Tlos nerede?

Tlos, bugün Muğla’nın Seydikemer ilçesine bağlı Yaka Mahallesi sınırlarında, Akdağlar’ın batı yamacında ve Eşen Vadisi’ne hâkim bir konumda bulunuyor. Antik Likya coğrafyasının önemli merkezlerinden olan kent; kuzeyde Araxa, kuzeydoğuda Oinoanda, kuzeybatıda Kadyanda, güneyde Xanthos, güneybatıda Pınara ve batıda Telmessos gibi önemli yerleşimlerle bağlantılıydı.

Bu konum, Tlos’un neden yüzyıllar boyunca önemini koruduğunu anlamak açısından kritik.

Kent, yüksek ve doğal olarak savunmaya elverişli bir akropolün çevresinde gelişti. Akropolün yaklaşık 500 metreye ulaşan yükseltisi, Eşen Vadisi'ne ve çevredeki ulaşım güzergâhlarına hâkim bir görüş alanı sağlıyordu. Bu nedenle Tlos, yalnızca yerleşim alanı olarak değil, aynı zamanda bölgenin siyasi, ekonomik ve askeri kontrol noktalarından biri olarak gelişti.


Tlos (1)


Tlos ne demek?

Tlos adı, antik kentin tarih boyunca farklı dillerdeki adlandırmalarından izlenebiliyor.

Hitit dönemine ait belgelerde bölgenin “Dlawa”, Likçe yazıtlarda ise “Tlawa” adıyla ilişkilendirildiği kabul ediliyor. Daha sonraki Grekçe kaynaklarda kent Tlos olarak karşımıza çıkıyor. Bu nedenle Tlos’un adının, Likya coğrafyasındaki daha eski yerleşim geleneğinin devamı olduğu düşünülüyor.

Burada önemli bir ayrıntı var:

Tlos’un tarihi, Yunan döneminden başlatılamaz.

Arkeolojik araştırmalar, bölgedeki yerleşimin Hititlerden de daha eski olduğunu gösteriyor. Tlos ve çevresindeki Girmeler ile Arsa mağaralarında elde edilen buluntular, insan faaliyetlerinin çok daha erken dönemlere uzandığını ortaya koyuyor.

Dolayısıyla Tlos'u yalnızca “Antik Yunan kenti” şeklinde tanımlamak, kentin binlerce yıllık tarihini fazlasıyla daraltan bir yaklaşım olur.


Tlos Antik Kenti 1


Tlos’u kim kurdu?

Tlos’un kuruluşu konusunda iki ayrı anlatı bulunuyor: mitoloji ve arkeoloji.

Antik Yunan mitolojisinde Tlos’un kuruluşu, Bellerophon ile ilişkilendiriliyor. Bellerophon’un Likya coğrafyasındaki maceraları, özellikle Pegasus ve Chimera anlatılarıyla birlikte Tlos’un kültürel hafızasında önemli yer tutuyor.

Tlos çevresindeki en dikkat çekici kaya mezarlarından biri de bu mitolojik dünyayla ilişkilendirilen Bellerophontes anıt mezarıdır. Kaya yüzeyine işlenen mimari ve figüratif unsurlar, kentin mitolojik kimliğinin arkeolojik görünüm kazanmasını sağlıyor.

Ancak burada arkeoloji ile mitolojiyi birbirine karıştırmamak gerekiyor.

Bellerophon’un Tlos’u kurduğuna ilişkin anlatı tarihsel bir kuruluş belgesi değildir.

Kazılar ve yüzey araştırmaları, Tlos yerleşiminin kuruluşunun bu mitolojik hikâyeden çok daha eskiye gittiğini gösteriyor. Dolayısıyla Bellerophon, Tlos'un tarihsel kurucusundan ziyade kentin antik mitolojik kimliğinin önemli bir parçası olarak değerlendirilmelidir.


Tlos(1)


Tlos’ta hangi halklar yaşadı?

Tlos'un tarihini tek bir halkın tarihi olarak okumak da doğru değil.

