(1. Bölüm)
Edremit Körfezi sakinlerini “artık yeter” noktasına getiren deniz kirliliğine son verebilmeyi, 20 yıldır seçimle veya atama ile gelen yöneticiler başaramadılar. Gerekli yatırımlar yapılamadı, sorun da yıllar boyunca artarak büyüdü. Önce Körfez’in sonundaki bölümü etkileyen kirlilik, bugün neredeyse bütün kıyıları çekilmez kıldı. Yerel yönetimler yapamadı, merkezi yönetim bu işe siyasetin penceresinden baktı ve sonunda ateşten bir top haline gelen kirlilik derdini ele almaktan kaçınanlar, sorumluluğu hep birbirine attılar.
Peki halk ve sivil toplum kuruluşları çözüm için hiç uğraşmadı mı? Doğrusu yıllarca bir hayli emek verdiler bu konuya, sesleri de hep çıktı. Fakat yasanın yatırımla yetkili kıldığı Büyükşehir Belediyesi’nin bazı yöneticileri, bu işe hep seçmen ayırarak bakmayı tercih ettiler. “Oy vermiyorsan hizmet bekleme” yaklaşımı, önceleri kapalı kapılar arkasında söylendi, sonradan aleni hale geldi. İlçe belediyeleri ise yatırım yetkileri de olmadığı için, ağırlıklarını koymaya hevesli davranmadılar. Hatta onlar için imar değişiklikleri en önemli konu olduğundan, kendilerini Büyükşehir’le iyi geçinmek zorunda hissettiler daima.
Büyükşehir’i nihayet ana muhalefet partisi kazandığında ise hem hazırlıksız geldiler, hem “silkelendiler” ve hem de bölünme tornasına sokulup güç kaybı yaşadılar. Diğer yandan çoğunluğunu yazlıkçıların oluşturduğu Körfez sakinleri de, kirliliğe karşı aktif destek vermediler. Üstelik Akçay kokarken Altınoluk sustu, Ayvalık isyan ederken Gömeç duymadı. Dinlenmeye gelmek ile hakkın aramak kavramları yan yana buluşamadı. Şikayetler hep çoktu ama STK’larda organize olma gayreti pek yoktu. Yönetenler bu durumu uzun süre kullandı, yatırımlar hep ertelendi, “seneye bakarız” dendi.
Bunların etkisiyle Körfez’in kirliliği için yapılan mücadele bir avuç doğa dostu ve çevrecinin üzerine kaldı. O yurttaşların verdiği emeği, mücadeleyi Ayvalık’tan Küçükkuyu’ya kadar değil ama en bildiğim yer olan Edremit’ten anlatmak isterim. Gereğinde başka ilçelere de biraz dokunurum ama onlardan da birileri çıkıp kendi deneyimlerini aktarsalar, elbette daha yararlı olur. Böylece Körfez’in deniz kirliliğine karşı verdiği mücadelenin çerçevesi bütünleştirilir ve işe de yarar. Çünkü bugün olmasa bile yarın, yaşanan kirliliğin nedenlerini araştırmaya tekrar dönmek, geçmişte yapılamayanlardan ders çıkartmak gerekecek. Zira hala bir “Master Plan” anlayışı yok Körfez’de, konut ve tesis inşası son hızla devam ediliyor ama altyapı hala çok geriden geliyor.
***
2014’de Balıkesir “Büyükşehir” olduktan sonra BASKİ’nin de kurulmasıyla su ve kanalizasyon konularında bazı ileri adımlar atılacağı için ümitlenmişti Körfez. Zira o güne kadar, küçük belde belediyelerinin bu işleri gerektiği gibi çözmeleri bir yana, uzman personel istihdam etmeleri bile mümkün olamıyordu. BASKİ’nin çözüm pratiklerini bilen kadrolar çalıştıran ve yöneten bir kurum olması beklentisi yüksekti. Kuruluşta görüldü ki idareci ve çalışanların bir kısmı gerçekten de nitelikli idi. Fakat BASKİ’nin ilk Yönetim Kurulu üyelerinin neredeyse % 80’i sanki “şaka yapar” gibi Yüksek İslam Enstitüsü mezunlarından oluşmuştu! Bu durum bir “hakkı huzur saltanatı kurulduğu” düşüncesi yaratıyordu ne yazık ki. Kurumun alanı hakkında uzman olmayanların varlığı, sonradan zamanla düzeltildi. Yine de 2017 yılına kadar, kuruma iletilen Körfez deniz kirliliği şikayetleri ve arıtma tesisi talepleri, her yıl “İller Bankası ödenek vermedi” mazeretiyle geçiştirildi! İlçe belediyeleri ise bu işlerin Büyükşehir’in sorumluluğunda olduğunu ifade etmekle yetiniyorlardı zaten.
