Mahmut Ertan Ortaokul ve lise çağlarında, dünyaca ünlü Hattat Behçet Arabi’den Ders aldı. Emekli olduktan sonra yerleştiği Burhaniye’de Halk Eğitim Merkezi’nde Su Kabağı işlemeyi öğrendi ve Su Kabaklarına Hat Sanatını uyguladı. Google Arama Motoruna baktığınızda, Mahmut Ertan’ın Türkiye’de geleneksel Hat Sanatını akıcı ve profesyonel bir teknikle Su Kabağına işleyen ilk sanatçı olarak literatüre geçtiğini öğreniyorsunuz. Sanatçı, Kendi ekolünü yaratmak istediğinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı başvurdu. Bakanlık, Hattatlık sertifikası istedi. Oysa ne ünlü Hattat Behçet Arabi’nin sertifikası vardı, ne de sertifika verebilirdi. Sanatçının eserlerini iyi niyet göstererek ucuz fiyata alanlar, dolarla sattılar. Mahmut Ertan, insanlara güvenini yitirdiğinden yapıtlarını satmadı. Sanatçı eserlerine Somut olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı olmak için başvurdu, bu kez, kabak işlemeciliğinin Somut Olmayan Kültürel Miras Alanları kapsamında olmadığı yanıtıyla karşılaştı. 76 yaşındaki Mahmut Ertan yılmadı, Eserlerine sertifika almak için Maliye Bakanlığına başvurdu, Hat sanatı vergi kapsamında olmamasına rağmen, vergi mükellefi yaptılar. Ertan şimdi Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a ulaşıp hatlarını vermek, yaptığı sanatı anlatmak için çırpınıyor. Ertan Hattatlığı nasıl öğrendiğini, hat sanatını kabağa nasıl yansıttığını Politika okurları için anlattı.


1-43


Mahmut Ertan kimdir?

Şanlıurfa’da 14 Haziran 1950 yılında dünyaya geldim. Şehit Nusret İlkokulundan mezun oldum. Şanlıurfa Ortaokuluna kayıt oldum, imam Hatip lisesi açılınca geçiş yaptım. Yatılı Adana İmam Hatip Lisesinden mezun oldum. Dışarıdan fark derslerini verip öğretmen okulunu bitirerek bir süre öğretmenlik yaptım. Askere gittiğimde, Alaydaki komutanların çocuklarına ders veriyordum, onlarla birlikte üniversite sınavlarına girdim. Hacettepe Üniversitesi Elektrik ve Elektronik Mühendisliğini kazanıp, kaydımı yaptırdıktan sonra askerliğim bitene dek dondurdum. Terhis olduktan sonra üniversite eğitimine başladım. Sağ-sol olaylarının yoğun olduğu zamanlardı. Ortadoğu Teknik Üniversitesinden gelen öğrencilerle kavga çıkınca yaralandım. Bu olay üzerine, başım belaya girmesin diye ailem beni Urfa'ya getirdi. Urfa’da kaldığım sürede dünya evine girdim. Bir süre sonra tekrar üniversiteye devam etmek istememe rağmen ekonomik zorluklar nedeniyle hayalim suya düştü ve memuriyet sınavlarına girip yüksek puanla kazandım. Ankara’da Et Balık Kurumu’nda çalışmaya başlayıp ayrıldım. Doğuş İnşaat Şirketinde İkmal Şefi olarak görev yaptım. Bu zaman zarfında çocuklarım dünyaya geldi. O sırada, Anadolu Üniversitesi Meslek Yüksek Okulu Urfa'da açılınca, Sevk ve İdare Bölümüne başladım. Öğrenciliğim sırasında çalıştığım inşaat şirketinden ayrıldım. Çünkü devamlı okula gitmek zorundaydım. Mezun olduktan sonra maliyenin açtığı sınavı kazandım. 15 yıl maliyede çalıştım. Bir müddet defterdarlık makamında görev yaptım. Devlet Su İşleri Saymanlığına transferim gerçekleşti ve 1998 yılında bu kurumdan emekli oldum.


2-45


Emeklilikten sonra Kabak Hat Sanatına nasıl başladınız?

