Dünya e-spor sahnesine baktığınızda ışıklar hep aynı yerlere tutuluyor: Kore, Çin, Avrupa, Amerika… Turnuvalar orada, büyük takımlar orada, yatırımlar orada. Peki Türkiye nerede?

Milyonlarca oyuncusu olan, internet kafelerden mobil oyunlara kadar güçlü bir oyun kültürü bulunan bir ülke neden hâlâ e-spor dünyasında “kenarda” kalıyor?

Sorun oyuncu sayısında değil. Türkiye, oyun oynayan genç nüfus açısından birçok Avrupa ülkesinden daha kalabalık. Ama mesele sayı değil, sistem. E-spor sadece oyun oynamakla oluşmuyor; arkasında sağlam lig yapıları, düzenli turnuvalar, sponsorluklar ve sürdürülebilir kulüpler gerekiyor. Bizde ise çoğu şey kısa vadeli heveslerle başlıyor, uzun vadeli planlarla devam etmiyor.

Bir diğer mesele güven. Büyük oyun firmaları ve turnuva organizatörleri, yatırım yapacakları ülkede istikrar arar. Kuralların net olmasını, organizasyonların profesyonel işlemesini ister. Türkiye’de e-spor hâlâ “gençlerin oynadığı oyun” algısından tam kurtulamadığı için, sektör ciddiye alınmakta zorlanıyor. Resmi destek var ama bu destek çoğu zaman sahaya tam yansımıyor.

Ekonomi de işin başka bir boyutu. Sponsorluklar, yayın gelirleri ve bilet satışları büyük pazarlarda daha kazançlı. Firmalar doğal olarak paranın döndüğü yere yöneliyor. Türkiye’de izleyici çok, ama harcama gücü sınırlı. Bu da büyük organizasyonların gözünde bizi “riskli pazar” haline getiriyor.

Altyapı eksikliği de önemli. Profesyonel e-spor tesisleri, eğitim programları, genç yetenekleri küçük yaşta yönlendiren sistemler bizde çok yeni. Bir oyuncu yetenekli olsa bile, onu profesyonel seviyeye taşıyacak düzenli bir yol haritası çoğu zaman yok. Bu yüzden birçok yetenek ya erken pes ediyor ya da yurt dışına gitmeye çalışıyor.

Asıl acı olan şu: Türkiye’de potansiyel var ama plan yok. Oyun şirketleri bunu görüyor. Kalabalık ama dağınık bir kitle görüyorlar. Heyecanlı ama sürdürülebilir olmayan bir yapı görüyorlar. Bu yüzden büyük sahnelerini bize kurmak yerine, izleyici olarak bizi uzaktan izletmeyi tercih ediyorlar.

Türkiye e-spor için kötü bir ülke değil, hazırlıksız bir ülke. Görmezden gelinmemizin sebebi yeteneksizlik değil; düzensizlik. Eğer uzun vadeli ligler, güçlü kulüpler, şeffaf organizasyonlar ve gerçek yatırımlar oluşursa, o zaman kimse Türkiye’yi haritanın dışında tutamaz.

Çünkü mesele şu: E-sporda görünür olmak, bağırmakla değil, sağlam bir zemin kurmakla olur. Ve biz hâlâ o zemini tam olarak dökemiyoruz.