Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sezgin Şentürk, Türkiye’de 2000 yılından beri çeşitli zamanlarda şarbon ve kuduz hastalıklarının görüldüğüne işaret ederek, “Bir bölge şarbon tehlikesiyle karşı karşıya kaldıysa o bölgede şarbonun bakterisi en az 200 yıl kalabilir. Bu bakteriler de zaman zaman salgınlara yol açabilir” dedi. 
Uludağ Üniversitesi Veteriner Fakültesi tarafından ‘Zoonozlara Genel Bakış; Zoonoz Hastalıklarda Veteriner Hekimlerin Rolü’ konulu bir panel düzenlendi. Panelde Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sezgin Şentürk, Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Çarlı, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü’nden Veteriner Hekim Gonca Öztap ile Sağlık Bilimler Üniversitesi ve Yüksek İhtisas Eğitim ve Araştırma Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Ali Asan yer aldı.



"Yaklaşık 200 çeşidi var"
Panelin ilk konuşmacısı Veteriner Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Sezgin Şentürk oldu. Dünyada 200’ün üzerinde zoonoz hastalığı çeşidi bulunduğunu söyleyen Şentürk, “Henüz daha ortaya koyulmayan türleri de var. Ülkemizde bu hastalığın çeşitlerinden olan tüberküloz konusunda büyük sorunlar yaşıyoruz. Yakın zamanlarda Güney Marmara Bölgesi’nde kendisini gösteren kuduz vakası da ciddi bir zoonoz hastalık çeşididir. Yine geçen sene yaz aylarında Bursa Mustafakemalpaşa ve Karacabey ile Balıkesir’in belli bölgelerinde şarbon vakaları da gördük. Bunların hepsi çok çok önemli vakalar ve bulgulardır. Bunun dışında hayvanlardan alıp insanlara taşıyan vektörlerle ilişkili zoonozlar da ülkemizde görülmeye başlandı. Kırım Kongo kanamalı ateşi de bunların başında geliyor. Maalesef ülkemizde bu hastalık yapılan bazı araştırmalarda özellikle Tokat bölgesinde yüzde 39’a varan bir pozitiflik gösteriyor. Aynı bölgede ineklerde bu oran yüzde 17’lere kadar çıktı” diye konuştu.

"Dönem dönem değişiklik gösteriyor"
Zoonoz hastalıklarına karşı aşıların geliştirildiğini hatırlatan Prof. Dr. Sezgin Şentürk, “Ülkemizde en son kırım Kongo aşısı geliştirildi. Bunun dışında şarbona karşı insan için yapılan aşılar var. Ancak hayvanların korunması amacıyla bu aşıların geliştirilmesi de büyük önem taşıyor. Kuduz aşısını sadece kedi köpek için değil, koyun keçi ve sığırlara da uygulamak gerekiyor. Türkiye’de zoonoz hastalıkları dönem dönem değişkenlik gösteriyor. Ancak mesela bir bölge şarbon tehlikesiyle karşı karşıya kaldıysa, o bölgede şarbonun bakterisi en az 200 yıl kalabilir. Bu bakteriler de zaman zaman salgınlara yol açabilir. Ülkemizde 2000’li yıllardan beri devam eden izleme politikalarında hemen hemen her sene kuduz ve şarbon vakaları gözükmekte ancak bunun dışında tüberküloz ve brosella hastalıklarına ilişkin olarak çiftlik hayvanlarında saptanan yüzdelerin önemsenecek oranda yüksek olduğunu da söyleyebiliriz” şeklinde konuştu.
Gelecekte zoonoz hastalıklarının risklerinin çok daha yüksek olacağına işaret eden Şentürk, “Özellikle sivrisinek, kene ve diğer kan emici sineklerle geçen hastalıklarda artışlar olacaktır. Ülkemizde meydana gelen iklimsel değişiklikler yalnızca bizi değil tüm dünyayı kapsıyor. Giderek tropikal bölge olan yerlerimiz var. Dolayısıyla bu bölgedeki vektörlerin yayılımları daha da hızlı olabilir. Afrika’da görülen bizde görülmemiş hastalıklar ülkemizde de görülmeye başlayabilir. Vektörle mücadeleye büyük önem verilmesi gerekiyor” dedi.

"İnsanlarda görülen enfeksiyonların yüzde 60’ı zoonoz kaynaklı"
Veteriner Fakültesi Mikrobiyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Tayfun Çarlı ise zoonoz hastalıklarının tüm dünyada görülebildiğini söyledi. Bu hastalıkların yüzde 60’ının insanları etkilediğini aktaran Çarlı, “Yapılan araştırmalara göre insanlarda görülen enfeksiyonların yüzde 60’ı hayvanlardan geçiyor. Zoonoz, büyük önem taşıyan bir hastalık grubu. Ölümcül vaka ile sonuçlananları da görülebiliyor. Kuş gribi, tüberküloz ve virüsler gibi çok sayıda zoonotik enfeksiyon görülebiliyor” diye konuştu.

"Biyoterör silahı olarak kullanılıyor"
Dünya genelinde yapılan biyo terör aletleri sınıflandırılmasında A kategorideki silahların 6 tanesinin zoonotik enfeksiyon hastalıklarından oluştuğunun altını çizen Çarlı, “Mesela şarbon ve kuş gribi bunlar arasında yer alıyor. Bunu önlemenin yolu konakçılarıyla mücadele etmekten geçiyor. Bazılarının da aşıları var. Dünya genelinde sürekli kuş gribi tehdidi dolaşıyor. Güvercin ve pet kuşları bakıcılığıyla ilgili enfeksiyonlar var. Avrupa ülkelerinde bunların yaptırımları var. Türkiye’de ise pek dikkat edilmiyor. Bu hastalıklarla mücadele konusunda kalıcı hükümet politikalarının yürürlüğe sokulması gerekiyor” şeklinde konuştu.
Konuşmaların ardından Veteriner Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ülgen Günay, katılımcılara plaket takdim etti. Paneli Bursa Veteriner Hekimler Odası Başkanı Sinan Sağlam, dekan yardımcıları, akademisyenler ve çok sayıda öğrenci takip etti. (İHA)