Emekli olduktan sonra astım rahatsızlığım bir hayli arttı. Doktor arkadaşlarım nemli bir bölgede yaşamamı önerince Mersin’e yerleştim. Bu kez romatizma baş gösterdi. Urfalı doktor arkadaşımla sohbet ederken, Burhaniye’de ikamet etmemi önerip, astım ve romatizma ile bir sorunumun kalmayacağını söyledi. Doktor doğru mu söylüyor? Düşüncesiyle Burhaniye’ye geldim. 10 gün kaldıktan sonra kullandığım ilaçların dörtte birini attım. 2019 yılı Ekim Ayında Burhaniye’de bir ev kiralayıp ailemle ikamet etmeye başladık. İş yok güç yok boş boş durmaktan gına geldi. Evimin etrafında zeytin ağaçları vardı. Çiftçilik yaptığımı bilen ev sahibim zeytinleri budamamı istedi. Ben çiftçiyim ama Urfa civarında pek zeytin yok. Antep fıstığı ağaçlarını, gülleri, değişik bitkileri budamıştım ama zeytin nasıl budanır bilmiyordum. Kabak oymacılığı kursuna giden komşumla konuşurken zeytin budama kursu olduğun söyleyince kursa yazıldım. Otomobilim olduğu için kurs saatlerinde komşumla beraber derslere gidip geliyorduk. Benim kursum bitti arkadaşımı beklerken, arkadaşım dersin uzadığını geç biteceğini, dışarıda beklemek yerine kurs salonunda beklememi istedi. Su Kabak İşleme Kursu nedir? Düşüncesiyle komşumla birlikte derse girdim. O esnada el matkaplarından biri arıza yaptı. Ben yanımda her zaman kontrol kalemi taşıyordum. Hocadan izin isteyip arızaya bakabileceğimi söyledim. Yaparsan ben de sevinirim yanıtı alınca işe koyuldum. Matkaptaki kömürlerden biri daha fazla aşınmıştı, yerlerini değiştirip, güç düğmesine basınca alet çalıştı. Ders veren eğitmen, matkapların sık sık arıza yaptığını bahane ederek beni Su Kabağı işleme Kursuna kaydetti. Ben Kabak İşleme kursuna böylelikle başladım.


Whatsapp Image 2026 09 12 At 18.47.37


Kursu tamamladıktan sonra hat sanatını su kabaklarına uygulama düşüncesi sizde nasıl ortaya çıktı?

Kursta bize, çiçek, böcek, manzara ve geometrik şekiller yapmayı öğrettiler. Sertifika aldıktan sonra çocuklarıma birer tane lamba yapayım derken torunlar da istedi. Torunlara yapayım derken, dostlarım arkadaşlarım istedikçe ben ürettim. Armağan edecek yer kalmadı. Kabak İşleme Kursuna para kazanmak için başlamamıştım. Dükkan kiralayıp, pazarlama yapmayı beceremezdim. Diş hekimi oğlum beni teşvik edip ekonomik olarak destek olacağını söyledi. Burhaniye’de fazla çevrem yok. Evlatlarımın ısrarı üzerine bir atölye açtım. Üretiyorum, satamıyorum, eşe dosta armağan ediyorum. Bir pazar günü evde eşimle sohbet ederken, eşim kabağa Bismillahirrahmanirahim yazılı bir kabak işlemimi, evde güzel duracağını söyledi. Doğru söylüyordu. Lakabı Behçet Arabi olan Mehmet Behçet Görgün’den hat sanatı eğitimi almıştım.


4 (Custom)-6


Behçet Arabi kimdir?