Kent ve çevresi öncelikle Likya kültür dünyasının parçasıydı. Hitit kaynaklarında Lukka olarak anılan topluluklarla ilişkilendirilen Likyalılar, Güneybatı Anadolu'nun özgün kültürlerinden birini oluşturdu.

Daha sonraki yüzyıllarda bölge Pers egemenliğine girdi. MÖ 4. yüzyılda Büyük İskender'in Anadolu seferiyle birlikte Makedon-Helenistik dünya içine dahil oldu. Ardından Ptolemaioslar ve Seleukoslar gibi Helenistik güçlerin etkisi görüldü.

MÖ 168 yılı civarında Likya kentleri bir araya gelerek Likya Birliği'ni oluşturdu. Tlos, bu birliğin en önemli kentlerinden biri olarak üç oy hakkına sahip altı büyük kent arasında yer aldı.

Roma döneminde ise Tlos, Roma siyasi sisteminin içine dahil oldu.

Bunun ardından kentte Roma vatandaşları, yerel Likya nüfusu, Helenistik kültürün etkisindeki topluluklar ve Roma dünyasının farklı unsurları bir arada yaşamaya başladı.

Daha sonra Hristiyanlığın yayılmasıyla birlikte kentte Bizans kültürü hâkim oldu.

Bu nedenle Tlos'un tarihini;

Likya → Pers → Helenistik krallıklar → Roma → Bizans → Osmanlı

çizgisinde gelişen çok katmanlı bir tarih olarak okumak mümkün.


Tlos Antik Kenti Aa 2091896


Likya Birliği döneminde Tlos

Tlos’un tarihindeki en önemli dönemeçlerden biri Likya Birliği'dir.

MÖ 2. yüzyılda oluşturulan Likya Birliği, antik dünyada kentlerin siyasi bir birlik oluşturmasının en dikkat çekici örneklerinden biri olarak kabul edilir.

Tlos'un birlik içinde üç oy hakkına sahip büyük kentlerden biri olması, onun ekonomik ve siyasi ağırlığını gösteriyor.

Kent ayrıca geniş bir hinterlanda sahipti.

Likya'nın başkenti Patara'da bulunan Yol Klavuz Anıtı'ndaki bilgiler, Likya yol ağının yedi farklı yönden Tlos'a bağlandığını ortaya koyuyor. Bu durum Tlos'un sadece kendi çevresine hizmet eden bir yerleşim olmadığını, bölgesel ulaşım sisteminin önemli düğüm noktalarından biri olduğunu gösteriyor.

Başka bir ifadeyle Tlos'un gücü yalnızca surlarından veya akropolünden gelmiyordu.

Kent, yolların, insanların, malların ve siyasi ilişkilerin kesiştiği bir merkezdi.


46154 Tlos Antik Kenti Seydikemer Mugla 130425 1K6


ROMA DÖNEMİNDE TLOS

Roma Tlos’u nasıl değiştirdi?

Tlos'un en dikkat çekici mimari kalıntılarının önemli bölümü Roma dönemindeki gelişimin izlerini taşıyor.

MÖ 1. yüzyılın sonlarından itibaren Roma'nın bölgedeki etkisinin artmasıyla birlikte kentte mevcut Helenistik yapıların kullanımı sürdürüldü; bunun yanında yeni anıtsal yapılar inşa edildi.

MS 43 yılında İmparator Claudius döneminde Likya'nın Roma eyalet sistemine dahil edilmesiyle Tlos da doğrudan Roma yönetim yapısı içerisinde yer aldı.

Roma dönemi Tlos açısından yalnızca siyasi bir yönetim değişikliği anlamına gelmedi.

Kent mimarisinin ölçeği büyüdü.

Tiyatro genişletildi ve yenilendi. Hamamlar, kamusal yapılar, stadyum, yollar ve diğer kent unsurları Roma şehir kültürünün ihtiyaçlarına göre şekillendi.

