Ülkemizin kırsal kalkınma gündemini meşgul eden en kritik konulardan biri, şap hastalığının yeniden ortaya çıkmasıdır. Bu virüs, yalnızca çiftçileri değil, hayvancılık sektörünü, bölgesel ekonomiyi ve gıda güvenliğini doğrudan etkiler. Ne yazık ki şap hastalığı sadece yerel değil, küresel ölçekte de gündemdeki yerini koruyor.
Şap hastalığı (Foot-and-Mouth Disease, FMD), sığır, koyun, keçi ve domuz gibi çift toynaklı hayvanlarda görülen son derece bulaşıcı bir viral hastalıktır.
Özellikleri ve etkileri
Tükürük, deri lezyonları ve topallık gibi belirtilerle hızla yayılır.
İnsanlar için ciddi bir sağlık riski oluşturmasa da, hayvan sağlığı, ürün verimliliği ve çiftçilerin ekonomik sürdürülebilirliği açısından yıkıcıdır.
Üretim düşüşleri, gelir kayıpları, hayvan pazarlarının kapanması ve ticari kısıtlamalar gibi zincirleme etkiler yaratır.
RİSK DEVAM EDİYOR
2025 yazında ülkemizin çeşitli bölgelerinde şap hastalığıyla mücadele yeniden gündeme geldi. Canlı hayvan pazarlarının geçici olarak kapatılması ve üreticilerin bilgilendirilmesi acil önlemler arasında yer aldı.
Trakya’daki birçok ilde, büyükbaş ve küçükbaş hayvanlar için şap aşılamaları devam ediyor. Bu kampanyalar, hastalıkla mücadelede kritik önlem niteliğinde. Ayrıca üreticilere belediyeler ve tarım teşkilatları tarafından hem maddi hem de manevi destekler sağlanıyor.
SINIRLAR VİRÜSÜ DURDURAMAZ
Şap hastalığı sadece Türkiye’de değil, Avrupa ve Orta Doğu’da da ciddi bir tehdit olarak izleniyor:
FAO (Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü), Avrupa ve Yakın Doğu’da FMD salgınlarının artış eğiliminde olduğunu ve risklerin büyüdüğünü bildiriyor. Bio-güvenlik önlemleri, erken tespit ve aşılama çağrısı yapıyor.
Macaristan, 50 yılı aşkın sürenin ardından FMD vakalarıyla mücadele ediyor. Polonya gibi yakın ülkeler de alarm seviyesini yüksek tutuyor. Almanya’da bir vakada et ve süt ürünleri ihracatına kısıtlamalar getirildi; birçok ülke ticari önlemler aldı.
Bu durum, hayvan hastalıklarının sınır tanımadığını gösteriyor: Bir ülkede tespit edilen virüs, kontrol edilmezse hızla komşulara yayılabilir.
BİLİM NE DİYOR?
Şap hastalığı hızla yayılan bir virüstür ve kontroller büyük önem taşır. Uluslararası otoriteler, şu önlemleri öneriyor:
Küçük ve büyük işletmelerde aşılama programlarının sürdürülmesi.
Hayvan hareketlerinin dikkatle izlenmesi.
Şüpheli durumlarda veterinerlere hızlı bildirim yapılması.
Hastalık insan sağlığı için büyük risk oluşturmasa da, üretimdeki çöküşler, çiftçi gelir kayıpları ve gıda güvenliği üzerindeki etkisi ciddi olabilir.
ÖNLEMLER VE DAYANIŞMA
Çiftçilerin omuzlarındaki yük ağır. Şap gibi biyolojik riskler, üretimin her aşamasını tehdit ediyor. Bu noktada yapılması gerekenler:
Milli ve yerel düzeyde aşılama kampanyalarının yaygınlaştırılması.
Tarım teşkilatlarının günlük gözetim, raporlama ve destek sistemlerini hızlandırması.
Küresel veri ve deneyim paylaşımının artırılması.
Şap hastalığı, Türkiye ve dünya hayvancılığı için “arka bahçedeki sorun” olmaktan çıkıp stratejik bir risk yönetimi konusu hâline gelmiştir. Hastalıkla mücadelede başarı, yalnızca veterinerlik hizmetleri veya çiftçilerin çabasıyla sınırlı olamaz; devlet politikalarından uluslararası işbirliğine kadar geniş bir vizyon gerektirir.
Unutmayalım: Güçlü bir hayvancılık sektörü, güçlü gıda güvenliği ve sağlam bir ekonomi demektir.