Bir önceki yazıma şu şekilde başlamıştım.

“Ekim ayının yaklaşmasıyla beraber, yaz saati uygulamasının bir israf mı, yoksa bir tasarruf mu olduğuna dair tartışma ve görüşler gündemimize yeniden oturmaya başladı. Muhtemelen bu konu, ilerleyen günlerde gündemimizde daha da yer alacaktır.”

Tam da beklediğim gibi oldu. Elektrik Mühendisleri Odası (EMO), konuyla ilgili ilk açıklamayı, 2,8 milyar TL’lik zarar olduğunu ifade ederek yaptı. Arkasından bu bildiriyi kendilerine dayanak yapan bazı siyasilerimiz de, konu hakkında açıklamalarda bulunmaya başladılar.

CHP Kocaeli Milletvekili Sayın Fatma Kapan, bu konuda meclise bir soru önergesi verdi ve sonrasında 5 Ekim 2017 tarihinde de, EMO’nun 7 milyar kWh (kilowatt saat) olarak hesapladığı elektrik tüketim artışına dayanarak, uygulamanın israfa neden olduğunu açıkladı (bakınız http://gebze.chpkocaeli.org.tr/Haberler/4/fatma-kaplan-hurriyet-yaz-saati-israfina-bakanliktan-tasarruf-diretmesi-62773.aspx).

Aradan 1 hafta geçtikten sonra, 12 Ekim 2017 tarihinde de, bu sefer CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Sayın Ahmet Akın, konu hakkındaki 2. açıklamayı yaptı. O da, Sayın Kapan gibi görüşünü EMO hesabına dayandırarak, olayı israf olarak nitelendirdi (bakınız https://www.chp.org.tr/Haberler/30/akin-akp-hukumeti-ulkemizi-karanliga-surukluyor-63067.aspx).

Dikkat edilecek olursa, vekillerimiz gibi konu hakkında israf düşüncesine sahip herkesin dayanak noktası, EMO bildirisidir. Oysaki 2 Ekim 2017 tarihli bir önceki yazımda, EMO’nun ortaya koyduğu hesabın kaba, eksik ve dolayısıyla da yanlış olduğunu özellikle belirtmiştim (bakınız http://www.politikam.com/makale/israf-mi-yoksa-tasarruf-mu-m545.html). Sayın Vekillerin ve onlar gibi düşünen herkesin, kendilerine EMO hesabını dayanak yapmaları, çok üzücü bir durum olarak karşımızda durmaktadır.

Bakınız, Gazi Mustafa Kemal Atatürk der ki:

“Dünyada her şey için, maddiyat için, maneviyat için, muvaffakiyet için, en hakiki mürşit ilimdir, fendir; ilim ve fennin haricinde mürşit aramak gaflettir, cehalettir, dalalettir.”

O zaman nasıl olur da, EMO’nun bilimsel bir hesaba dayanmayan israf sonucu, özellikle de Atatürk’ün partisi olmakla gurur duyan bir partinin milletvekilleri tarafından kabul görür? Bir bilim insanı olarak ben, bunu anlamakta zorlanıyorum ve hatta anlayamıyorum.

Yer sıkıntısı nedeniyle, sadece örnek olması maksadıyla, Ocak 2016 ve Ocak 2017 verilerini içeren ilk grafiğe dikkatinizi çekmek isterim. Bu grafiğe göre, mavi kesikli çizgiyle gösterilen Ocak 2017’de, tüm saatlerde elektrik tüketimi artmıştır. Ancak yaz saati uygulaması tüm saatlerdeki artıştan sorumlu olamaz. Yaz saati uygulamasının etkisinin olabileceği saatleri yaklaşık olarak 06-09 ve 16-19 saatleri olarak alabiliriz. Dolayısıyla, israf ya da tasarruf noktasında incelenmesi gereken saat aralıkları da bu saatler olmalıdır. Ayrıca, yine bir önceki yazımda belirttiğim gibi, elektrik tüketimini doğrudan etkileyen sanayi, hava sıcaklığı, kuraklık, tarımsal sulama, nüfus artışı, evlilikler, şehirleşme ve diğer etkilerin de hesaplamalarda dikkate alınması gerekmektedir. Ne yazık ki, EMO hesapları bu detayları içermekten çok uzaktır.