2017’de “deniz neden kirleniyor, bunun sebepleri neler, arıtma tesisi yapmak kimin görevi” gibi konular, Körfez’de yoğun bir şekilde tartışılmaya başlandı. Sonunda “İller Bankası’nı beklemek” seçeneği bir tarafa konulup, konunun yasal ve teknik yönleri iyice araştırılmaya başlandı. Bunun sonucunda da halkın organize olup hakkını araması fikri ağırlık kazandı. Körfez’deki çevre dernek ve platformları 5 Haziran 2017 “Dünya Çevre Günü" için ortaklaşa bir etkinlik kararı alıp, ilk adımı attılar. Ayvalık, Burhaniye, Akçay, Altınoluk ve Küçükkuyu’da eş zamanlı etkinlikler yapıldı, “Temiz Deniz-Temiz Körfez” ana temasıyla basın açıklamaları okundu ve insan zinciri oluşturuldu. Doğrusu güzel bir başlangıçtı ve EDÇEP’in kuruluşuna da bu önemli çıkış vesile oldu.
Körfez kirliliği konusuna ilginin artması ve halkın çözüm arama girişimleri de hemen somut sonuçlar yarattı. Balıkesir B. Belediyesi tarafından Altınoluk’ta mevcut arıtma tesisine 40 bin kişi kapasiteli bir ilave ve Narlı’ya da Edremit Belediyesi’nin vereceği arazide 40 bin kişi kapasiteli yeni bir arıtma tesisi yatırımları yapılması kararı verildi. Narlı yıllar sonra kanalizasyon hatlarının da yapılmasıyla fosseptikten kurtulacaktı. Diğer yandan Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan BASKİ adına kiralanan RV Derinsu gemisi de, 21 Haziran’da Körfez’de zemin çalışmalarına başladı. Bundan nasıl bir sonuç çıkacağı ise o günlerde tam olarak açıklanmadı.
***
2018 başında durum ortaya çıktı. BASKİ Körfez’deki mevcut ve olası toplam 5 adet arıtma tesisinden çıkacak ve sadece ön arıtmaya tabi tutulmuş olan atık suları 1.000 ila 2.000 metre boru döşeyip, “hassas deniz” statüsündeki Edremit Körfezi’ne boşaltmayı düşünüyordu. Bu sebeple “Derin Deniz Deşarjı” diye adlandırdığı projeler hazırlamıştı. Bunu çok pratik, ucuz ve akılcı bir yöntem olarak sundular. Konuyla ilgili bir şeyler yapılması iyiydi ama tesislerde hiçbir teknolojik iyileştirme gerçekleştirmeden yapılacak olması elbette tedirginlik de yarattı. Projeye Ayvalık ve Küçükkuyu çevre grupları rıza göstermekten yanaydılar, “her şeye karşı çıkmayalım” diyorlardı.
Konu hakkında biraz araştırma yapınca, EDÇEP bu girişimin Körfez için idam fermanı olacağını tespit etti. Henüz “müsilaj” denilen belayla da tanışmamıştık ama bu tespitimiz çok isabetliydi. Çünkü Körfez bir kapalı havzaydı, önerilen projeyle değil, ancak İleri Biyolojik Atık Su Arıtma tesisleri inşasıyla arıtma sorunu giderilebilirdi. Sonuçta çevre mühendislerine de danışıldı ve onlar aynı yönde görüş bildirince, herkes ikna oldu. Şubat 2018’de BİMER aracılığıyla, bu projenin iptalini isteyen bir kampanya başlatıldı. Sonuç almak mümkün olmayınca Şubat sonunda, Valilik onayıyla “ÇED gerekli değil” kararı verilmiş olan 3 projeye karşı ortak bir yürütmeyi durdurma davası açıldı. Valilik bu durumda diğer 2 dosyaya onay vermeyip, beklemeye almayı tercih etti.
