ZAFER YALÇIN

 

Çiftlikbank olayı patlak verdiğinden beri bu topraklarda kooperatiflerin veya üretici birliklerinin yeterince gelişemediğini düşünüyorum. Dahası, Çiftlikbank olayı kapitalist ekonomide ezilen küçük çiftçinin tek kurtuluş yolunun birleşmekten ve kooperatifleşmekten geçtiğini bir kere daha gözler önüne serdi.

Önce Çiftlikbank olayı nedir? Çok kısa üzerinde durmak gerekiyor.

Çiftlikbank, adında banka olması sizi yanıltmasın, Facebook’taki Farmville oyunundan esinlenerek Ağustos 2016’da kurulmuş bir bilgisayar oyunu.

Çiftlikbank’ta bir bilgisayar oyununda olduğu gibi, oyuncular karşılığı altınla ifade edilen ve geçerlilik süresi 1 yıl olan çeşitli çiftlik hayvanlarını sanal yoldan, lakin gerçek parayla satın alıyorlar.

Oyuncular aynı zamanda bu hayvanlar için gerekli olan yem ve depo harcamalarını da satın alıyorlar.

Sistem, satın alınan çiftlik hayvanları karşılığında yılda hayvan başına en az % 100 kâr vaat ediyor.

1.5 YILDA 511 MİLYON LİRA TOPLADILAR

Çiftlikbank resmi verilere göre 1.5 yılda sanal yoldan 511 milyon TL para toplamış. Resmi olmayan verilere göre ise 1 milyar TL’nin çok üstünde bir para toplandığı söyleniyor.

Çiftlikbank, toplanan paraların bir bölümüyle ülkenin çeşitli yerlerinde tarımsal üretim amaçlı yatırımlar yapmış. Ama yapılan yatırımların tutarı, toplanan paraların yanında devede kulak kalıyor.

Bunun yanında Çiftlikbank, kurduğu bu tarımsal işletmelerden ürün elde ediyor, elde ettiği ürünleri, kendi markasıyla perakende olarak tüketiciye satıyor.

Yani, sistem aslında sanal ortamda doğuyor ve gerçek hayatta ürün elde ederek gerçek bir ekonomik faaliyet yaratıyor.

Sistemin en sorunlu tarafı, para yatıranlara 1 yılda % 100 kâr vaat etmesi.

Çiftlikbanka para yatıranlar, paralarının karşılığında vaat edilen kâr paylarını alamayınca şikâyetçi oluyorlar. Şikâyet üzerine Sermaye Piyasası Kurulu, inceleme yapmaya başlayınca sistemin tamamen düzmece ve dolandırıcılık üzerine kurulduğu anlaşılıyor ve sistem çöküyor.

Daha sonra ortaya çıkıyor ki, milletten bu yolla para toplayan benzer 200 dolandırıcılık organizasyonu daha varmış.

 

RİSK ALMADAN, EMEK HARCAMADAN PARA KAZANMAK

Olayın gelişimine baktığımızda, aslında olması gerekenin, daha para toplanmaya başlandığında devletin ilgili birimlerinin devreye girmesi ve mağduriyetler yaşanmadan önlenmesidir.

Ama Çiftlikbank olayında anlıyoruz ki, iş işten geçmiş ve para yatıranlar paraları 26- 27 yaşındaki bir gencin eline geçmiş, yani dolandırılmışlar. Devlet ise olaya el koymakta gecikmiş.

Bu tür oyunların ve sistemlerin hitap ettiği insanlar, çoğunlukla risk almadan, emek harcamadan çok para kazanmanın mümkün olduğuna inananlardır.

Bu tür insanlar sayıca hem ülkemizde hem de dünyada hiç te azımsanamayacak sayıdalar.

Benim asıl üzerinde durmak istediğim nokta ise, Çiftlikbank olayı ile kooperatifçiliğin ne kadar gerekli olduğunun ortaya çıkmış olmasıdır.

Çiftlikbank ile kooperatifler arasında nasıl bağ var diye düşünebilirsiniz.

Çiftlikbank’ın tarım ürünleri üreten ve pazarlayan bir organizasyon olması bir tesadüf değil.

 

PARA YATIRANLARIN NE KADARI ÇİFTÇİ?

