Balık yağı bir dönemler neredeyse kutsal bir şeydi. Kemikleri güçlendirir, zekâyı açar, kalbi korur, insanı neredeyse süper kahramana çevirirdi. İçmeyen sanki eksik büyüyecek gibi bir hava vardı.
Aradan yıllar geçti…
Şimdi aynı balık yağı raflarda şık şişelerde, kapsül olmuş, “premium omega-3” adıyla satılıyor. Fiyatlar da maşallah balıkçı tezgâhı değil, kuyumcu vitrini gibi.
Ve kafamızdaki soru şu:
Gerçekten mucize mi bu iş, yoksa güzel pazarlanmış bir umut mu?
Şimdi işin bilim tarafına bakınca tablo biraz karışık.
Evet, vücudumuz omega-3’e muhtaç.
Beyin dediğin şeyin önemli bir kısmı yağdan oluşuyor, hücrelerin zarları düzgün çalışmak için özellikle DHA istiyor. Kalp için, damarlar için, iltihaplanma için de omega-3’ün faydası tartışılmıyor.
Balık yiyen toplumların daha az kalp hastalığı yaşaması da tesadüf değil.
Ama iş kapsüle gelince… işte orada film biraz bozuluyor.
Son yıllarda yapılan büyük araştırmalar diyor ki:
“Balık yağı içtin diye kalp krizi otomatik engellenmiyor.”
Kimi çalışmada fayda var, kiminde yok.
Birinde depresyon azalıyor, diğerinde değişen bir şey olmuyor.
Beyin için bazı insanlarda işe yarıyor, Alzheimer başlamışsa pek bir şey değiştirmiyor.
Yani balık yağı ne şeytan ne de mucize.
Daha çok “kime lazım, kime değil” meselesi.
Bir uzmanın verdiği örnek çok hoşuma gidiyor:
Başın ağrıyorsa ağrı kesici işe yarar. Başın ağrımıyorsa içsen de bir şey olmaz.
Balık yağı da biraz böyle.
Eğer hayatında balık yok denecek kadar azsa…
Ayda yılda bir hamsi görüyorsan…
Omega-3’ün büyük ihtimalle eksiktir.
O zaman takviye gerçekten işe yarayabilir.
Ama haftada birkaç kez balık yiyen adama bir de üstüne kapsül yüklemek çoğu zaman sadece cüzdanı zayıflatıyor.
Bir de işin başka boyutu var:
Biz genelde “hap içerek sağlıklı olma”yı seviyoruz.
Balık yemek yerine kapsül, sebze yerine vitamin, hareket yerine mucize takviye…
Halbuki vücut en çok gerçek gıdayı seviyor.
Araştırmalarda dikkat çekici olan şu:
Balık yiyen insanların sağlığı daha iyi.
Ama balık yağı hapı içenlerde sonuçlar net değil.
Yani tabağa gelen somon, sardalya, hamsi çoğu zaman şişedeki kapsülden daha etkili.
Omega-3 eksikliği olanlarda ise bazı işaretler var:
Cilt kurur, tırnak çabuk kırılır, eklemler sızlar, insanın ruh hali dalgalanır, odaklanmak zorlaşır.
Ama en doğrusu kan tahliliyle bakmak.
Özetle şunu öğrendim:
Balık yağı mucize değil.
Ama eksikliği varsa da boş iş değil.
Asıl mucize yine mutfakta.
Haftada birkaç gün balık giriyorsa eve, çoğu insanın ekstra kapsüle ihtiyacı yok.
Ama balıkla arası limon kadar soğuk olanlar için takviye mantıklı olabilir.
Kısacası mesele şu:
Şişeye değil, sofraya bak.
Sağlık bazen eczanede değil, tavada kızaran hamside saklı oluyor.,