Mehmet Behçet Görgün, Behçet Arabi mahlasıyla tanınır. 13-15 yaşlarındayken, Hüsnü Hat üstadı Lobud Ahmet Vefik’ten eğitim almıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında Hicaz cephesinde askerlik yaparken, Peygamberin makamına yazılar yazmıştır. Türk olarak peygamberimizin makamında hat yazısı olan tek hattat benim hocam Behçet Arabi’dir. Ben ve yeğeninden başka hiç öğrenci yetiştirmedi. Çok asabi mizaçlı bir insandı. Kimseye tahammül edemeyen bir özelliği vardı. Ben bir iki defa yazarken yanına gittim, beni kovaladı. Camilerde bizim yöremizde Tahtabent dediğimiz bir yer var. Orası yüksek olur. Hocam onun altında, Ulu Caminin hatlarını yazıyordu. Ben Tahtabente çıkıp gizlice izliyordum. Bir gün beni yakalayıp azarladı. Çok üzülmüştüm. Babam halimi görünce ne olduğunu sordu. Behçet Arabi’nin beni yakaladığını, azarladığını, kötü bir niyetim olmadığını, yazısını görmek için gizlendiğimi söyledim. Babam Behçet hocamla görüşünce, bana hat sanatını öğretmeye başladı. 4 yıl öğrenciliğini yaptım. İlk öğrencisi benim. Sonrasında akrabası olan arkadaşım Mehmet Münif Görgün öğrencisi oldu. Beraber çalışmaya başladık. Hocam maddi durumu iyi olmamasına rağmen yazdıklarını sandığa koyar orada biriktirirdi. Sıkıntıda olduğu günlerde Hat Sanatı yazılarını satıp parasını hocama vermeyi düşündüm. Kısa zamanda da başardım.


5 (Custom)-4


Behçet Arabi’nin satmadıklarını siz nasıl sattınız?

Babam Cami hocası olduğu için Behçet Arabi’nin hat sanatı yazılarını babamın cemaatindeki zengin kişilere götürüp, hocamın size armağanı dedim. Şanlıurfa’daki varsıl insanların beni eli boş göndermeyeceğini tahmin ediyordum. Umduğum oldu ve bu insanlar zarfa para koyup hocama vermemi istedi. Benim asıl niyetim buydu. Aldığım zarfları Behçet Arabi’ye götürüyordum. Memnun oldu. O günden sonra hat sanatının inceliklerini öğretmek için bana daha çok zaman ayırdı. 4 yıl eğitim aldıktan sonra hocam 1965 yılında vefat etti.


7 (Custom)-3


Behçet Arabi yaşamını yitirdikten sonra siz hat sanatını sürdürdünüz mü?

Hat yazmayı seviyordum. Tek başıma hat yazmak için çok düşündüm. O dönemde Şanlıurfa, kuş uçmaz kervan geçmez bir yer. Yazsam kime satacağım. Mürekkebi ayrı, Ahar kağıdı, mukavva levha ayrı bir konu. Kamış kalemler bile Suriye’den geliyordu. Cesaret edemedim, donanımlarımı sakladım. Arada bir uğraşıyordum. Sonrasında devlet memurluğu ve iş yaşamım oldu. Evlenip çoluk çocuğa karıştım. Sadece özlem gidermek için arada bir çalıştım.


6 (Custom)-5


Kabak üzerine hat yazmaya nasıl yoğunlaştınız?

Tam zamanını anımsamıyorum. 2019-2020 yılında eşim Su Kabağı üzerine Besmele yazmamı istediğinde birkaç kez denedim. Çünkü kabak üzerine hat yazmak çok zordur. Hat sanatının incelikleri, ölçüleri var. Düz kağıda yazıldığı gibi yazılmıyor. Su Kabağının her santimetrekaresi milimetrik ölçülere sahip değil. Bu nedenle büyük emek ve dikkat istiyor. Günlerce hat yazacağım kabağı arayıp buldum. 4 ay uğraştıktan sonra Besmeleyi yazıp tamamladım ve eşime armağan ettim. Su kabağına Hat yazmayı başarmıştım. İnternete girip yaptığım işi yapan var mı diye araştırdım. Ne Türkiye’de, ne dünyada kabak üzerine hat yazan yoktu. Kabak üzerine hat yazmayı bir ekol haline getirmeyi kafama koydum. 6 seneden bu yana Kabaklara hat işlemeyi sürdürüyorum. Bir kabağı işlemek için 4-5 günümü veriyorum. Yasin suresini bir duvara yaz deseler 2-3 saatimi alır. Fakat kabağa yazmaya kalktığımda bazen yüz defa silip yüz defa tekrar yazıyorum. Şu anda istenilen ayeti istenilen duayı su kabaklarına işliyorum. Hedefim bir ekol olmak, yaygınlaştırmak.


