Çiftçilerin üretimde girdi fiyatlarından yakınmasına rağmen hükümetin gübreye ÖTV uygulamasını eleştiren Karesi Ziraat Odası Başkanı Sami Sözat, “Biz KDV’nin kalkmasını beklerken, hükümet gübreye ÖTV uygulamaya başladı. Biz gübreyi soframıza koymuyoruz, onu yemiyoruz. Sadece üretim artsın diye tarlalarımızda kullanıyoruz” diye konuştu.

ANORMAL İKLİM ŞARTLARIYLA MÜCADELE EDİYORUZ
Karesi Ziraat Odası Başkanı Sami Sözat ekim mevsiminin başlamasına rağmen yağışların olmamasının üreticiyi olumsuz etkilediğini söyledi. Sözat şunları kaydetti:

“Türkiye’de genel anlamda bir akıl tutulması sendromu geçiriyoruz gibi bir algı var. Bu algıda vatandaşla ilgili algılığı tespit ettim ama idare edenlerle ilgili algıda tereddüdüm var. Sanıyorum topyekun akıl tutulması sendromu geçiriyoruz diye düşünüyorum. Bunu neden dedim? Bakın ekim mevsimi başladı. Yaz ekimi dediğimiz ekimlerimiz başladı. Nisan ayı çok kurak gidiyor. Zaten anormal iklim şartlarıyla mücadele ediyoruz. Bunun yanında bir de böylesine zor şartlarımızın yanında bizi idare edenlerin getirdikleri zorluklar var. Onlar da bizi iyice perişan ediyor. İnanın Nisan ayında hiç yağış almadık. Buğdaylarımız iyi geliyordu yağış olmayınca duraklama dönemine girdi. Eğer yağmur gelmezse bu mevsimde sanıyorum rekoltemizde büyük menfi etkisi olacak.”

GÜBREYE ÖTV KONULMASI YANLIŞ

Üretimde her şey çiftçinin aleyhine işlerken hükümetin gübreden ÖTV almasını eleştiren Sami Sözat şunları söyledi:“Böylesine kurak bir mevsimde, ekim döneminin başladığı bir zamanda siz hükümet olarak ekimi kolaylaştıracak, üretimi artıracak bir çalışmanın ya da gayretin içerisinde olunması gerekirken, bize adeta ekmeyin der gibi üretimden uzaklaştıracak bir tutum ve davranışı görünce üzülüyorum. Biz üreticiyiz; üretimde etkili olan girdiler vardır. Bu girdilerin en önemli iki tanesinden birisi akaryakıttır, biri de gübredir. Şimdi bitkinin topraktan alamadığı iz elementleri gübreyle sağlıyoruz. Bu gübrelerimize ÖTV uygulaması getirdiler. Şimdi soruyorum ÖTV nedir? Özel Tüketim Vergisidir. Biz çiftçi olarak bu gübreyi yiyor muyuz? Özel mi kullanıyoruz, alıyoruz, tarlaya atıyoruz, üretimde etkili olsun, rekoltemiz artsın, daha kaliteli ürün üretelim diye gübreyi kullanıyoruz. Yoksa yemiyoruz. Rahmetli Demiral petrol için ‘vardı da biz mi içtik’ demişti ya yani biz bu gübreyi evde aşımıza katmıyoruz, kahvaltımızda yemiyoruz. Tarlamıza veriyoruz ve tarlamızda da üretimi artırmak amacıyla kullanıyoruz. Ama bu gübreye ÖTV konması bir akıl tutulması olarak beni etkiliyor. Acaba bu işin altında ne var diyorum, neden böyle oluyor?”

