Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Birileri ısrarla bize bu operasyon kısa sürsün, sınırlı olsun diye telkinde bulunuyor. Ben de o birilerine telefon görüşmelerinde özellikle söyledim, eğer biz devlet olarak sahip olduğumuz askeri gücü hoyratça kullanmaya kalksak, tanklarımızla, uçaklarımızla, helikopterlerimizle önümüze gelen her şeyi dümdüz edip geçsek bu operasyon birkaç günlük iştir. Biz, masum sivillerin can ve mal güvenliğini de hesaba katıyoruz” dedi. 
Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, partisinin Genişletilmiş İl Başkanları Toplantısı'nda konuştu. Zeytin Dalı Operasyonu'na ilişkin konuşan Erdoğan, “Türkiye’nin Afrin’deki operasyonu sadece ve sadece terör örgütlerine yöneliktir. AB parlamentosunda bu hareketi istila hareketi olarak göstermek isteyenlere de söylüyorum, gidin önce istilanın örneklerini geçmişte Libya’da arayın, Ruanda’da, Mali’de arayın. Hangi istila haraketini kimler nasıl yapmış oralarda arayın. Hiçbir zaman Türk milleti, Türk ordusu müstemli olarak hareket etmemiştir. Sivillere ve çevreye zarar vermemek için biz her türlü hassasiyeti gösteriyoruz. Hatırlarsanız bölücü örgüt çukur eylemleri sırasında da kadınları, sivil halkı da kalkan yapmaya çalışmıştı. Sözde tabipler odası sen neredeydin? Sesin çıktı mı? Ya bu çukurlar niye açılıyor diye en ufak bir şey söylediniz mi? Evler arasında tüneller açılırken neredeydiniz? Güvenlik güçlerimiz bu operasyonlarda verdikleri şehitlerin önemli bölümü sivil halka zarar vermemek için, sergiledikleri titizlikten, yaptıkları fedakarlıktan kaynaklanmıştır.Bundan dolayı da asla bir pişmanlığımız yoktur. Birileri ısrarla bize bu operasyon kısa sürsün, sınırlı olsun diye telkinde bulunuyor. Ben de o birilerine telefon görüşmelerinde özellikle söyledim, eğer biz devlet olarak sahip olduğumuz askeri gücü hoyratça kullanmaya kalksak, tanklarımızla, uçaklarımızla, helikopterlerimizle önümüze gelen her şeyi dümdüz edip geçsek bu operasyon birkaç günlük iştir. Biz, en az kendi askerlerimiz emniyeti kadar karşımızdaki güçlerin kalkan olarak kullanmaktan çekinmediği masum sivillerin can ve mal güvenliğini de hesaba katıyoruz. Çünkü biz Afrin’i işgale gitmiyoruz. Tam tersine orayı terör örgütlerinden temizleyerek, asli sahipleri için yaşanabilir bir yer haline getirmeye çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.
Hala Türkiye'yi örtülü veya aleni tenkitlerle, hatta tehditlerle yolundan döndürmeye çalışanların saflarını terör örgütünün yanı olarak belirlediğini belirten Erdoğan, “Daha 7 gün oldu. Afganistan ne kadar sürdü? Yaklaşık 20 yıl, Irak ne kadar sürdü? Yaklaşık 18 yıl, hala oradasınız. Libya, Mali, Ruanda buralar ne kadar sürdü? Bize bu aklı verenler biraz da kendileri kullansalar ne olur? Suriye'de diğer güçlerin yürüttüğü operasyonlar için bir an önce tamamlansın çağrısı, hakikaten 'ya bu insanlar ne kadar gülünç' der hale getiriyor bizi. Peki iş Türkiye'ye gelince acaba bu acelecilik nereden çıkıyor? Eğer hepimizin ortak meselesi terörle mücadele ise bu konuda Türkiye'nin engellenmeye çalışılması değil, desteklenmesi gerekmez mi? AB siz PKK'yı terör örgütü ilan etmediniz mi? Şu anda o kadar akıl bir tutulması var ki bunlarda, bir taraftan PYD'yi, YPG'yi terör örgütü olarak kabul etmeye başladılar, sağdan soldan. Kendilerine bütün belgeleri, bilgileri her şeyi veriyoruz fakat bir taraftan da silahlar gene onlara akıtılıyor. E bu ne menem iştir? Bir taraftan 'PKK terör örgütüdür' diyeceksin, kendi vatandaşlarınız kollarda kokartlar. Hatta en büyük üzüntümüz, Amerika'nın bayraklarıyla bu terör örgütleri, bu bölgede şu anda cirit atıyorlar. Bunu neyle izah edeceğiz? Sayın Başkan bize diyor ki ‘Bizi bu kadar eleştirmeyin’ Tamam ama biz stratejik ortak olduğumuza göre, bir stratejik ortak, stratejik ortağına böyle bir şeyi nasıl yapar?” dedi.

