
OSMAN KANTARLIOĞLU
Dağın eteğinde, denize sıfır… Lokasyonuna baktığınızda insanın içini açan, kartpostallık bir manzara karşılıyor sizi. Ancak Milli Egemenlik Stadyumu’nun kapısından içeri adım attığınız anda dışarıdaki güzellik bir anda sona eriyor. Tribünleri, saha zemini, güneşin tam karşısında bulunan yedek kulübeleri ve daha birçok fiziksel eksikliğiyle adeta “Nereye geldik?” dedirten bir stat. Elektronik skorboardun dahi bulunmadığı, günümüz futbolunun ihtiyaçlarını karşılamaktan oldukça uzak bir tesis… Ama bütün bunları bir kenara bırakıp sahaya bakıyorsunuz. Geçtiğimiz hafta rakip fileleri dört kez havalandıran Balıkesirspor ile kalesinde dört gol gören iki takımın mücadelesinde, normal şartlarda konuşmamız gereken şey futbol olmalıydı. Ancak bu kez sahadaki futbolun önüne geçen başka bir rakip vardı:
Sıcak ve nem! Hani biz Balıkesir’de nemden şikâyet ediyoruz ya… Meğer halt ediyormuşuz! Alanya’nın nemini görünce neredeyse “Şükür namazı kılacak” hale geldik. Karşılaşma öncesinde kısa bir şehir turu yaparken terden su gibi olan tişörtlerimizi değiştirmek zorunda kaldık. Stada girip gölgede oturmamıza rağmen kısa süre içerisinde kıyafetlerin yeniden su gibi olması, karşılaşmanın hangi şartlarda oynandığını anlatmaya fazlasıyla yetiyordu. Daha maç başlamadan, bu mücadelenin rakip futbolcular kadar hava şartlarıyla da oynanacağı belliydi.
Böylesine sıcak ve nemli bir havada, nefes almanın bile zorlaştığı bir ortamda futbol oynamak kolay değil. Bu nedenle öncelikle sahaya çıkan her iki takımın futbolcularını mücadelelerinden dolayı kutlamak gerekiyor. Çünkü bazı maçlarda teknik, taktik, oyun planı ve bireysel performansları uzun uzun konuşabilirsiniz. Ancak öyle karşılaşmalar vardır ki, şartlar bütün bunların önüne geçer. Alanya’daki mücadele de onlardan biriydi.
Polat Çetin hoca, geçtiğimiz haftanın kazanan kadrosunda tek değişiklik yaptı. Sağ bekte Ayberk Kaygısız’ı ilk 11’e dahil etti. Tercih edilen kadro, beklentileri karşılayacak nitelikteydi. Ligin henüz başındayız. Balıkesirspor’un fiziksel olarak tam anlamıyla hazır olduğunu söylemek için erken. Takımın üzerine koyması gereken noktalar var. Ancak buna rağmen kaliteli ayakların sahadaki varlığı, Balıkesirspor adına önemli bir avantaj oluşturuyor. Muhammed Raşit ve Serhat’ın orta sahadaki mücadelesi, kaptan Emre ile Ali Sinan’ın hücum hattındaki etkinliği Balıkesirspor’a fark yaratmaya devam ediyor. Onlara eşlik eden diğer futbolcuların da katkısıyla Balıkesirspor, henüz sezonun başında olmasına rağmen istediğini almayı başarıyor.
İki haftada iki galibiyet… İki haftada kayıpsız bir başlangıç… Ve “O sene bu sene” mottosuyla yola çıkan Balkesler için hedefe doğru atılan sağlam adımlar.
Futbolu fazla konuşamadığımız bu haftada hakem yönetimine de birkaç söz söylemek gerekiyor. İkili mücadelelerde takdir haklarının çoğunlukla rakip lehine kullanılması, Balıkesirspor’a kolay kartların çıkması ve benzer pozisyonlarda farklı kararların verilmesi ister istemez dikkat çekti. Elbette hakemlik kolay bir görev değil. Ancak hedefi olan bir takımın, saha içerisinde sadece rakibiyle değil, kararlarla da mücadele etmek zorunda kalması istenilen bir durum değil. Balıkesirspor’un hedefi büyük. Bu nedenle sahadaki mücadelenin mümkün olduğunca futbolcular arasında kalması gerekiyor.