8 (Custom)-2


Düz levhalara yazmak varken, neden Su Kabağını tercih ettiniz? Yapıtlarınızı değişik şehirlerde sergilediniz mi?

Levhayı yazıp duvara asarsınız ve o duvarda asılı kalır. Gece ışıkları kapattığınızda görünmez. Su kabağı aynı zamanda lamba vazifesi görüyor. Gece kabağın içindeki lambayı yaktığınızda yazılar dört duvara yansıyor. Işıltılı olduğu için enerjisini alabiliyorsunuz. Ayetlerin her kelimesinin bir enerjisi var ve bulunduğu yere o enerjiyi veriyor. Hem görsel olarak güzel, hem istediğiniz yere taşıyabiliyorsunuz. İnsanımız şu an bunun idrakinde değil. Zamanla değerini anlayacak, bir ilgi alanı oluşacaktır. Ben reklamı sevmem. Genelde sergilere katılmam ama Balıkesir Büyükşehir Belediyesinin isteği ile eserlerimi sergiledim. Geçen sene Craft İstanbul El Sanatları ve Tasarım Fuarı’na katıldım. Bu yıl yine ısrarla davet ettiler. Şimdi fuar için hazırlıklarımı sürdürüyorum. Ayrıca sergilere katılmak bir hayli masraflı oluyor.


9-15


Hat sanatında kullandığınız kabakları nereden ve nasıl temin ediyorsunuz?

İzmir ve Antalya'da su kabağı üretenler vardı. Satıcının 2-3 bin kabağı var fakat benim işime yarayacak 5-10 tane bulabiliyordum. Git, gel, taşı, bir hayli masraflı oluyordu. Satın aldıklarımın arasında, boy, duruş, yapı itibariyle ayeti yazdığım zaman ona anlam kazandıracak bir fonksiyona sahip kabak bulamadım. Zaten 34 tane seçebiliyordum. Seçtiğim kabakların tohumlarını aldım kendim ekmeye karar verdim. Daha sonra, o tohumlardan yetişen kabakların tohumlarını alıp işime yarayacak güzel kabaklar ürettim. Şu anda 100 kilogram civarında kaliteli tohumum var. Doğal olarak, ektiklerimden de tornadan çıkmış gibi kabak yetişmiyordu. En azından ayetleri yazacağım kabak elde etmeye başladım.


10-25


İşleyeceğiniz Su kabağını satın aldınız ya da kendi ürettiğinizi kullanacaksınız. Hat Sanatı uyguladığınız kabak hangi işlemlerden geçiyor? Eseriniz nasıl ortaya çıkıyor?

Su Kabağı yetiştirmek, çocuk bakmak gibidir ve çok itina ister. Tohum yatağını hazırlamak için titiz çalışılmalı. Tohum yatağı, insanın yattığı yatak kadar rahat olmalı. Araştırmalarıma göre fide olarak yetiştirmek isterseniz 23 Nisan’ın geçmesini beklemek lazım. Tohumdan üretmek istiyorsanız 23 Nisan başlangıç olabilir. 15-20 yıllık meteorolojik raporları incelediğimde bu bölgede 23 Nisan’a kadar, zaman zaman kısa aralıklarla gece don hadisesi oluyor. Ekim zamanı iyi ayarlanmalı. Tohumlar yeşerdi büyümeye başladığında, fazla su vermenin de, suyu az kullanmanın da zamanı vardır. Bu zamanı kaçırırsanız iyi ürün elde edemezsiniz. Askıya aldığınız Su Kabakları belli büyüklüğe ve kiloya ulaştığında, askıdan düşmesin diye bebek kundaklar gibi çuvala geçirip askıya bağlarsınız. Hasat yaptıktan sonra hava akımı olan bir yerde kurutursunuz. Kurutma işleminin ardından içini iyice temizleyip bir süre daha bekletirsiniz. Kurutma tamamlandığında, kabaklar özel fırça ile temizlenir. Temizlik bitince Emprenye dediğimiz solüsyonu uygularız. Emprenye, kabakları, mantar, küf, böcek, kurt, termit gibi çürütücü organizmalardan korur. Uygulamayı kabağın hem içine hem dışına yaptıktan bir süre sonra yatlarda, teknelerde kullanılan Vernikli Emprenye ile işlemi sonlandırırım. 4 yılda bir cilalamak suretiyle ürettiğim su kabakları düşme, çarpma olmadığında 100 yıl dayanır. Bu aşamalardan geçen Su Kabaklarına uygulayacağım Hat’ları çizerim. Çizgileri özel matkap ve keskilerle delerek Hat sanatını uygularım. İleriki aşamalarda, boya ve vernikleri sürüp 15 günde hazır hale getiririm.


