Deri hastalıkları dendiği zaman akla ilk olarak yaz ayları ve güneş gelir. Güneşin faydalarının yanı sıra zararları uzun uzun anlatılır. Ancak vücudumuzun dış örtüsü ve geniş yüzeyiyle birçok etkene açık bir organı olan derimiz, hastalıklar açısından dört mevsim önem taşır. Kış mevsimine girdiğimiz şu günlerde hem mevsimsel etkileri hem de deri ile ilgili en önemli şikâyet olan kaşıntıyı, Balıkesir Üniversitesi Tıp Fakültesi Deri Ve Zührevi Hastalıklar Ana Bilim Dalı’ndan Prof. Dr. Arzu Kılıç’la konuştuk. Bu keyifli ve bilgilendirici sohbeti siz okuyucularımızla paylaşıyoruz.

Hepimiz kendi yaşamımızdan biliyoruz ki, herkes bir yerlerinden mutlaka kaşıntı şikayetiyle hekim karşısına gitmiş, ya da bir çare arayışı içinde olmuştur. Zaman zaman esprilere de konu olan kaşıntıyı sizden dinleyelim.

Kaşıntı dermatolojide en sık karşılaştığımız bulgudur. Kaşıntı aslında bir belirtidir. Toplumumuzda çoğu zaman esprilere konu olduğu doğrudur. Halk arasında “Avuç içi kaşınana para gelir, ayak tabanı kaşınan ise yola gider” denilir. Ama espri bir yana kaşıntı ihmal edilmemesi gereken tıbbi bir tablodur. Ciddi rahatsızlık hissi veren, kişinin yaşam kalitesini bozan, sosyal hayatını olumsuz etkileyen bir durumdur. Kaşıntı aslında vücudumuzun uyarı sisteminin bir parçasıdır. Bazen nedeni belli, bazen de nedeni belli olmayan bir duruma vücudun verdiği bir yanıttır. Kaşınan bir kişiye sürekli “kaşınma” demek de hastanın psikolojik durumunu daha da vahim bir hale getirebilir. Bu sebeple kaşıntı önemsenmelidir.

Kaşıntıyı sınıflandırmak, önem derecesine göre ele almak mümkün müdür?

Birçok değerlendirmeyle alt başlıklara ayrılabilir. Kabaca kaşıntı bölgesini inceleyerek bölgesel ve yaygın kaşıntı;  süresini değerlendirerek de kısa veya uzun süreli kaşıntı şeklinde ele alabiliriz. Kaşıntı bir aydan daha uzun süredir devam ediyorsa mutlaka sebebi araştırılarak tedavisi düzenlenmelidir.

O zaman nedenlerini değerlendirmek çok daha önemlidir diyebilir miyiz?

Elbette. Kaşıntının altında yatan sebep çok daha önemli bir noktaya dayanıyor olabilir. Ayrıca köklü bir tedavi yapılması için de sebeplerin mutlaka araştırılması gerekmektedir.

Ne gibi nedenler olabilir?

Karaciğer, safra yolu hastalıkları, böbrek hastalıkları, tiroid bezi hastalıkları gibi ciddi sorunlar olabilir. Mesela bacaklardaki kaşıntı bazen kötü kan dolaşımı ve varis gibi damar hastalıklarının habercisi olabilir. Hastanın kaşıntısı başka hastalıklarının tedavisi için kullandığı ilaçların yan etkisi sonucunda olabilir. Ya da bazı stresli durumlar, bir takım psikolojik sorunlar kaşıntı hissine sebebiyet verebilir. Tabi tanı koyabilmek ve bunlara net bir cevap verebilmek için bazı muayene ve tetkiklerin yapılması gerekir. Parazit enfeksiyonları, bazı kanser tipleri, şeker hastalığı, kansızlık gibi durumlar da mutlaka değerlendirme içinde ele alınmalıdır.

Peki yaşa bağlı değişiklikler gözlenir mi?

Evet, yaşlılık, gebelik, menopoz gibi önemli yaşamsal değişiklikler de kaşıntı oluşumunda etkili olur. Ayrıca enfeksiyonlar da kaşıntılı durumlara sebep olabilirler. Tüm bu saydıklarımızın dışında bir takım haşere ve parazitlerin sebep olduğu ciddi ve dayanılmaz kaşıntılara değinmek lazım. Uyuz, bit, mantarlar ve böcekler bunlara örnektir.

Tüm bunların dışında ayrı bir başlık altında egzamalara da değinmek gerekir. Atopik dermatit olarak isimlendirilen egzama ve ürtiker ya da bilinen adıyla kurdeşen de kaşıntıya neden olan ve toplumda çok sık gözlenen önemli rahatsızlıklardır. Ayrıca alerjik alt yapısı olan bu hastalıklar astım ve saman nezlesi gibi hastalıklar ile birlikte gözlenebileceği için bu açıdan da incelemek gerekir.

Size kaşıntı şikayetiyle başvuran hastalarda bir fikre sahip olabilmek için ilk olarak sorguladığınız olgular nelerdir?

Kaşıntının süresi, kaşıntının gece gündüz farkı gibi özellikleri, bölgesel ya da yaygın oluşu, eşlik eden döküntü varlığı, ailede başka kaşınan birey varlığı, kilo kaybı, gece terlemesi, halsizlik gibi eşlik eden faktörler, kaşıntıyı artıran ya da azaltan etkenlerin varlığı gibi konuları hastanın ilk başvurusu sırasında sorguluyoruz.

İlk muayene sonrası nasıl bir yol izleniyor?

Dikkatli bir muayene sonrası, kan ve laboratuvar testleri, bir takım görüntüleme yöntemleri, gerekirse alerji testleri, gerekirse deri biyopsisi gibi işlemlerle kesin tanı elde edilip tedavi yoluna gidiyoruz.