Bu nedenle bugün Tlos'a baktığımızda Likya'nın geleneksel kaya mimarisiyle Roma'nın anıtsal kamu mimarisinin aynı coğrafyada buluştuğu görülüyor.


Tlos


Tlos Tiyatrosu neden önemli?

Tlos'un en etkileyici yapılarından biri tiyatrosudur.

Yaklaşık 6 bin kişilik kapasitesi olduğu belirtilen tiyatro, Likya'nın büyük ölçekli tiyatroları arasında bulunuyor.

Tiyatronun ilk yapım evresinin Helenistik döneme kadar geriye gittiği, Roma döneminde ise çeşitli onarımlar ve mimari değişiklikler geçirdiği anlaşılıyor.

MS dönemine ait yazıtlar, özellikle Augustus döneminde tiyatroda onarımlar yapıldığını gösteriyor. Daha sonraki Roma dönemlerinde de yapının farklı bölümlerinde değişiklikler gerçekleştirildi.

Tlos tiyatrosunu sıradan bir Roma tiyatrosundan ayıran noktalardan biri ise summa cavea bölümünün üst seviyesinde yer alan tapınak yapısıdır.

Ayrıca tiyatronun üç katlı sahne binası, geniş cavea bölümü ve süslemeleri, yapının yalnızca eğlence amacıyla kullanılmadığını; kent yaşamının siyasi, dini ve sosyal boyutlarının da burada kesiştiğini düşündürüyor.

Tiyatronun yaklaşık 20,5 metrelik orkestra alanı ve seçkinler için ayrılmış proedria koltukları da sosyal hiyerarşinin mimariye yansıyan unsurları arasında.


Muğla Seydikemer Tlos Ancient City 6240X4160Px 72 Dpi (2) Kopya


Tlos'un stadyumu: Bir spor kenti

Tlos yalnızca tiyatrosuyla değil, stadyumuyla da dikkat çekiyor.

Akropolün doğu eteğinde bulunan stadyum, kentin sosyal yaşamında sporun önemli bir yere sahip olduğunu gösteriyor.

Stadyumun yanında uzun bir havuzun bulunması da dikkat çekici. Yaklaşık 72 metre uzunluğundaki havuzun yalnızca sportif amaçlarla değil, sosyal ve ritüel faaliyetlerle bağlantılı kullanılmış olabileceği değerlendiriliyor.

Bu nedenle Tlos'un “spor kenti” olarak anılması tesadüf değil.

Kentte spor, kamusal yaşam ve dini ritüellerin birbirinden tamamen kopuk olmadığı görülüyor.


2091967

TLOS’UN MİMARİSİ

Kaya mezarları: Likya'nın en güçlü imzası

Tlos mimarisinin belki de en çarpıcı bölümü kaya mezarlarıdır.

Likyalıların ölü gömme gelenekleri, kayalara oyulan anıt mezarlarda açık biçimde görülüyor.

Tlos nekropolünde farklı mimari özelliklere sahip kaya mezarları bulunuyor. Araştırmalarda bu mezarlar; ev tipi cepheli, tapınak cepheli, örgü cepheli ve daha basit sanduka görünümündeki mezarlar gibi farklı gruplara ayrılıyor.

Bu mezarlar yalnızca estetik açıdan önemli değil.

Mezarların üzerindeki yazıtlar, mezarın kime ait olduğunu, kullanım hakkını ve bazı sosyal ilişkileri anlamaya yardımcı oluyor.

Mezarların iç düzenlemeleri ise Tlos halkının ölüm, öteki dünya ve ölü kültü hakkındaki düşüncelerine ilişkin bilgiler veriyor.

Bu nedenle Tlos kaya mezarları, aslında birer “taş belge” niteliğinde.


Tlos-1


Akropol: Kentin kalbi

Tlos'un batı tarafındaki yükselti, kentin bütün tarihinin üst üste görülebildiği en önemli alanlardan biri.

Akropolde Klasik Dönem'e ait yönetici sınıf yerleşiminin izleri bulunuyor. Sonraki dönemlerde Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerinin yapılaşmaları aynı bölgede birikti.