NATO Genel Sekreterine teşekkür etti
NATO Genel Sekreteri'nin "Türkiye şu anda kendisine yapılan bu taarruzlarda haklı olarak kendi hukukunu korumaktadır" dediğini kaydeden Erdoğan, bundan dolayı kendisine teşekkür ettiğini ifade etti. "NATO Genel Sekreteri bunu ifade ederken ABD niçin bu işlerden bu kadar kadar uzak duruyor" diyen Erdoğan, “Geçen akşam konuştuk, bunları kendisine açıkladık. Ama hala Türkiye'deki ABD karşıtlığından bahsediliyor. Biz böyle olsun istemiyoruz. Biz ABD ile beraber bu işleri yürütelim istiyoruz. Ama 5 bin tır, 2 bin kargo uçağı bu kadar silahı buraya getirdiğinde benim milletim şunu soruyor, 'bu silahlar buraya niçin geliyor, bu silahlar kim için geliyor, peki bu silahlar kime karşı kullanılmak üzere buraya geliyor?' Bizim vatandaşımızın bu soruları sorma hakkı yok mu? Tabii ABD de bakıyorum artık ABD halkı diyor ki, 'Biz vergileri bunun için mi veriyoruz, bizim dolarlarımız bunun için mi gidiyor? Burada artık yeni bir değerlendirmenin yapılması lazım' diyor. Sayın Başkan da 'Biz bu kadar ekonomimizi güçlendirmeyi, bu silahları buralara göndermek için mi yaptık?' diye de bunu bizzat bana da kendisi söyledi. Ama şimdi bakıyorum o zaman bin 250 tırdı, şimdi 5 bin oldu, 2 bin kargo uçağı oldu. Bunlar tabii bizde soru işaretleri ortaya koyuyor. Ya bu işi yapacaksak, teröre karşı mücadeleyi vereceksek beraber vereceğiz, yoksa biz de teröre karşı mücadelede kendi göbeğimizi kendimiz keseceğiz. Bunun başka izahı yok. Biz kendi kendimize yeteriz. Tarihte nasıl yettiysek, bugün de yeteriz. Ama amaçları terörle mücadele değil de Türkiye'nin sınırları boyunca bir terör koridoru oluşturmak, sonra da onun üzerinden bölgede bitip, tükenmek bilmeyen bir kan ve can pazarı kurmak olanlara cevabımız şudur, biz Suriye'deki son terörist ortadan kalkana, bu ülke asli sahipleri için emin bir yer haline gelene kadar operasyonlarımızı sürdüreceğiz” açıklamasında bulundu.
Afrin'deki operasyonun bugün 7. gününe girdiğini aktaran Erdoğan, “Zeytin Dalı Operasyonumuzu hedeflerine ulaşana kadar sürdüreceğiz. Ardından Münbiç'i, bize söz verildiği şekilde teröristlerden arındıracağız. Kimse bundan rahatsız olmasın çünkü Münbiç'in gerçek sahipleri bu teröristler değil oradaki Arap kardeşlerimizdir. Sonra da Irak sınırına kadar, hiçbir terörist bırakmayana kadar bu mücadelemizi devam ettireceğiz” dedi.