Peki kaşıntının en sık rastlanan nedenleri nelerdir?

Aslında deri kuruluğu kaşıntının en sık rastlanan sebebidir. Deri kuruluğunun sebeplerini değerlendirmek bu noktada önemli olan yöntemdir. Örneğin yaş ilerledikçe derinin su tutabilme özelliği azalmakta buna bağlı olarak da deri kuruluğu oluşmaktadır. Yaşla beraber deride solukluk, sarkma, kuruluk, incelme, kabalaşma gözlemlenir.

Bu noktada şunu sormak isterim; sağlıklı bireyler uzun dönemdeki bu kuruluk için önceden hangi önlemleri almalı?

Kırk yaşından sonra cildi düzenli nemlendirmek gerekir. Ayrıca bir takım çevresel faktörler var bunlardan korunmak gerekir. Sık duş alma alışkanlığı, duş jeli, sıvı sabunlar gibi kimyasal madde kaynakları, sert alkali sabunlar, çok sıcak su ile yıkanmak, kese ve lif kullanmak gibi alışkanlıklar deri kuruluğunu hızlandıracaktır. Ayrıca rüzgâr, soğuk, sıcak ve güneş de korunulması gereken dış etkenlerdir. Görüldüğü gibi derimizi dört mevsim korumayı bilmeliyiz.

Mevsimsel değişiklikler ile kaşıntı arasında nasıl bir ilişki vardır?

Güneş ve kuru sıcağın kuruluk üzerine etkisi olduğu gibi, kaşıntıların da kışın ve soğuk havalarda artış gösterdiği bilinmektedir. Soğuk havaya dikkat etmek ve havaya uygun giysi tercihi oldukça önemli. Bunların dışında deri kuruluğu beslenme alışkanlıklarıyla da ilişkilidir. Özellikle E ve A vitamininden fakir beslenmek deri kuruluğu sürecini hızlandırmaktadır. Bunun için yeşil yapraklı çiğ sebzeler, meyveler günlük diyetimizde mutlaka bulunmalı, fast food tarzı beslenmeden uzak durmalıyız. Günlük su tüketiminde 5-6 bardak suyun altına düşmemeliyiz.

Deri kuruluğuna alerjik egzamalar da neden olmaktadır. Bu hastalık değişik alerjenlerden köken alabilir. Mesela ev tozu, akarlar, polenler, hayvan türleri, kimyasal maddeler, bazı gıdalar alerjik kaşıntılara sebep olabilir.

Eğer kişi alerjik bir bünyeye sahipse şunları önermeliyiz: günlük giysinizi yattığınız odada tutmayın. Otomobil kullanırken camı ve havalandırmayı açmayın; sprey, parfüm kolonya gibi ürünlerde bilinçli ve seçici olun, toz tutan battaniye, şapka, kaşkol gibi eşyalar kullanmayın. Tabi tüm anlattıklarımız dışında en önemli konu şudur teşhis ve tanı için mutlaka uzman bir hekime başvurmalıyız.

Gerek önlem olması gerekse tanı konmuş bir hastanın tedavisine destek olması açısından bizlere tavsiyeleriniz neler olacak?

Öncelikle yukarıda saydığımız beslenme ve yaşam tarzı değişikliklerine dikkat etmeliyiz. Su tüketim miktarı çok önemli. Mutlaka bir dermatolog tarafından, deri tipine uygun olarak tavsiye edilmiş nemlendiriciler kullanmalıyız. İyi bir nemlendirici uzun etkili olmalıdır. Paraben gibi koruyucu ve katkı maddeleri içermemelidir. Alerji koruması olmalı ve parfümsüz olmalıdır.

Kaşınan bölgeler asla tırnakla kaşınmamalıdır. Banyo süresi on dakikayı geçmemelidir. Kese, lif ve çok sıcak suyla yıkanmaktan uzak durmalıdır. Banyo sonrası yumuşak havlu ile kurulanmalı ilk üç dakika içinde tavsiye edilen nemlendirici uygulanmalıdır. Banyo sonrasında da günde iki kez derimiz nemlendirilmelidir. Yoğun yünlü, kürklü ve sentetik giysiler değil yumuşak pamuklu olanlar tercih edilmelidir.

Alkol içeren mendiller, köpük banyosu, sağlıksız kozmetikler ürünler, pudralar şikâyetleri artırabilir. Ev temizliğinde de tozdan korunma temel önlem olacaktır. Toz tutan eşyalar, perdeler, tüylü yastıklar ve benzeri eşyalar şikayetleri artırabilir. Nemli bez ve tozu yüksek oranda hapseden elektrikli süpürgeler kullanılmalı, yoğun kimyasal içeren temizlik maddeleri kullanılmamalıdır. Deterjan yerine sabun tozu kullanılmalıdır. Yeni aldığımız kıyafetleri önce yıkamak bir alışkanlık haline getirilebilir.

Beslenme konusunda alkol, sıcak ve baharatlı yiyecekler, aşırı sıcak içecekler, asitli içecekler, katkı maddeli yiyecekler sürekli dikkatli olmamız gereken ürünler olduğu unutulmamalı.

Değerli bilgi ve paylaşımlarınız için teşekkür ederiz. Son olarak okuyucularımıza ne söylemek istersiniz?

Kaşıntı önemli bir sorundur. Altta yatan başka bir iç organ hastalığına işaret edebilir. Deri kuruluğu kaşıntının en sık nedenlerinden biridir ve önlenebilir bir sorundur. Eğer bir aydan uzun süreli kaşıntı şikâyetiniz varsa mutlaka bir hekime danışınız.

Bilgi paylaşımları için Prof. Dr. Arzu Kılıç’a teşekkür ediyoruz.