11-13


Kabak üzerine hat yazmak pahalı bir sanat mı?

Pandemiden önce İstanbul'dan bir firmanın yetkilileri geldi. Yapıtlarımı internette görüp beğenmişler. 3 eserimi satın aldılar. İlk kez o zaman Su kabaklarının maliyetini alıcılarla birlikte hesapladık. Bir tanesi 4 Bin 500 liraya mal oluyordu. Üzerine emeğimi ekleyip, 5 Bin liradan sattım. Çünkü piyasa fiyatını bilmiyorum. Türkiye'de ilk olarak yapılan bir eserdi. Değerini kıyaslayacak herhangi bir emsal yoktu. Alıcılara müşteriye satacakları fiyatı belirleyin bende ona göre fiyat vermek istiyorum. Siz de kazanın ben de diyerek müşterileri yolcu ettim. 10 gün sonra adamın biri bana telefon etti. Eserlerin benim olup olmadığını sordu, WhatsApp'tan fotoğraf gönderdi. Yapıtlar benim diyerek dönüş yaptım. Hat Sanatı işlemeli kabağın 1 tanesini alıp eve götürdüğünde, çocuklarının da istediğini, ikincisini almak için tekrar gittiğinde satıldığını, bu nedenle benimle temasa geçtiğini belirtip benden 1 tane daha kabak istedi. 15 gün sonra Almanya’ya gideceğini yetiştirip yetiştiremeyeceğimi sordu. Hangi duayı istediğini sorup yetiştireceğimi, ancak Burhaniye’ye gelip almaları gerektiğini belirttim. İşim bitince aradım, müşteri Burhaniye’ye geldi. Su kabağını alıp zarfın içindeki 15 Bin lirayı teslim etti. İstanbul’da kaç liraya satın aldığını sorduğumda Bin dolara aldığını açıkladı. Şok olmuştum. 34 gün sonra firma yetkilileri telefon etti. Eleman gönderip 10 tane kabak alacaklarını 50 bin lira para yatıracaklarını elimde olup olmadığını sordu. Elimde kabak olduğunu ancak onlara satacak kabağımın olmadığını söyledim. Sonra fiyatı tanesi 700 dolara yükselttiler ancak olumsuz yanıt verdim. Ben memuriyetten geldiğim için ticareti bilmiyordum. Dürüst olsalardı ticaretimiz devam ederdi. Ben yalancılarla, güvenmediğim insanlarla ticaret yapmam.


12-7


Ürettiğiniz Su kabakları maliyeti asgariye çekiyor muydu?

İlk kez ektiğim kabakları ekim ayında hasat etmeye gittiğimde kabakların çalındığını gördüm. Ancak 150 tane işime yarayan kabak kurtarabildim. Bunların 50 tanesi de benim aradığım mahiyetteydi. İkinci kez ekim yaptığımda yine 100 kabak kurtarabildim. Şimdi onları işliyorum. Bu yıl tohumlarımı İzmir’de Su kabağı üreten bir firmaya verdim. Adamlar çok ciddi çalışıyor ve profesyonelce davranıyorlar. Belirli aşamalarda kabakların fotoğraflarını gönderiyorlar. Üretim Beni zorluyordu, Sulaması yaprak gübresi var. Alt yaprakların devamlı budanması gerekiyor. Yeni sürgünlerin bulunması gerek bulamazsan sürgünler uzayıp gidiyor ve bitki meyve verimini azaltıyor. Yaşım hayli ilerledi bu nedenle İzmir’deki üreticilere tohum verdim.


