlığı’nın açıklamasındaki şu cümle oldukça dikkat çekici:
“Cumhuriyet Halk Partisi’nde bekledikleri iş ve rant ortamını bulamayanların adresi AKP olmuştur.”
Bu ifade, sadece karşı tarafa değil, aslında siyasetin geneline dair ağır bir itham içeriyor. Peki aynı mantıkla sormak gerekmez mi: AK Parti’den CHP’ye geçenler için hangi kavramlar kullanılacak? “Doğru yolu buldular” mı denilecek, yoksa onlar da bir beklentinin ürünü mü?
Siyasette çifte standart en tehlikeli alanlardan biri. Bir tarafın transferi “menfaat”, diğer tarafınki “bilinç” olarak sunulursa, bu söylem inandırıcılığını yitirir.
Belediyeler, torpil çarkı ve görmezden gelinen gerçekler
Bugün yerel iktidarın CHP’de olduğu bir Balıkesir gerçeği var. Büyükşehir ve ilçe belediyelerinde işe girme beklentisiyle parti kapılarını aşındıran insanların sayısı az değil. Dün aynı tablo AK Parti döneminde de vardı. Bugün roller değişti, yöntemler büyük ölçüde aynı kaldı.
O zaman soralım:
“Rant” ve “menfaat” söylemini bu kadar güçlü kullanan CHP Karesi İlçe Başkanı Yücel Erişen, kendi çevresi açısından nasıl bir tabloyla karşı karşıya? Kaç akrabası, kaç yakını, kaç referans gösterdiği isim bugün belediyelerde görev yapıyor?
Elbette kimsenin ekmeğiyle, işiyle sorunumuz yok. Ancak mesele başkalarını “menfaat” üzerinden yaftalamaya geldiğinde, aynı terazinin kendine de tutulması gerekir. Aksi halde bu söylem, siyasi eleştiriden çok, karşılıklı suçlamaya dönüşür.
“AK Parti yaptı, şimdi sıra bizde” anlayışı, ideolojiyle değil, fırsatçılıkla açıklanabilir.
Siyaset, kadro dağıtım mekanizmasına dönüştüğü anda ideolojik söylemler sadece vitrin süsü olur. Bugün “rant” eleştirisi yapanların, kendi dönemlerinde kimleri, hangi kriterlerle işe yerleştirdiği sorusu yanıtsız kaldıkça, kamuoyunda güven duygusu zedelenir.
Önce aynaya bakmak gerek!
Hem Adalet ve Kalkınma Partisi hem de Cumhuriyet Halk Partisi açısından tablo çok farklı değil. İl başkanından ilçe yöneticisine, meclis üyelerinden parti emekçilerine kadar geniş bir çevrede “referans” mekanizmasının işlediği bilinen bir gerçek.
Yakın akrabalar, eş dost ilişkileri, “bizden olsun” anlayışı… Bunlar Türkiye siyasetinin kronik hastalıkları.
O yüzden başkasını “menfaat” üzerinden eleştirmeden önce, herkesin kendi pratiğine bakması gerekiyor. Çünkü toplum artık sadece söze değil, yapılan işe bakıyor.
Rozet değişir, gerçek değişmez
Siyasette rozet değiştirmek kolaydır. Zor olan, duruş değiştirmemektir. Eğer bir kişi bugün başka bir partide, yarın başka bir partide aynı rahatlıkla yer alabiliyorsa, burada sorgulanması gereken sadece o kişi değildir.
Partiler, üyelerine gerçekten bir kimlik mi kazandırıyor, yoksa sadece birer geçici adres mi sunuyor?
Balıkesir’de yaşanan bu karşılıklı geçişler, aslında Türkiye siyasetinin küçük bir özeti. İdeolojinin zayıfladığı, pragmatizmin güçlendiği, siyasetin ise giderek daha fazla “imkân kapısı” olarak görüldüğü bir tablo…
Ve bu tablo değişmediği sürece, ne rozetlerin rengi ne de yapılan açıklamaların tonu, gerçeği değiştirmeye yetmeyecek.
Malum Kişi