6 Şubat 2023’te merkez üssü Kahramanmaraş olan 7,6 büyüklüğündeki büyük deprem, Türkiye’nin doğu ve güneydoğusunda çok sayıda şehir, ilçe ve köyün yerle bir olmasına, on binlerce yurttaşımızın hayatını kaybetmesine yol açtı. Bu felaketin yıldönümünde, depremde hayatını kaybeden tüm yurttaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz. Türkiye’nin doğu-batı eksenindeki geniş coğrafyası aslında deprem kuşağı üzerinde yer alıyor; bu topraklarda depremsellik sıradan bir “olay” değil, günlük jeolojik gerçekliktir.
Kahramanmaraş depremi ve etkileri
6 Şubat’taki iki güçlü sarsıntı, çevre illerle birlikte büyük şehirlerde de hissedildi. Binlerce bina tamamen yıkıldı ya da ağır hasar gördü; binlerce insan enkaz altında yaşamını yitirdi. Bölge halkı, enkaz kaldırma, barınma, sağlık ve psikososyal destek gibi konularda uzun ve zorlu bir süreçle karşı karşıya kaldı. Yıkılan kentlerin yeniden inşası basit bir “ev verilmesi” meselesi değil; ekonomik, sosyal ve kültürel yaşama dönüşü de içeren uzun vadeli bir kalkınma planı gerektiriyor.
Deprem sadece Türkiye’nin güneydoğusunu sarsmadı; batı kesimlerde de önemli sismik aktiviteler görüldü. Özellikle Balıkesir’in Sındırgı ilçesi ve çevresi 2025 ve 2026 başında yoğun deprem dalgalarıyla karşılaştı.
2025 yılı Ağustos ayında Sındırgı’da 6,1 büyüklüğünde deprem meydana geldi; bu sarsıntı Balıkesir merkez dahil birçok ilde hissedildi ve bir vatandaşımız hayatını kaybetti, çok sayıda kişi yaralandı ve çok sayıda yapı yıkıldı veya ağır hasar gördü.
2025 Ekim ayında yine 6,1 şiddetinde bir deprem daha yaşandı; artçı sarsıntılarla devam eden etkinlik sonrası bölgede hasar tespit ve arama-kurtarma çalışmaları sürdü.
2025 sonbahar ve 2026 başında Balıkesir – Sındırgı çevresinde büyüklüğü çeşitli seviyelerde binlerce artçı sarsıntı kaydedildi; küçük çaplı sarsıntılar halk tarafından hissedildi ve bölge halkının psikolojisini etkiledi.
Balıkesir bölgesi aktif fay hattları üzerinde ve bu nedenle Batı Anadolu’da sürekli sismik aktivite yaşanıyor. Büyük depremler tarihsel olarak da bu bölgeyi etkilemiş. Örneğin, 1898 Balıkesir depremi, Gönen ve Ayvalık’ta yıkıma neden olan büyük depremler bunun en bilinen örnekleri.
Yıkım, ağır hasar, yok olan yaşamlar
Sındırgı’daki sarsıntılar, can kaybı açısından daha sınırlı sonuçlar doğursa da bölge ciddi yapısal hasar gördü. Okullar, evler, işyerleri ağır veya orta hasarlı hâle geldi. Birçok kişi uzun süre çadırlarda, konteynerlerde yaşadı ve yaşam koşulları ekonomik ve sosyal açıdan zorlaştı. Bu süreç, küçük yerleşimlerde toplumsal dokunun da sarstığı bir durum yarattı.
Türkiye’nin deprem gerçeği ile yaşamayı öğrenmesi, sadece afet sonrası müdahaleyi değil, önleyici planlama ve dayanıklı yapılar üretmeyi zorunlu kılıyor. Deprem riski yüksek alanlarda yeni yerleşimlerin ve altyapıların deprem dayanımlı olması temel gerekliliktir.
Kentsel dönüşümün niteliği... Sadece eski yapıları yıkıp aynı tipte yeni binalar inşa etmek yetmez; yeni yerleşimler, sürdürülebilirlik, güvenlik ve sosyal donatı açısından planlanmalıdır.
Halkın bilinçlendirilmesi... Deprem eğitimi ve afet farkındalığı sürekli verilmelidir. Vatandaşların kendi güvenliklerini sağlamaları için bilgi donanımlarının artırılması şart.
Devlet ve yerel yönetim iş birliği ile afet öncesi hazırlıklar, hızlı acil durum müdahaleleri ve uzun vadeli toparlanma stratejileri geliştirilmelidir.
