Spor denince çoğumuzun aklına hemen yaş gelir. Futbolcu 35’ini geçti mi “Artık emeklilik vakti” denir. Atletler, basketbolcular belli bir yaştan sonra eski performanslarını sahaya koymakta zorlanır. Peki ya e-spor?

İşte burada işler biraz farklı. E-sporda başarı büyük ölçüde reflekslere, konsantrasyona ve zihinsel çevikliğe bağlı. Bu yüzden genellikle en parlak dönem 16 ile 25 yaş arası oluyor. Dünya şampiyonalarında sahne alan oyuncuların çoğu hâlâ lise ya da üniversite çağında. Çünkü saniyenin onda birinde karar vermek, rakibin hamlesini anında görmek ve uygulamak büyük ölçüde gençliğin avantajı.


Ama bu demek değil ki belli bir yaştan sonra e-spor tamamen biter. İşin içine deneyim, oyun bilgisi ve liderlik girince 30 yaşını geçmiş oyuncular da takımlarında önemli roller üstlenebiliyor. Bazıları kaptan oluyor, bazıları ise koç olarak genç yetenekleri yetiştiriyor. Hatta dünyada hâlâ aktif olarak mücadele eden 35 yaş üstü profesyonel oyuncular var.


Bir de izleyici tarafı var. E-sporun yaşı yok! Balıkesir’de lise çağındaki bir genç de izliyor, emekli bir amca da torunuyla beraber YouTube’dan maç açabiliyor. Çünkü bu iş biraz da heyecanı paylaşmak meselesi.


Sonuç olarak, e-spor için genç yaş büyük avantaj, ama tecrübe de hiç küçümsenecek bir güç değil. Belki de gelecekte 40 yaşında şampiyon olan bir oyuncuya şahit olacağız, kim bilir?