Cumhur İttifakının üzerinde bir yıldır çalıştıkları Seçim Kanunu değişiklik teklifi muhalefetin itirazlarına rağmen komisyondan geçti. Muhalefet çevreleri iktidarın bu çabasını ‘seçim kaybetme korku ve çaresizliği’ olarak görüyor. Asıl olan iktidar ve muhalefetin ortak bir uzlaşmayla ülkenin ihtiyacı olan seçim yasası yapmasıdır ama ne yazık ki bu bizde böyle olmuyor, iktidar gücünü eline geçiren konumunu muhafaza etmek için kendine göre seçim yasası yapıyor; bugüne kadar olduğu gibi. Çokça yazılıp konuşulan düzenlemeye göre; -Öncelikle yüzde 10 olan seçim barajı yüzde 7’ye düşürülmektedir. Bunun da MHP’nin ihtiyacından kaynaklandığı düşünülmektedir. Oysa cumhurbaşkanlığı seçiminde baraj uygulaması yoktur, baraj sadece partiler için geçerlidir. -Bir önceki seçimlerde ittifakta da uygulanan D’hont sisteminden vazgeçilerek, yeni kurulan veya düşük oy alan partilerin ittifak yoluyla elde edeceği avantajı kaybetmesi, düşük oy alan partilerin D’hont sistemine göre Meclis’e daha az milletvekili çıkarması, ittifak içindeki etki gücünü kaybetmesi  hedeflenmektedir. -İktidar en önemli hedefi ise seçim kurullarının yapısına yönelik değişiklik talebidir. İktidar şunu bilmektedir ‘oyu atan değil, sayan’ önemli olduğu için İl, ilçe Seçim Kurulu Hakimleri şimdiye kadar ‘en kıdemli hakim’ olarak Seçim Kurulu Başkanı olurken, yeni düzenlemeyle ‘birinci sınıfa ayrılan Hakimler’ arasından kurayla belirlenmesini istemektedir. Mevcutta en kıdemli hakimin görev kabul etmeme durumu söz konusu değilken, yeni düzenlemeye göre isteyen hakim kuraya girmeyebilecek. FETÖ davaları nedeniyle boşalan hakimlerin yerine çok sayıda AKP-MHP il, ilçe başkanı avukatlar hakimliğe alındığı, bunların avukatlıkta geçen süreleri meslekten sayıldığı için hiçbir seçim tecrübesi olmayan yeni partili hakimler birinci sınıf hakim olarak seçim yöneteceklerdir. -Cumhur İttifakı cumhurbaşkanlığı kaybetme ihtimaline karşı Meclis çoğunluğuna sahip olmayı hedeflediği varsayılmaktadır. Buradan anlaşılıyor ki sınırsız devlet erkini elinde bulunduran iktidarın seçimlere yönelik bu hamlesinin devamı gelecektir. O nedenle millet ittifakı üçüncü bir araya gelişinde sadece ‘geçiş sürecinin ilkelerinin öncelikli görüşülmesi’ değil temel sorunlara yönelik çözüm politikaları üretmek, iktidarın bu hamlelerine karşı çözümler ve yeni stratejiler geliştirmelidir Sonuç olarak büyük partilere yarayacak sistemin avantajından yararlanmak isteyen iktidar umduğunu bulamayabilir ama millet ittifakının bu daha başlangıç olan iktidar kurnazlıklarına hazır olmalıdır!