Türkiye'de istiklal ve istikbali için ölmekten korkmayan, geri dönmeyi asla düşünmeden düğüne gider gibi cepheye koşan bir millet olduğunu vurgulayan Erdoğan, "Askerlerimizi, Mehmetlerimizi dinlediniz değil mi? Ne diyorlardı, ‘Afrin'e düğüne gidiyorum.’ Ne diyorlardı, ‘Kızılelma'ya.’ Hedef bu. Hepsinden öte bütün bizim askerimiz şehadete gidiyor, şehadete. Bizim kutsalımız var. Onların böyle kutsalları var mı yok mu bilmem ama bizim kutsalımız var, kutsallarımız var” şeklinde konuştu.
Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale şehitleri için yazdığı, “Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber/Sana âguşunu açmış duruyor peygamber” dizelerini okuyan Erdoğan, “Aynı fedakarlığı göze alan varsa buyursun. Bunu göze alamayan hiç kimse de bizi yalanlarla, tamamen oyalamaya dönük vaatlerle, arkası boş manevralarla yolumuzdan alıkoymaya çalışmasın. Biz o aşamaları çoktan geride bıraktık. Bir zamanların Türkiyesinde bu tür afra tafralar işe yarıyor olabilir. Bugün ki Türkiye, bambaşka imkanları, hedefleri, vizyon ve hayalleri olan bir Türkiye'dir. Eğer bu Türkiye'yle birlikte yol yürümek istiyorsanız o zaman önce güvenliğimiz, huzurumuz, refahımız, geleceğimiz konusundaki hassasiyetlerimize saygı gösterilmesini bekleriz” dedi.
"Bizim kimsenin toprağında gözümüz olmadığı gibi kimsenin onuruna, haysiyetine, şerefine tecavüz etmek gibi de bir niyetimiz asla yoktur. Tek derdimiz, kendi sınır güvenliğimizi, vatandaşlarımızın emniyetini, öz kardeşlerimizin olan komşularımızın huzurunu sağlamaktır” diyen Erdoğan, “Daha iki gün önce, bize operasyonu ne zaman bitireceğimizin sorulduğu Suriye tarafından atılan roketler Kilis'te tarihi bir camimize ve sokaklara düştü. Bu bizim bir ulu mabedimiz ve namaz esnasında düşünün, iki kardeşimiz şehit oldu. Peki Batı bunu görüyor mu? Yanında çok sayıda yaralımız var, Batı bunu görüyor mu, hayır. Ondan önce Reyhanlı ilçemize atılan roket ülkemizde yaşayan bir Suriyeli kardeşimizi şehit etti, onlarca vatandaşımız yaralandı. Batı bunu görüyor mu? Kilis'e, Hatay'ın diğer ilçelerine, Şanlıurfa'nın ilçelerine atılan daha başka roketler, açılan ateşler var. Bize ‘operasyonu çabuk tamamlayın’ diye akıl verenlere sesleniyorum, sizin ülkenizin şehirlerine, hemen yanı başındaki yerlerden teröristler tarafından roketler atılsa, bombalar yağdırılsa, ateşler açılsa acaba siz ne yaparsınız? Kiliselerinizin tepesine roketler düşse, içinde dua eden insanlar hayatlarını kaybetse sizin tepkiniz ne olur?” ifadelerini kullandı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupa'da mescitlerin yakıldığını anlatarak, havalimanında yolculuk yapacak olan vatandaşların oralardaki PKK'lıların saldırılarına uğradığına dikkati çekti. Erdoğan, “Nerede güvenlik, emniyet güçleri? Onlar size emanet. Onların da orada güvenliğini sağlamanız gerekir. Sadece seyirci bunlar” diye konuştu.