Helenistik dönemde akropolün doğu eteğinde stadyumun yanı sıra meclis binası ve Prytaneion gibi siyasi ve kamusal yapılar oluşturuldu.

Roma döneminde bu yapıların önemli bölümleri kullanılmaya devam etti.

Bu durum Tlos'un mimarisindeki önemli bir özelliği gösteriyor:

Yeni gelen her kültür eskisini tamamen ortadan kaldırmadı; çoğu zaman mevcut yapıları dönüştürerek kullandı.


Tlos Antik Kenti S3Qm


Meclis binası ve Prytaneion

Tlos'un siyasi kimliğini anlamak açısından tiyatro kadar önemli bir diğer yapı grubu meclis binası ve Prytaneion'dur.

Helenistik şehircilik anlayışında kent yalnızca tapınaklar ve konutlardan oluşmuyordu. Kentin siyasi kurumları da mimari düzenin önemli parçalarıydı.

Tlos'taki meclis yapısı, kentin Likya Birliği ve yerel yönetim geleneği içerisindeki rolünün anlaşılması bakımından büyük önem taşıyor. Araştırmalar, tiyatro ile meclis binası kompleksinin kentin Helenistik dönemden kalan en önemli mimari unsurları arasında olduğunu ortaya koyuyor.


Tlos Antik Kenti Dlmtour6


Hamamlar ve Roma şehir kültürü

Roma döneminin Tlos'a bıraktığı en önemli mimari unsurlardan biri de hamamlardır.

Büyük Hamam, tipik Roma hamam mimarisinin özelliklerini taşıyan mekânlardan oluşuyor. Hamam kompleksindeki odaların tonozlu örtüleri ve vadiye bakan apsisli bölüm, Roma döneminin kamusal mimari anlayışını yansıtıyor.

Araştırmalarda bu apsisli bölümün, MS 1. ve 2. yüzyıllarda yaşamış önemli hayırsever Opramoas'ın Tlos'a yaptığı bağışlarla bağlantılı olabileceği değerlendiriliyor.

Bu ayrıntı, Roma kentlerinde hayırseverlik ve kent yatırımları arasındaki ilişkiyi göstermesi açısından da önemli.


Tlos Antik Kenti


OPRAMOAS VE TLOS

Likya tarihinin en dikkat çekici isimlerinden biri Opramoas'tır.

Rhodapolisli Opramoas, Likya kentlerine yaptığı büyük bağışlarla tanınan Roma dönemi hayırseverlerinden biridir.

Tlos da bu bağışlardan payını aldı.

Tlos tiyatrosuna yönelik bağışlar ve kamusal yapılara yapılan katkılar, Roma döneminde zengin yerel elitlerin kentlerin gelişimindeki rolünü gösteriyor.

Bu durum bize Roma'nın kentleri yalnızca merkezden yönetmediğini de hatırlatıyor.

Yerel aristokratlar, yöneticiler ve zengin yurttaşlar; tiyatro, hamam, tapınak ve diğer kamu yapılarının inşasına veya onarımına önemli katkılar sağlıyordu.

Tlos'un anıtsal mimarisi bu sosyal ve ekonomik sistemin izlerini taşıyor.


2397502


TLOS’TA DİN VE İNANÇ

Tlos'un dini hayatı da kent tarihinin farklı dönemleriyle birlikte değişti.

Likya döneminde yerel tanrılar ve kültler ön plandayken Helenistik ve Roma dönemlerinde Yunan-Roma tanrılarının kültleri kent yaşamına dahil oldu.

Tlos'taki Kronos Tapınağı da kentin dini mimarisinin önemli unsurlarından biri olarak araştırılıyor. Tapınak alanındaki çalışmalar, kentin pagan dönemine ilişkin bilgiler sağlıyor.

Roma döneminin ardından ise büyük dönüşüm Hristiyanlığın yayılmasıyla yaşandı.

