Yaz bitti bitiyor, sonbahar geldi, kışa ramak kaldı, mevsimler dönüyor. Tıpkı lunaparktaki dönme dolaplar, dönen oyuncaklar gibi. Balıkesir şehir merkezindeki lunapark da, aynı döngü içinde. Kısa bir zaman sonra mevsim iyice kışa dönünce oyuncaklar duracak, lunaparktan el ayak çekilecek, koskoca park sessizleşecek...
Sonra yine mevsimler dönecek.
Sonbahar gelip de doğa, sarının, kırmızının, kahverenginin binbir tonuna büyüdüğünde lunaparklar da suskunlasacak. Ve zamanı geldiğinde döngü art arda mevsimlerle devam edecek. Yaz sıcaklarından bunalıp, bıkanlar biraz soluk aldıklarını düşünseler de bu defa yine baharı yazı özleyecekler. Her istediği oluyor aslında insanların. Zaman böyle değişirken her yıl mevsimler de dörder dörder bitiyor.
Lunaparklar, edebiyat ve müzik dünyasına da konu olmuştur.
Zaman zaman da şiirlerin dizelerinde ve şarkıların sözlerinde rastlanır lunaparklara. Bunlardan biri de 1981 yılında sözlerini Aysel Gürel'in yazdığı, Atila Özdemiroğlu'nun bestelediği, Sezen Aksu'nun yorumladığı şarkıydı.
Lunapark
Altı üstü bir bilet parası
Haydi koş gel bir cennet burası
Rengarenk bir yaşam umut rüyası
Dönme dolap bir ömür öğütür
Orda zaman durur hep dönülür
Yorgun düşer düşünceler bölünürLunapark gerçek mutlulukların
Olsa olsa bir parmak balı
Oysa aslında hepimizin masalıVe hüzün tanınmaz orda
Sevinçle boyanmış yüzü
Görmezsen maskedeki gözü
Ve hayat dokunur sana
Sanki bak ben burdayım der
Bir çocuk çığlığı düş biterAltı üstü bir bilet parası
Haydi koş gel bir cennet burası
Rengarenk bir yaşam umut rüyası
Gülen ayna bak şu halimize
Sende birkaç tane ben daha var
Güldür bizi ayna sen de gül bize
Dönüyor dönme dolap.
Bayramlarda lunaparklar daha bir başkadır.
Lunaparkların en hareketli, en neşeli oldugu zamanlardan biri de bayram günlerdir. Harçlığını alan çocuklar, lunaparka koşar.
Lunaparklar da zamanın ruhuna uygun olarak değişime uğradı ve kaçınılmazdı bu, fakat lunaparklar her dönemde sadece çocukların değil yetişkinlerin de eğlence alanlarıydı. Hâlâ da öyle. Her yetişkin de, bir eglence unsuru bulabilir lunaparklarda. Her yetişkinin de çocukluk anılarında yer etmiştir lunaparklar.
Çok şey değişti lunaparklar da...
Tarih notlarında, dönemin gazeteleri Türkiye'nin "lunapark" kelimesiyle ilk kez 1929 yılında tanıştığı yazıyor. İlk lunapark İstanbul/Gülhane Parkı ve Taksim gibi alanlarda kuruldu. Lunaparklar daha cok "bayram yeri" olarak anılıyordu.
Eski zamanlarda basit oyuncaklardan ibaretti bu eğlence alanları. O zamanlar Tahtadan ve kol gücü ile çalışan dönme dolaplara, artık arşivlerdeki fotoğraflarda rastlıyoruz.
Lunaparklar dev eğlence fuarlarına dönüştü.
Bir dönem ise uçan sandalyeleriyle, atlı karıncalarıyla, duvarda yürüyen motosiklet gösterileriyle, halka atışlarıyla, saçma atan tüfek atışları ile hediye kazanılan standartlarıyla ünlü lunaparkların yerini, özellikle büyük sehirlerde artık gelişmiş sanayi ve teknoloji ürünü dev fuarlar görünümündeki eğlence merkezleri aldı.
Onlara "adrenalin tutkunu" diyorlar.
Bir de "adrenalin tutkunları" ya da meraklıları için oyuncaklar var.
Dev lunaparklar ya da eğlence fuarlarının, o yüksekten yarış otomobili hızıyla inen 'hız trenleri', ingilizce adiyla 'roller coaster'ler, günümüzün mühendislik ürünü oyuncakları. Onlara binenlerin düşüş sırasında yükselen adrenalinleri, yolcularını mutlu ediyormuş.
Hız trenlerinin çeşitleri:
Mega Coaster (Yüksekliği 60-90 metre)
Giga Coaster: (Yüksekliği 90-120 metre)
Strata Coaster / Exa Coaster (Yüksekliği 120-180 metre)