Erdoğan, konuşmasında şunları kaydetti: 
“Evlerinde, sokaklarında, iş yerlerinde güven içinde yaşaması gereken vatandaşlarınız her gün 'Acaba bugün başıma bir roket düşer mi veya bir kurşuna hedef olur muyum' düşüncesiyle güne başlasa ey Batı, siz nasıl bir politika izlerdiniz? Biz bunların cevabını gayet iyi biliyoruz. Bunların değil böylesine büyük saldırılar en küçük bir terör eylemi karşısında dahi tüm hak ve özgürlükleri askıya alarak ülkelerini adeta polis devletine çevirdiklerini biz çok iyi biliyoruz. Bizi Suriye konusunda eleştiren herkesi birazcık da olsa vicdanlı olmaya, empati yapmaya, kendilerini bizim yerimize koymaya özellikle çağırıyorum. Bunu başarabilirlerse işte o zaman bizi çok daha iyi anlayacaklardır.”

ÖSO’ya ‘terörist’ diyenleri eleştirdi
Zeytin Dalı Harekatı'nda yapılan saldırılarda asker ve sivil tüm şehitlere ve vatanlarını savunurken hayatlarını kaybeden Özgür Suriye Ordusu mensuplarına Allah'tan rahmet, yakınlarına ve millete başsağlığı dileyen Erdoğan, “Bu vesileyle Özgür Suriye Ordusu'nu terörist olarak vasıflarından terbiyesizlere de açıkça söylüyorum, benim Mehmedimin yanında bu mücadelenin içerisinde yer alan Özgür Suriye Ordusu, şahsiyetli, onurlu bir mücadelenin onlar da askerleridir, kendilerini alkışlıyorum. Özgür Suriye Ordusu mensuplarına terörist diyenler, tam aksine YPG'nin, PYD'nin, DEAŞ'ın, PKK'nın tam benzerleridir, tam kendileridir. Tabii bu vesileyle kahraman askerlerimize bir kez daha 'Gazanız mübarek olsun' diyorum” açıklamasında bulundu .
Çukur eylemleri sırasında yüzün üzerinde ibadethane ve Kur'an kursunun da terör örgütü mensuplarınca yakılıp yıkıldığını anlatan Erdoğan, “Bu PKK'nın, bu PYD'nin, bu YPG'nin, bu DEAŞ'ın yakından uzaktan İslam'la alakası yoktur. Bunların bizim dinimizle yakından uzaktan alakası yoktur. Ben bu ülkede saf temiz Müslüman kardeşlerime sesleniyorum, sakın ha aldanmayın. Bunlar, Allah tanımaz, İslam'ı tanımaz, Müslüman'ı tanımaz çünkü acımasızca mümin kardeşlerimizi katleden katillerdir. Bunları Yasin Börü hadisesinde çok açık, net gördük. 53 kardeşimizin o katledilmesinde açıkça gördük” dedi.
Erdoğan, “Bölücü terör örgütü kendisine ihale edilen proje gereği asırlardır İslam'la, Kur'an'la, ilim ve hikmetle yoğrulmuş bu topraklarda mukaddes dinimizin izlerini kazımak için her türlü alçaklığı sergilemiştir. Çünkü terör örgütü ve onların yandaşları biliyorlar ki onların panzehiri İslam'dır. Örgüt, Kudüs Fatihi Selahaddin Eyyübi'nin torunlarını kimliksiz hale getirmek, kadim tarihiyle bağlarını koparmak için bilinçli bir politika izlemiştir. Sabah namazına giderken sırtından vurulan imamlar, öğrencilerinin gözü önünde katledilen öğretmenler, sokakta yürürken kurşunlanan alimler, kanat önderleri ve siyasetçiler işte bu politikanın bu sonucudur. Bunların hepsi de çok bilinçli eylemdir. Çünkü bölücü terör örgütü her şeyden önce İslam düşmanı, Müslüman karşıtı bir örgütüdür. Kilis'teki camiye yapılan saldırı işte bu eylemler zincirinin son halkasıdır” diye konuştu.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, bölücü terör örgütünün zarar verdiği diğer ibadethaneler gibi tarihi Çalık Camii'ni de aslına uygun şekilde restore edeceklerini ve Kilislilerin hizmetine sunacaklarını dile getirdi.