Kentte kilise ve bazilika gibi yapılar ortaya çıktı.

Tlos, Hristiyanlık döneminde Likya'nın önemli piskoposluk merkezlerinden biri haline geldi ve bu dini öneminin MS 12. yüzyıla kadar sürdüğü arkeolojik verilerle ortaya konuyor.


Thumbs B C Fea6402Bb7Eed6Ab95De7D548E3D7E49


ROMA’DAN BİZANS’A: KENTİN DÖNÜŞÜMÜ

Tlos'un tarihindeki en önemli kırılmalardan biri MS 5. yüzyılda yaşandı.

Bu dönemde kenti çevreleyen yeni sur sisteminin oluşturulmasıyla yerleşim alanında belirgin bir daralma meydana geldi.

Akropol çevresinde daha korunaklı bir yerleşim düzenine geçildi.

Bu durum, Roma İmparatorluğu'nun geç döneminde yaşanan siyasi ve ekonomik dönüşümlerin Tlos gibi Anadolu kentlerine nasıl yansıdığını göstermesi açısından önemli.

Yani Tlos'un surlarının güçlendirilmesi yalnızca bir mimari tercih değildi.

İmparatorluğun değişen güvenlik koşulları kent planını da değiştiriyordu.

Daha önce geniş alanlara yayılan kent yaşamı, giderek daha savunulabilir alanlarda yoğunlaştı.


L Height-2Edb30C42F09F8F9Befb88Ftlosantikkentif09F8F9Befb88Ffethiyee28099Yesadecedenizic3A7Ingelmeyinbirdezamanc4B1Ndurduc49Fuyere2Ctlos


TLOS’TA OSMANLI İZİ

Tlos'un hikâyesi Bizans'la sona ermiyor.

Antik akropolün zirvesinde Osmanlı dönemine ait yapı izleri de bulunuyor.

  1. yüzyılda bölgede etkili olan Kanlı Ali Ağa, akropolün zirvesinde antik dönem kalıntılarından da yararlanarak bir konak/şato yapısı inşa etti.

Bu yapı, Tlos'un ne kadar uzun süre stratejik ve yerleşim açısından önemli kaldığını gösteren çarpıcı bir örnek.

Bir anlamda aynı tepe üzerinde;

Likya yöneticileri, Helenistik kent yöneticileri, Roma dönemi toplumu, Bizans Hristiyanları ve Osmanlı yerel yöneticileri

iz bıraktı.

Tlos'un asıl özgünlüğü de burada ortaya çıkıyor.


Tlos Antik Kentinde Stadyum Ile Cevresindeki Dukkanlar Restore Ediliyor 8E7Fb8159Cec


TLOS NEDEN ÖNEMLİ?

Tlos'u önemli yapan tek bir yapı yok.

Onu önemli yapan, farklı uygarlıkların aynı kentte bıraktığı izlerin birbirinden kopmadan okunabilmesi.

Bir tarafta Likya kaya mezarları...

Hemen yanında Helenistik dönem siyasi yapıları...

Onların devamında Roma tiyatrosu, stadyumu ve hamamları...

Daha sonra Bizans kiliseleri...

Ve akropolün zirvesinde Osmanlı dönemi yapısı...

Bu tablo, Tlos'u Güneybatı Anadolu'nun kültürel sürekliliğini okumak için çok değerli bir arkeolojik laboratuvar haline getiriyor.

UNESCO da Likya'nın antik kentlerini, Anadolu'daki Likya uygarlığının özgün mimari ve kültürel mirasını yansıtan önemli alanlar olarak değerlendiriyor. Tlos, 6 Şubat 2009 tarihinde “Likya Uygarlığı Antik Kentleri” başlığı altında UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi'ne dahil edildi. Bu, Tlos'un UNESCO Dünya Miras Listesi'ne kesin olarak alındığı anlamına gelmiyor; kentin şu anda Geçici Liste'de bulunduğu anlamına geliyor.