Çiftlikbank’a para yatıranların ne kadarının çiftçi olduğunu henüz bilmiyoruz. Ama bildiğimiz bir gerçek var ki, çiftçilerimiz uzun bir süredir ürettiklerinin karşılığını alamıyorlar ve gittikçe yoksullaşıyorlar.

Çiftçi yoksullaştıkça, daha az üretiyor, daha az ürettikçe temel gıda ürünlerinin fiyatları artıyor ve bunun sonucunda milyonlarca insanımızın evine, sofrasına daha az ekmek, süt veya diğer temel gıda ürünleri giriyor. Sonuçta hepimiz giderek yoksullaşıyoruz.

Tarımda bu felaket durumun ortaya çıkmasının temel nedeni, iktidarın gerçekçi ve uzun vadeli tarım politikasının olmayışıdır. Alınan kararlar günü kurtarmaya yönelik ve genellikle de bir süre sonra et fiyatlarında olduğu gibi daha beter bir durumun ortaya çıkmasına neden oluyor.

Oysa tarım sektörü, ülkenin en kritik öneme sahip sektörüdür. İnsanımızın yaşamını sürdürmesi için her gün ekmek yemesi, her gün diğer temel besin maddelerini tüketmesi gereklidir.

Bu kadar kritik öneme sahip bir sektörün günü kurtarmak için alınan kararlarla yönetilmesi doğal olarak bir süre sonra en temel besin kaynaklarının bile ithal edilir duruma gelmesine neden oluyor.

TARIMSAL KOOPERATİFLER

Tarımsal ürün darboğazını aşmanın elbette ki sihirli bir formülü yok.

Ama benim okuduğum, araştırdığım ve gözlemlediklerimden çıkardığım bir reçete var elbette.

Tarımın her alanında çiftçi birliklerinin artması, çiftçilerin daha örgütlü hareket etmesi ve piyasadaki fiyat dalgalanmalarına karşı en dayanaklı kurumlar olan kooperatifleşme yolunu seçmektir.

Tarım sektöründe kooperatifler, üreticilerin bir araya gelerek kendi ürünlerini üretimden pazarlama aşamasına kadar kontrol altında tutmaları için tek kurtuluş yoludur.

Tarımda kooperatifler, Türkiye’de geçmişi cumhuriyetin ilk yıllarına dayanır. Yani, bizim bilmediğimiz bir iş değil aslında.

Ama 1980 sonrası dünyada hakim olan ekonomi anlayışında, ne yazık ki kooperatiflerin yeri yoktu. Bu anlayışın doğal bir sonucu olarak Türkiye’deki büyük kooperatif birlikleri veya üretici birlikleri bir bir kapandı.

Bugün kapitalizmin beşiği birçok Avrupa ülkesinde tarım sektöründe kooperatiflerin oldukça ağırlıkta olduğunu görüyoruz. Kooperatif ağırlıklı yapı sayesinde İspanyol çiftçisi, Polonyalı çiftçi veya İrlandalı çiftçi bu yıl ne eksem, ya da bu yıl ektiğim domates para eder mi diye düşünmüyor.

Çünkü kurdukları büyük ölçekli kooperatifler, piyasada kötü niyetli kişilerin spekülasyonla ürünlerinin hiç pahasına gitmesini engelliyor.

Avrupalı çiftçi, kooperatifleri sayesinde mazotu, gübreyi düşünmüyor.

Ama olayın bir başka boyutu daha var; Avrupalı çiftçi ürünü ürettiğinde kooperatifinden başkasına vermiyor. Kooperatifine sahip çıkıyor.

Yani Çiftlikbank olayının Türk Tarımı açısından özeti şudur; Beleş Peynir Sadece Fare Kapanında Bulunur.

 

Küçük bir not: Balıkesir’de son zamanlarda ATKÖY Tarım Kooperatifinin gelişimini gözlemliyorum. Bahçelievler Mahallesine açtıkları satış mağazası, çiftlikten tüketiciye doğrudan aracısız pazarlamaya son derece güzel bir örnek. Halkımızın da bu tip kooperatif girişimlerine destek olmaları, kooperatiflerin yaşaması bakımından son derece önemlidir.

Dolayısıyla, halkımızı bu tip kooperatiflere destek olmaya davet ediyorum.