Cemiyet binasında düzenlenen serginin açılışına Vali Yardımcısı İsmail Demirhan, Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Fahri Konuk, Altıeylül Belediye Başkanı Hasan Avcı, Karesi Belediye Başkan Vekili Cemal Kocataş’ın yanı sıra daire müdürleri, sivil toplum kuruluşu temsilcileri ve gazeteciler katıldı.

BAYRAM GİBİ KUTLAMIYORUZ

Serginin açılış konuşmasını yapan Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Ramazan Demir basının öneminin 15 Temmuz darbe girişiminde bir kez daha görüldüğünü ifade etti. Demir konuşmasında şunları söyledi:

“Takvim yaprakları bize bugünün Basın Bayramı olduğunu söylüyor, söylemesine de biz gazeteciler bu günü bayram gibi kutlayamıyoruz, dayanışma günü olarak görüyoruz. Gazeteciler, çalışma yeri, zamanı belli olmayan ve gerçekte tatil hakkı bulunmayan tek meslek sahibidir. Yıpranan, yıpratılan ve her şeyin sorumlusu görülerek cezalandırılan gazetecilerin ülkemizdeki çalışma koşulları dünya standartlarının çok altında.

TÜRK BASINI KÖTÜ SZİCİLİNİ 15 TEMMUZ’DA TEMİZLEDİ

Kendilerinden çok şey istenen ve beklenen meslektaşlarımız bugünkünden daha fazlasını hak ediyor. Hak ettiğini de 15 Temmuz’da 80 milyon insanımıza gösterdi. Nasıl ki 110 yıl önce sansüre direnen meslektaşlarımız gerçek bir gazetecilik patlaması yapılmasına öncülük ettiyse, Türk Basını her çalışanıyla 15 Temmuz gecesindeki duruşuyla da yeni bir gazetecilik patlamasına imza attı. 90’lı yıllarla birlikte kaybettiği itibarını, güvenini geri kazanma adına mesafe kat etti. Bir anlamda kötü sicilini temizledi 15 Temmuz’la.

BASIN O GECE ANADOLU’NUN DÖRT BİR YANINDA DİRENDİ

Sadece İstanbul’da, Ankara’da değil Anadolu’nun dört bir yanındaki meslektaşlarımız o gece birer Hasan Tahsin gibiydi. O gece bir de şehit veren Türk Medyasıyla iftihar eden tek bizler değiliz, eminim sizler de gurur duydunuz bizim basınla. Burada o gece fotoğraf makinasıyla hain kalkışmaya direnen Yeni Şafak’tan foto muhabiri şehit arkadaşımız Mustafa Cambaz başta olmak üzere tüm şehitlerimizi rahmetle anıyor, gazilerimize minnet duygularımızı sunuyorum.

BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ MÜ KİŞİSEL ÖZGÜRLÜK MÜ?

Bizim ülkede basın özgürlüğü kimi çevrelerce bilerek veya bilmeyerek kişisel özgürlük olarak algılanıyor. Türkiye Cumhuriyeti’nin itibarını zedeliyor, devletin sırlarını açıklıyor, terör örgütlerinin sesine dönüşüyor, ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanına, milletin temsilcilerine küfür ediyor, hakaretler yağdırıyor. Milli ve manevi değerlere saldırıyor. Yetmiyor. Kişilerin yatak odalarına giriyor, tehdit ve şantaja başvuruyor. Sonra da gazetecilik kimliğine sığınıyor. Yom böyle bir özgürlük dünyanın hiçbir yerinde. Olmamalı da. Çünkü özgürlük suçun başladığı yerde biter.

ART NİYETLİLERE PRİM VERMEYİN

Bizler, basını ve gazetecisi özgür bir ülke istiyoruz. Bunu ülke demokrasisinin daha güçlü kılınması için istiyoruz. Halkın haber alma hakkı için istiyoruz. Basının aslında yerinde kullanılırsa büyük bir güç, büyük bir silah olduğunu 15 Temmuz’da gördünüz. Sizlerden ricamız; bu gücü millet yararına kullanmayanlara prim vermemeniz. Basın özgürlüğünü şahsi özgürlüğü olarak görüp milletin değerlerine, insanların özel hayatlarına saldıranların tehdit ve şantajlarına boyun eğmeyin. Destek vermeyin, dikkate almayın, okumayın, tıklamayın, reyting yaptırmayın. Bunu yaptığınızda, inanın kısa sürede imha edecektir bu asalak tipler kendi kendilerini. Böylece hem ülke, hem basın camiası kurtulacaktır kanserli hücrelerinden. Ülke çıkarı, toplum çıkarı bunu gerektirir. Hak ve hakka inananların bu adımı atacaklarına inancımız tamdır.

O GECE BASIN KURTULUŞ SAVAŞI’NDAKİ DURUŞU SERGİLEDİ

Kalkışmanın bastırılmasında kullanılan en etkili silah hiç şüphesiz gazetecilerdi. Gazeteciler o gece işini iyi yapmasaydı, olayları doğru şekilde insanlara aktarmasaydı, o gece sokaklara çıkan insanların mücadelesi birbirlerine cesaret veremeyecekti belki de. O gece herkes üzerine düşen görevi çok iyi yaptı. O gece millet uyandı, küllerinden yeniden doğdu. O gece Türk Basını da Kurtuluş Savaşı yıllarındaki gibi milli duruş sergiledi. Meslektaşlarımızın her biri Hasan Tahsin, Mustafa Necati, Hasan Basri Çantay gibiydi. 15 Temmuz destanını an be an görüntüledi, demokrasiye ölümüne sahip çıkıldığını belgeleriyle tüm dünyaya duyururken bir de şehit verdi. Unutmayın istiyoruz objektifleriyle, kalemleriyle o geceyi aydınlatan. Tek yürek, tek sese dönüşen manşetleriyle demokrasiye sahip çıkan gazete ve gazetecileri. Kuvayi Milliye şehrinin gazetecileri olarak unutmuyoruz, unutturmayacağız o gecenin isimsiz kahramanlarını.

RABBİM GAZETECİLERE BİR DAHA DARBE MANŞETLERİ ATTIRMASIN

Bizler Balıkesir Gazeteciler Cemiyeti yönetimi olarak, Türk basınının kötü sicilini silerek demokrasinin vazgeçilmez unsuru olduğunu kanıtladığı 15 Temmuz gecesinin ertesinde yayımlanan Balıkesir gazetelerinin manşetlerini bir eserde toplamayı ve gelecek nesillere aktarmayı görev kabul ettik.  Rabbimiz biz gazetecilere bir daha darbe manşetleri attırmasın.”

*****

GAZETECİLERİN ALLAH YARDIMCISI OLSUN

Vali Yardımcısı İsmail Demirhan ise açılışta yaptığı konuşmada

Sizleri basın bayramını kutluyorum. Basının değerini, önemini hepimiz biliyoruz. Basın olmadan bir ülkede demokrasi olmaz. Basın bana göre demokrasinin en önemli katmanlarından birisidir. Bu bakımdan basınımızın kıymetini, değerini hepimizin bilmesi lazımdır. Basın mensuplarımız gerçekten özveriyle çalışıyorlar. Olumsuz şartlar içerisinde olsalar bile görevlerini en iyi şekilde yapmaya gayret ediyorlar. Bunu da hepimiz gözlemliyoruz. Bu bakımdan basın çalışanlarına Allah’tan kolaylıklar diliyorum. Allah kolaylık versin ki demokrasimiz güçlensin, insan haklarıyla ilgili hususlarda da basının çok önemli görevleri var. Bu duygularla tekrar basın bayramını kutluyorum.”