Tlos 2


TLOS’UN ARKEOLOJİK ARAŞTIRMALARI

Tlos, 19. yüzyılda Avrupalı seyyahların dikkatini çekti.

Kentle ilgili ilk araştırmaların ardından sistemli bilimsel çalışmalar çok daha sonra başladı.

1994 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Akdeniz Üniversitesi işbirliğiyle yüzey araştırmaları gerçekleştirildi.

2005 yılında kazı izninin verilmesiyle birlikte Tlos'taki anıtsal yapılarda sistemli arkeolojik kazılar başladı. Günümüzde çalışmalar Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü'nden Prof. Dr. Taner Korkut başkanlığında sürdürülüyor.

Kazıların öncelikli alanları arasında akropol kaya mezarları, stadyum, tiyatro, Büyük Hamam, Kronos Tapınağı ve kent bazilikası bulunuyor.

Ancak Tlos'ta henüz ortaya çıkarılmayı bekleyen çok sayıda yapı ve alan bulunuyor.

Bu da kentin hikâyesinin henüz tamamlanmadığı anlamına geliyor.


Tlos Antik Kenti Nde Stadyum Ile Cevresindeki 5 19043784 Amp


TLOS'A BAKARKEN ASIL GÖRÜLMESİ GEREKEN NE?

Tlos'a yalnızca “antik tiyatro” görmek için bakmak, kentin hikâyesinin büyük bölümünü kaçırmak olur.

Tlos'a bakarken bir kaya mezarının cephesindeki ayrıntı ile Roma döneminin anıtsal mimarisi arasındaki ilişkiyi görmek gerekiyor.

Bir tarafta kayaya oyulmuş Likya mezar geleneği...

Diğer tarafta Roma'nın beton, taş ve tonoz teknolojisi...

Bir yanda kent meclisi ve siyasi yapı...

Diğer yanda tiyatro ve kamusal eğlence...

Daha sonra kilise ve bazilikalar...

Ve bütün bu katmanların üzerine yerleşen Osmanlı yapısı...

Tlos, bu nedenle tek bir medeniyetin “antik kenti” olmaktan çok daha fazlası.

Tlos, Güneybatı Anadolu'nun binlerce yıllık siyasi, kültürel, dini ve mimari dönüşümünün taşlara işlenmiş halidir.


1 1 1


TLOS BİR HARABE DEĞİL, TARİHİN KATMANLARI

Tlos'un en önemli özelliği, geçmişin tek bir döneme ait olmaması.

Hitit belgelerinde izleri görülen Dlawa, Likçe Tlawa, Helenistik dünyanın Tlos'u, Likya Birliği'nin güçlü kentlerinden biri, Roma İmparatorluğu'nun anıtsal kentlerinden biri, Bizans'ın piskoposluk merkezi ve Osmanlı döneminin yerleşim alanı...

Hepsi aynı coğrafyada buluşuyor.

Bu nedenle Tlos'a “kaç yıllık?” diye sormak yerine, “kaç bin yıllık tarih burada üst üste duruyor?” diye bakmak daha doğru.

Çünkü Tlos'un değeri yalnızca yaşında değil.

Asıl değer, aynı taşların farklı çağlarda farklı toplumlar tarafından yeniden kullanılması, farklı anlamlar yüklenmesi ve kentin her dönemde yeni bir kimlik kazanmasında yatıyor.

Bugün Tlos'un akropolüne bakıldığında görülen yalnızca bir kale ya da antik kalıntı değil.

O yükseklikten bakıldığında, Likya'nın siyasi coğrafyası, Roma'nın kentleşme anlayışı, Bizans'ın dini dönüşümü ve Osmanlı'nın yerleşim düzeni aynı manzarada okunabiliyor.

İşte Tlos'u Anadolu'nun en dikkat çekici antik kentlerinden biri yapan da tam olarak bu:

Tlos, yıkılmış bir kentten çok, binlerce yıl boyunca yeniden yazılmış bir Anadolu tarihidir.

Muhabir: KEVSER YOLDAŞ