13


Su kabakları başka nerelerde kullanılıyor?

Uzun yıllar önce pek çok yerde kullanılıyordu. Köylerde çeşme başlarına insanların su içmesi için küçük kabaklar asarlardı. Çamaşır yıkarken, kovadan su almak için yine bu kabaklar devreye girerdi. Devasa büyüklükte olanlar kuyulardan su çekmek için eşsiz bir aparattı. Hamamlarda su dökünmeye yarardı. Pekmez yaparken, kaynayan kazana delikli Su Kabakları daldırılır, taşması önlenirdi ayrıca kabağın kendine özgü hoş kokusu Pekmeze karışırdı. Kısacası kuruduktan sonra içi boşaltılan kabaklar su ve sıvı taşımak için evlerin vazgeçilmeziydi. Kuru tutma özelliği olduğundan Tuz ve pirinç saklamada kullanılırdı. Kabak Kemaneler de su kabağına sap takılarak imal edilir.


14 (Custom)-2


Şu anda Hat Sanatı işlenmiş bir kabak size kaça mal oluyor? Kullandığınız teçhizat fiyatlarının ederi ne kadar? Eserleri kaç liraya satıyorsunuz?

Kabakların fiyatı boyutuna göre 150 lira ila 500 lira arasında değişiyor. Emprenyesi, verniği, su bazlı boyası, elektriği, dükkan kirası derken bir Su Kabağının maliyeti 5-6 bin lirayı buluyor. Su Kabaklarını işlemek için Dremel matkaplar kullanıyorum. Matkapların fiyatı 3 bin 500 lira ile 15 bin 500 lira arasında, matkap uçları 260 lira ile 580 lira arasında değişiyor. Boyaların fiyatları da 200-600 lira arasında oynuyor. Eserlerimi İstanbullu firmaya 5’er bin liradan verdim. Almanya’dan gelen gurbetçiden 15 bin lira aldım. Bir tanesini fiyat öğrenmek için müzayedeye gönderdim. 47 bin liraya satmışlar. İşgal parası, bekletme parası, sigorta masrafını düşerek bana 7 bin lira gönderdiler. Müzayede için tekrar kabak istediler göndermedim. O zamandan bu yana hiç satış yapmadım.


15 (Custom)-3


Eserleriniz için Kültür ve Turizm Bakanlığına başvurdunuz mu?

Bakanlığa başvuru yaptım. Su Kabağı konusunda ekol olmak istediğimi belirttim. Önce fotoğraf istediler gönderdim. Ardından video istediler işin başından sonuna dek video hazırlayıp onu da gönderdim. Fakat bana Su Kabağı ile ilgili branşlarının olmadığını söylediler. Türkiye’de ilk olan bir sanatın branşı mı olur? Buna karar verecek heyetin kendisini güncellemesi gerekir. Ben dünyada ilk ve tekim diyorum dallarının olmadığını söylüyorlar. Yeni bir oluşum, yeni bir yaratıcılık. Oturup düşünmeli. CİMER’e başvurdum ilgilenen olmadı. Hat Sanatıyla ilgili sertifikamı soruyorlar. Dünyaca tanınmış Behçet Arabi’nin sertifikası var mıydı? Behçet Arabi’nin 2 talebesinden biri benim.


16-11


Behçet Arabi’nin 2 talebesinden biriyim diye tekrar tekrar söylediniz. Hatta sanatçıya başka öğrenci yetiştirmedi diye kızdınız. Peki sizin yetiştirdiğiniz birileri var mı?

