YAZIMA rahmetli anneannemin bir sözüyle başlamak istedim. Anneannem onu üzen ve şaşırtan bir haber alıp hayal kırıklığı yaşadığında ''Ahh yavrummm ne edeyim şimdiii nerelere gideyimmm kime ne diyiiimmm ' derdi…

Şimdi tüm BALKES taraftarları, onun başarısıyla mutlu olan bizler sizler,  belki futbolcular, belki teknik ekip, belki bu kadar kulüp içinde çalkantıların yaşandığı dönemde Allah kabul etsin Umre’den yeni dönen Sayın Başkan da bu sözü demiştir ve demeli bence!

 

Şimdi hana geldik yağmur dindik misali durumdayız; ilk altı hayallerimiz güme gider gibi… Geçen haftaki yazımda Denizli maçının önemine değinmiştim ve onların da puan için hem de 3 puan için geleceklerini yazmıştım. Tabi bizler ne yazarsak ne çizersek ne dersek boşş...

Bu işi kotaracak olanlar sahadaki futbolcu kardeşlerimiz ve onlar da sahada pek varlık gösteremediler. Rakip daha hırslı ve daha istekliydi; hal böyle olunca üstünlük rakip Denizli takımındaydı. Hele öyle bir ikinci yarı yaşadık ki tamamıyla rakip baskısı yediğimiz bir ikinci yarıydı .

 

Abdülkadir’in kaçırdığı iki pozisyon sonrası Mehmet’in ayağından bulduğumuz golle öne geçtik; sanıyorum bu golün mesajını yanlış anladı bizim futbolcularımız ve daha relaks oynamaya başladı.

Bekamenga sanıyorum ligi bitirmiş kafasında; etkisiz eleman pozisyonunda. Birilerinin daha liglerin bitmediğini söylemesi lazım. Haaa; bu kardeşime gerekli ödemeleri yapılmadığından bu isteksiz oyununu sürdürüyorsa o zaman  yönetim şapkayı önüne koymalı.  Adı üstünde yönetim kurulu.

 

Maç için yazılacak o attı bu tuttu hakem şöyleydi yok sağdan orta geldi kornerden kafayı vurdudan çok, ne olacak şimdileri yazmamız lazım. Evet beyler ne olacak şimdi? 3 haftadır sıfır çeken bir BALKES ve hızla  hedeften uzaklaşan bir BALKES. Gerçi bu takım bizlere bu güne kadar hedef koyduran bizleri umutlandıran bir ekipti ama sanıyorum yönetimsel bir ayar bozukluğu var, bu ayarı da verecek kişi belli: Başkan ve yönetimi…

 

Evet benim fikrim şu: İster katılırsınız ister katılmazsınız yönetim olarak sınıfta kaldık bu sezon... Ama takım düne kadar iyiydi derseniz bunu da futbolcu kardeşlerimizin, teknik ekibin özverisine borçluyuz. Evet; Feyyaz Başkan ve ekibi konunun ne olduğunu bizlerden daha iyi bilenler olarak bu kötü gidişe dur demeli ve çarelerini aramalı yol yakınken.

 

Bir de şehrime uzak da olsam kulağıma gelen  takım içindeki, teknik heyet içindeki İrlandalıları bulup çıkarmak onlara da bir ayar vermek lazım gibi; tabi bu duyumlarım doğruysa; eh yerin kulağı var derler.

 

Şimdi ne olacak derseniz, her şeyin rengi bu hafta belli olur. GBB maçından alınacak sonuç rotamızı belirleyecek... Eğer bu maçtan alınacak evlerden uzak kötü bir sonuç, bizi düşme potası ile orta sıralarda tutunmak çabası arasında bırakır... Gider geliriz... Seneye de yandı gülüm keten helva, hedefsiz bir takıma kimse gelmez, o takımdaki oyunculardan da kimse kalmak istemez; hele hele ekonomik karnesi kırıklarla dolu bir ekibe ..

 

Durum kısaca şudur bu aşamada

Aşağıdan yukarıdan yolun sonu görünüyor…

 

Can hocam maç sonunda “hata benim” demiş. Hocam sizin ne şartlarda görev aldığınız belli; esas hatalılar kenardan izlerken siz kendinizi hatalı görmeyin lütfen.  siz bir orkestra şefisiniz; enstrümanlar  elinize tam eksizsiz  gelecek ki siz de şef olarak o enstrümanlara gerekli akordu verip  keyif veren melodileri ortaya çıkarıp dinleteceksiniz. Ama size bu enstrümanları eksik, arızalı teslim ederlerse ne kadar akord yapsanız da keyifsiz, kulağı tırmalayan sesler çıkar ortaya.

Size gereken destek verilmeli, sonrasında da sizden başarı beklenmeli bence…