Müsaade ederseniz, basit bir istatistik yaklaşımla, Ocak 2016 ve Ocak 2017 verilerini karşılaştırılabilir hale getirip, elektrik tüketim davranışımızın yeni uygulamayla nasıl değiştiğini analiz etmeye çalışalım. Bunun için de 2. şekle dikkatinizi çekmek isterim. Bu grafik, Ocak ayındaki her bir saatlik toplam elektrik tüketiminin, ait olduğu yıldaki Ocak ayı toplam elektrik tüketimine bölünmesiyle elde edilmiştir. Sonuç olarak, 06-09 saatleri arasında mavi kesikli çizgiyle ifade edilen Ocak 2017’de, tüketim davranışında artışa yönelik çok küçük bir değişim görülürken; 16-19 saatleri arasındaysa, kırmızı düz çizgiyle gösterilen Ocak 2016’ya göre, tüketim davranışında kayda değer bir azalış söz konusudur (bakınız, şekildeki siyah çember). Başka bir ifadeyle, Ocak 2016’da 16-19 saatleri arasında görülen tepe değeri, Ocak 2017’de ortadan kalkmıştır. Bu da yaz saati uygulamasının tasarruf sağladığının açık bir kanıtıdır.

Ve soruyorum.

Bunun neresi israf Elektrik Mühendisleri Odası?

Bunun neresi israf CHP Kocaeli Milletvekili Sayın Fatma Kapan?

Bunun neresi israf CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Sayın Ahmet Akın?

Bunun neresi israf uygulamanın israf olduğuna inanlar?

Bunun neresi israf Allah aşkına?

Hiç kimsenin bu şekilde toplumu yanlı, eksik ve yanlış bilgilendirmeye hakkı yoktur. Referans noktamızın bilim olması gerektiğini tekrar hatırlatmak isterim.

Yaz saati uygulamasının kalıcı hale getirilmesi, bir anda tepeden inme olan bir olay değildir. Öncesinde, İTÜ tarafından yapılan ve uygulamanın tasarruf noktasında fayda getireceğini ifade eden bilimsel bir çalışma bulunmaktadır. Bu çalışma sonucunda uygulama hayata geçmiştir. Akabinde de Ekim 2016’da, İstanbul’da düzenlenen 10. Uluslararası Temiz Enerji Sempozyumu’nda, bu konuda özel bir oturum gerçekleştirilmiştir (bakınız http://www.utes.itu.edu.tr). Hatta buna ilave olarak, konu hakkında verilen tebliğler de bulunmaktadır. Sonuç olarak, uygulamanın bilimsel bir temelinin olmadığı da iddia edilemez.

Bugün geldiğimiz noktada ise, uygulamanın üzerinden 1 senelik süre geçmiş bulunmaktadır ve elde edilen veriler ile uygulamanın ön sonuçları alınmaya başlamıştır. Bu doğrultuda, Enerji ve Tabi Kaynaklar Bakanlığı yaklaşık 540 milyon TL tasarruf yapıldığını açıklamıştır. Konu hakkındaki İTÜ raporuna göre de, tek zamanlı tarifelerde yaklaşık 530 milyon TL ve 3 zamanlı tarifeler içinse yaklaşık 800 milyon TL’lik tasarruf söz konusudur. Bunlar ön sonuçlardır ve uygulamanın birkaç sene daha izlenmesi yerinde olacaktır. Ancak ondan sonra rakamlar daha da netlik kazanacaktır.

Olayın bir de psikolojik, ithalat ve ihracat gibi boyutları bulunmaktadır. Bu konularda uzman olmadığım için haddimi aşmak istemem ve dolayısıyla da uzman olmayanların da, bu konudaki tartışmaları uzmanlarına bırakmalarını tavsiye ederim.

Eğer referans noktamız bilim ise, o zaman herkes lafla değil, bilimsel hesapla konuşmak zorundadır.

Buradaki tüm yazdıklarımın sizler tarafından, bir bilim insanı olarak incelediğim bir konuda, sadece topluma doğruyu anlatabilme mücadelesi olarak görülmesini ümit ederim. Dolayısıyla, bu yazının siyasi bir amacı söz konusu değildir.

Unutmayalım ki, bir ülkenin gelişmişlik ölçülerinden en önemli iki tanesi, o ülkenin bilimin sonuçlarından faydalanabilme yeteneği ve liyakattir. Unutmamak ve unutturmamak ümidiyle sağlıcakla kalın.