İki haftayı kayıpsız geçen Balıkesirspor, kendi sahasının bakımda olması nedeniyle deplasmanda mücadele ediyor. Bu durum ister istemez takımın gözlerden biraz uzak kalmasına neden oluyor. Gözden ırak olunca bazı gerçeklerin de yeterince görülmediğini düşünüyorum. Kusura bakmayın ama artık şu soruyu sormanın zamanı geldi: Şampiyonluğun en büyük favorilerinden biri olarak gösterilen Balıkesirspor neden hâlâ sponsorsuz? Göğüs reklamı yok. İsim sponsoru yok. Kulübün ekonomik yükünü paylaşacak güçlü bir marka desteği yok. Peki biz ne yapıyoruz? Laf başına geldiğinde “Balıkesir’in en büyük markası Balıkesirspor” diyoruz. Şehrin tanıtımında Balıkesirspor’un öneminden söz ediyoruz. Binlerce insanın ortak paydasının Balıkesirspor olduğunu söylüyoruz. Çocukların, gençlerin, ailelerin bu takımın etrafında kenetlendiğini anlatıyoruz. Ama iş ekonomik desteğe gelince ortada kimse görünmüyor. Bu çelişkiyi artık sorgulamamız gerekiyor.
Balıkesirspor sadece futbol kulübü değildir. Balıkesirspor’un değeri yalnızca hafta sonu oynanan 90 dakikadan ibaret değil. Bu kulüp şehrin hafızasıdır. Şehrin tanıtım aracıdır. Balıkesir’in adını Türkiye’nin dört bir yanında duyuran markalardan biridir. Deplasmanda oynanan her maçta tribünde, sosyal medyada, haberlerde, yayınlarda “Balıkesirspor” adı geçiyor. Bir şehir için bundan daha değerli bir tanıtım aracı bulmak kolay değil. Öyleyse sormak gerekiyor: Bu değerin karşılığını neden şehrin ekonomik gücünden göremiyoruz?
Şehri yönetenler, siyasi partiler, milletvekilleri, iş dünyası ve özellikle Balıkesir üzerinden kazanç sağlayan kurumsal markalar artık bu tabloya seyirci kalmamalı. Kimse Balıkesirspor’a karşılıksız para versin demiyoruz. Bir sponsorluk modeli oluşturulabilir. Reklam anlaşmaları yapılabilir. Kurumsal iş birlikleri geliştirilebilir. Balıkesirspor’un marka değeri üzerinden şirketler de kendi markalarını büyütebilir. Yani mesele sadece “kulübe para vermek” değil. Mesele kazan-kazan anlayışıyla şehrin markasını ve şehrin şirketlerini aynı noktada buluşturmak.
Bugün hedefi şampiyonluk olan bir Balıkesirspor var. Sahada mücadele eden, iki haftada iki galibiyet alan, taraftarına umut veren bir takım var. Futbolcular görevini yapıyor. Teknik ekip görevini yapıyor. Yönetim kendi imkanlarıyla mücadele ediyor. Peki şehrin diğer aktörleri ne yapıyor? Takım yalnız bırakılmamalı.
Sezonun daha başındayız. Önümüzde uzun bir maraton var. Bugün yakalanan hava yarın çok daha güçlü bir birlikteliğe dönüşebilir. Ancak bunun için Balıkesirspor’un yalnız bırakılmaması gerekiyor. Çünkü şampiyonluk sadece sahada kazanılmıyor. Saha dışında da bir takım olmak gerekiyor. Tribünde taraftar, sahada futbolcu, kenarda teknik ekip, yönetimde idareciler ve şehirde ekonomik-siyasi güçler aynı hedefe yürüdüğünde başarı daha kolay geliyor.
Balıkesirspor bugün iki haftayı kayıpsız geçti. Alanya’nın kavurucu sıcağına, nefes almayı zorlaştıran nemine rağmen sahadan istediğini aldı. Belki bu hafta futbolu uzun uzun konuşamadık. Çünkü hava şartları teknik ve taktik planların önüne geçti. Ama bu bizi yanıltmasın. Balıkesirspor’un geleceği belirsiz değil. Aksine her geçen hafta üzerine koyarak ilerleyen, umut veren bir takım görüntüsü var. Şimdi sıra şehirde. Takım sahada üzerine düşeni yapıyorsa, şehrin de saha dışında üzerine düşeni yapması gerekiyor. Çünkü “O sene bu sene” diyorsak, bu söz sadece tribünde söylenen bir slogan olarak kalmamalı. O sene bu sene olacaksa, Balıkesirspor’un yanında şehir de bu hedefe inanmalı. Ve en önemlisi; şehrin en büyük markası olduğunu söylediğimiz Balıkesirspor’un formasında, hâlâ neden bir Balıkesir markasının adının yazmadığını artık hep birlikte düşünmeliyiz.
Bu ayıbı gidermek için daha neyi bekliyoruz?