***
6 Şubat Kahramanmaraş Depremi’nin yıldönümünde bir kez daha görüyoruz ki Türkiye’nin her köşesi deprem riskiyle karşı karşıya. Batı’da Balıkesir ve Sındırgı gibi bölgeler de bu gerçeği yaşamaya devam ediyor. Deprem bilinci, güçlendirilmiş yapılar ve etkin politikalar olmadan sadece afet sonrası “iyileştirme” çabaları yeterli olmaz. Afet riskinin azaltılması, toplumun her kesiminin ortak sorumluluğudur.
Allah’tan bir kez daha depremde hayatını kaybeden yurttaşlarımız için rahmet, geride kalanlara sabır ve Türkiye’ye güvenli yarınlar diliyoruz.
***********
6 ŞUBAT DEPREMLERİ VE SONRASI
6 Şubat 2023’te Türkiye’nin güneydoğusunu vuran deprem, tarihimizin en yıkıcı ve can kaybının en yüksek olduğu doğal afetlerinden biri olarak kayıtlara geçti. Sabah saat 04.17’de Kahramanmaraş’ın Pazarcık merkezli 7.7 büyüklüğünde birinci deprem ve saat 13.24’te Elbistan merkezli 7.6 büyüklüğünde ikinci deprem meydana geldi. Bu sarsıntılar ve ardından gelen sayısız artçı, geniş bir coğrafyayı sarstı ve 11 ilde ciddi yıkıma yol açtı.
Yıkım ve Can Kaybı
Depremler 11 il ve çevre ilçelerde hissedildi; milyonlarca insan etkilendi.
Resmi ve bağımsız değerlendirmelere göre ülkemizde 50 000’den fazla vatandaşımız yaşamını yitirdi, 100 000’den fazlası yaralandı, yüz binlerce bina ağır hasar gördü veya yıkıldı.
Sadece yıkılan/hasar gören yapılar 200 000’in üzerinde sayıldı.
En Çok Etkilenen Şehirler
Özellikle Hatay, Kahramanmaraş, Adıyaman, Gaziantep, Malatya, Osmaniye, Diyarbakır, Kilis, Adana ve Şanlıurfa gibi şehirlerde büyük yıkımlar yaşandı; birçok yerleşim merkezi yerle bir oldu veya ağır derecede zarar gördü.
Arama-Kurtarma ve Acil Müdahale
Olay sonrası ilk günlerde Türkiye’nin dört bir yanından ve uluslararası ekiplerden binlerce arama-kurtarma personeli, ambulans, UMKE araçları, helikopter ve sağlık ekipleri bölgeye sevk edildi. Birçok kişi enkaz altından kurtarıldı, yaralılara yardım edildi.
Barınma ve Destek Çalışmaları
Hükûmet ve yerel yönetimler, depremzedeler için geçici barınaklar, spor salonları, yurtlar, konteyner kentler kurdu.
Birleşmiş Milletler ve sivil toplum kuruluşları insani yardım, temel ihtiyaç, battaniye ve ayni/nakdi destek sağladı.
Yardım Kampanyaları
Devlet organları, belediyeler, Kızılay ve sivil toplum örgütleri büyük çaplı yardım kampanyaları yürüttü; vatandaşlardan bağışlar toplandı, insani yardım malzemeleri tahsis edildi ve koordinasyon sağlandı. Birçok ülke de yardım gönderdi.
Yeniden Yapılanma Çabaları
Olayın üzerinden iki yıl geçti, yeniden yapılandırma süreci devam ediyor.
Hükûmet, yüz binlerce yeni konut ve işyeri inşa etme taahhüdünde bulundu ve milyarlarca lira kaynak ayırdı.
Ancak bazı bölgelerde özellikle Hatay’da yeni konutların tamamlanma oranı eleştirilere konu oldu ve toplumsal talepler hala sürüyor.
Binlerce aile hâlâ konteyner kentlerde ya da geçici konaklama birimlerinde yaşıyor.
Şu Anki Durum
Deprem sonrası rehabilitasyon süreci iki yılı aşmış durumda. Birçok şehirde normal yaşama dönme çabası sürerken, ekonomik ve psikososyal etkilerle mücadele devam ediyor. Yeniden yerleşim planlaması, altyapı onarımı ve afet sonrası yaşam kalitesini iyileştirme çalışmaları devlet ve yerel yönetimler tarafından sürdürülen öncelikli programlar arasında yer alıyor