Benim yetiştirdiğim eleman yok. Memuriyet yaşamım hep koşturmakla geçti. İdarecilik yaptığım için, yönettiğim insanların sorunlarıyla uğraşmaktan, verilen görevi yapıp yapmadıklarını kontrol etmekten, çalışanları organize etmekten Hat Sanatına ayıracak zaman bulamadım. Kalemlerimi, mürekkepleri, kağıtları, meraklı gençlere armağan ettim. O arada talebe yetiştirmek mümkün olamazdı. Burhaniye’ye geldiğimde hat sanatını tamamen Su Kabakları üzerine yoğunlaştırdım. Şimdi Su Kabağı işleyen biri gelse bana kabak üzerine hattatlık öğret dese öğretemem. Öğrenmek isteyen kişinin Hat Sanatı ve kurallarını, ölçülerini iyi bilmek zorundadır. Hat Sanatını bilen yok, bilip de bana başvuran yok. Benim sanatımı bilen bir öğrenci gelirse seve seve öğretirim. Benim ekolümün genç kuşaklara aktarılması benim için büyük gurur olur. Hat Sanatında, Aklam-ı Sitte denen 6 ana stilden oluşan yazı çeşidi vardır. İslam medeniyetinde, Osmanlı döneminde geliştirilen farklı stiller bulunur. Aklam-ı Sitte’de, Sülüs, Nesih, Muhakkak, Reyhani, Tevki, Rika yazı çeşitleri yer alır. Küfi, Divani, Siyakat, Müsenna, gibi diğer hat yazıları da önem arz eder. İspanya, Brezilya, Pakistan, Hindistan, hatta Japonya'dan Hat Sanatını kabak üzerine nasıl yerleştirdiğime dair bilgi ve fikir isteyenler, metot isteyenler oldu. Her ne kadar sözle ve yazı ile anlatırsam anlatayım kabak üzerine yazıyı oturtamadıklarını söylediler. Ülkelerine davet ettiler. Benim oralara gitmeye halim yok. Onlar gelse ağırlayacak gücüm yok.


17 (Custom)-1


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a Keçe üzerine hat ve Kabak üzerine hat işlenmiş eserlerini göndermek istediğiniz söyleniyor. Doğru mu?

Daha önce hatların her harfinin bir enerjisi olduğunu, bu enerjiyi çevresine yaydığını söylemiştim. Bu düşünceden yola çıkarak, hem kabak hem de keçe üzerine Kalem Suresini yazdım. Kendisine nasıl ulaştıracağımı bilemiyorum. Mutlaka vermenin bir yolunu bulacağım. Cumhurbaşkanı Külliyesine gitsem beni içeri alırlar mı? Yoksa bize ver biz ulaştıralım mı derler bir türlü karar veremedim. Niyetim kendi elimle teslim etmek. Milletvekili tanıdıklarım var. Onlar, biz verelim, biz ulaştırırız dediler. Burada parti başkanıyla 2 yıl önce görüştüm, getir biz veririz dedi. Ben eserlerimin nasıl yapıldığını, ekolümün ne olduğunu anlatmak istiyorum. Ayrıca kardeş ülke Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e Armağan edeceğim Keçeye işlenmiş hat var.


18 (Custom)


Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?

Benim yaptığım işler ucuz değil. 3-5 kuruşa satılacak eserler değil. Yapıtlarım için sertifika almaya çalışıyorum. Maliye Bakanlığı'ndan telif belgesi aldım. Vergi dairesinden geldiler kontrol edip gittiler bir süre sonra vergi mükellefi olduğumu belirttiler. Post makinesi almamın şart olduğunu aksi takdirde ceza geleceğini açıkladılar. Emekli adamım, borç harç 8 bin liraya ikinci el post makinası edindim. İtiraz dilekçesi yazdım. Hat sanatı (hattatlık), geleneksel esnaf muaflığı kapsamında yer almasa da, Gelir Vergisi Yasası’nın 18. maddesindeki serbest meslek kazanç istisnasından yararlanabilmektedir dendiğini vurguladım. Bu kez Balıkesir Vergi Dairesi Başkanlığına yazı gönderdiler. Gelen yanıtta, 18. maddenin uygulanması istendi. Burhaniye Vergi Dairesi 18. maddeyi gelecek yılbaşında yürürlüğe koyabileceklerini belirtti. Yine itiraz ettim. Balıkesir’e başvurdum. Vergiden muaftır yazısı göndereceklerini belirttiler. Kısa zamanda sorunun çözüleceğini umuyorum.

Muhabir: HİLMİ DUYAR