Yazılım dünyasında yıllardır süren sessiz ama hararetli bir tartışma var: Üniversite mezunu yazılımcılar mı daha donanımlı, yoksa alaylı diye tabir edilen, mutfağın içinden yetişmiş yazılımcılar mı? Bu tartışma, bir noktadan sonra teknik konuların ötesine geçip kimlik meselesine dönüşüyor.

Üniversiteli yazılımcı genellikle güçlü bir teorik altyapıyla geliyor. Algoritmalar, veri yapıları, yazılım mühendisliği prensipleri… Bir problemi çözerken “neden böyle?” sorusunu sormaya daha yatkın. Kod yazarken sadece çalışmasına değil, sürdürülebilir olmasına da kafa yoruyor. Büyük sistemleri düşünmekte, mimari kurmakta çoğu zaman avantajlı.

Alaylı yazılımcı ise bambaşka bir yerden geliyor. Onun okulu Google, öğretmeni StackOverflow, sınavı ise gerçek projeler. Çoğu zaman bir problemi teorik olarak değil, “bu iş nasıl çözülür?” diye ele alıyor. Pratik zekâsı güçlü, hız konusunda iddialı ve kriz anlarında soğukkanlı. Kod çalışıyorsa, gerisi ikinci planda kalabiliyor.

İşin ilginç tarafı şu: İki taraf da diğerini eksik görmekte oldukça başarılı. Üniversiteli yazılımcı, alaylıyı “temeli zayıf, rastgele kod yazıyor” diye eleştiriyor. Alaylı yazılımcı ise üniversiteliyi “çok biliyor ama iş bitiremiyor” diyerek küçümsüyor. Oysa gerçek hayatta işler bu kadar siyah-beyaz değil.

Bugün yazılım sektöründe başarılı olan isimlere bakıldığında, çoğunun bu iki dünyanın kesişim noktasında durduğu görülüyor. Teoriyi bilen ama pratiğe hâkim, pratiği güçlü ama öğrenmeye açık olanlar öne çıkıyor. Sadece diploma da yetmiyor, sadece deneyim de.

Asıl sorun belki de “kim daha iyi?” sorusunda gizli. Çünkü yazılım, tek bir doğru yolun olduğu bir alan değil. Bir problemi çözen kod, nereden geldiğine bakılmadan değerlidir. Klavyenin başında geçirilen saatler, sınıfta geçirilen yıllardan daha az ya da daha çok anlamlı olmak zorunda değil.

Belki de tartışmayı bitirecek cümle şu:

Yazılımda önemli olan nereden geldiğin değil, kendini ne kadar geliştirdiğin.

Diploma bir anahtar olabilir, deneyim ise o kapıdan içeri girmeni sağlar. Ama içeride kalmak, öğrenmeye devam edenlerin işidir.