 

ÜRETİMLE UÇUŞA GEÇELİM BORÇLARLA DEĞİL

Türkiye’nin üretimle uçuşa geçmesini istediklerini belirten Sami Sözat şunları dile getirdi:

“Biz KDV’nin yüksekliğinden, hatta kalkmasından yana olduğumuz bir dönemde, girdilerde ucuzluğun getirilmesinden yana olduğumuz bir dönemde klasik bir Türkiye tablosuyla karşı karşıyayız. Hani Türkiye uçuyor diyorlar ya; emin olun bir şey uçuyor ama kim uçuyor, ne uçuyor onu ben pek Türkiye’nin lehine olarak görmüyorum. Türkiye evet uçuyor. Peki, ne uçuyor? Zamlar uçuyor, fiyatlar uçuyor, borçlar uçuyor, icralar uçuyor. Şimdi Türkiye’nin uçması bize göre böyle değil de herkesin refaha ulaştığı, ürettiğinin, emeğinin karşılığını alabildiği bir Türkiye’de yaşamayı istiyoruz.”

DESTEK GÖREMEDİĞİMİZ İÇİN İTHALATÇI ÜLKE KONUMUNA DÜŞTÜK

ÖTV uygulamasının çiftçiyi zora soktuğunu ileri süren Karesi Ziraat Odası Başkanı Sami Sözat şunları belirtti:“ÖTV ile gübre alımını zorlaştırırsanız, gübrede fiyatlara zam geldi ve fiyatları yükseldi. Türkiye kendi kendine yeten 7 ülkeden biriydi. Neden şimdi değil? Neden şimdi 126 ülkeden ithal eden haline geldi Türkiye? Sebebi şu; yeteri kadar girdi kullanamıyoruz, yeteri kadar tarla işleyemiyoruz, olumsuz iklim şartlarının yanında üretime etki edecek faktörlerde destek verin diyoruz. Destek göremediğimiz için üreten Türkiye ithalatçı konuma geldi. Tayland’dan et ithal eden bir Türkiye; bunu söylerken bile utanıyorum, üzülüyorum. Türkiye’nin kendi kendine yetmesi için üretimi teşvik etmemiz lazım. Bu da lafla olmuyor, icraatla oluyor. Bu işin arkasında parasal durum var. Eğer siz parasal yönden girdileri destekleyemiyorsanız, çiftçinin sıkıntılarını gideremiyorsanız bu üretim artmaz. Nitekim de artmıyor, tarlalarımız boş kaldı. Ekimden kaçmaya başladık. Tarımda çalışan nüfus kaçmaya başladı. Gençlerimiz köylerde kalmıyor, şehirlere göç etmeye başladı. Gelin şu yanlışı düzeltelim.”

ESKİDEN DESTEK VERİR OY İSTERLERDİ

Eskiden seçim öncesinde üreticiye desteklerin arttığını ve bunun karşılığında üreticinin oylarının istendiğine dikkat çeken Sami Sözat bu durumun bugün değiştiğini söyledi. Sözat şunları kaydetti:

“Eskiden beri Türkiye’de bir alışkanlık vardı. Seçim arifesinde fiyatlara aşağıya çekilir, desteklemeler artırılır, insanların gönlü alınır, arkasından da oyu alınırdı. Şimdi böylesine seçim arifesinde uçan fiyatları görünce; arabanın freni boşaldı diyorum. Fren tutmuyor. Ama bu freni tutmayan araba sadece çiftçiyi ezmeyecek, ülkeyi ezecek. Bunun cezasını veya acısını ülke çekecek. 126 ülkeden mi ithalat yapıyoruz, bu sayı artacak. Herşeyi ithal etmek zorunda kalacağız. O yüzden buradan hükümete seslenmek istiyorum: Bu kadar pahalı girdilerle üretim yapılmayan Türkiye’de ÖTV gibi lüzumsuz bir takım uygulamaları getirmiş olmak bu işin tuzu biberi oluyor. Türkiye’yi uçuracaksanız borçlarla, zamlarla bizi uçurmayın. Yapacağınız desteklerle uçurun. Biz de Türkiye’yi üretim yaparak uçuralım. Ama maalesef üretim geriye giderken Türkiye’nin uçtuğunu söylemek pek manidar gibi geliyor bana.”