Haziran’da Altınoluk AAT ilave yatırımı ve Narlı AAT ile kanalizasyon hatları yatırımı bitirilip devreye alındı. Ne yazık ki 2014’den sonra bölgenin gördüğü ilk ve son yatırım da bunlar olacaktı. Temmuz ayında ise çevreciler Altınkum ve Turban plajlarındaki "şemsiye - şezlong işgaline" ve deniz kirliliğine karşı bir imza kampanyası başlattılar. Edremit Kaymakamlığı’na 4.089 imzayla bir dilekçe teslim edildi. "Gerekli hassasiyetin" gösterileceğine dair bir yanıt hemen geldi. Bizzat ilçe Kaymakamı’nın öncülüğünde o sahillere beton bariyerler kondu ve zabıta ile güvenlik güçleri bazı alan düzenlemeleri yaptı. Böylece vatandaşların kısıtlanmış olan denizden yararlanma hakları iade edildi. Edremit Kaymakamı’na bu konuda bir teşekkür ziyareti yapıldı. Ağustos sonu, deniz kirliliği nedeniyle özellikle çocuk ve yaşlı nüfusta görülen bazı hastalıklara dikkat çekmek, yeni sezonda da bunları yaşamamak için, yerel yönetimi ve kamu kurumlarını uyarmak amacıyla Zeytinli Çayı’nın denize döküldüğü yerde “Körfez’de Deniz Kirliliği, Sebepleri, Sonuçları ve Alınması Gereken Önlemler” başlıklı kitlesel bir basın açıklaması yapıldı. Bir Balıkesir milletvekili de bu etkinliğe katıldı.
***
2019 yerel seçim yılıydı. Şubat ayında, BASKİ yöneticileri ileride yapmayı düşündükleri Güre AAT projesinden vaz geçip, oradaki atık suları da Altınkum’daki mevcut tesise nakletmek için bazı girişimlerde bulundular. Bu kararın altında, Güre’deki büyük otel sahiplerinin olduğu ve kendilerine yakın bir konumda “kokulu bir tesis istemedikleri” öğrenildi. Zira düşünülen o tesis ileri biyolojik değil, yine basit ön arıtma şeklinde olacaktı. Ancak zaten Altınkum kokudan ve kirlilikten çok şikayet ederken ve yerinde çözümler üretmek varken, bütün atık su yükünü buraya taşımak da hiç rasyonel değildi. BASKİ mevcut tesisinin yanındaki 169 dönüm araziyi de Milli Emlak’dan yazıyla talep edince arıtma işlerinin Altınkum’da toplulaştırılması projesine karşı hemen bir imza kampanyası başlatıldı.
Üç günde acilen toplanan 1.091 imza ekine konulmak suretiyle Edremit Kaymakamlığı’na bir dilekçeyle başvuruldu. BASKİ’ye yeni bir kamu arazisi tahsisi yapılmaması, Güre’de inşa edilecek arıtma tesisinden vazgeçilmemesi, oradaki sıvı atıkların Altınkum’a nakledilmemesi, acil olarak yerinde çözüm üretecek Zeytinli ve Güre İleri Biyolojik AAT’lerinin inşası istendi bu dilekçeyle. Seçimi öncesinde bu itirazlar nedeniyle, anılan proje durduruldu, arazi tahsisi de yapılmadı. Seçimde ise AKP’li yeni bir kadro Büyükşehir yönetimine geldi.
Temmuz’da D. D. Deşarjı davasında 7 bilirkişi ittifak halinde “ÇED Gerekli Değildir kararının uygun olmadığı kanaatine vardık” raporu verdiler. Bu husus hemen kamuoyuna duyuruldu ve dava sonucu beklenmeye başlandı. Ağustos başında da bir süredir EDÇEP’in üzerinde çalıştığı Edremit Körfezi Çevre Çalıştayı için gerekli hazırlıklara girişildi. Balıkesir Valiliği’ne hitaben imza toplamak için bir metin yazılıp görüşlere açıldı. Körfez’deki diğer çevre dernek ve grupları Çalıştay’ın bu şekilde yapılmasına destek vermediler.
Oysa en ilin büyük mülki amirini muhatap almak ve onun, giderek kronik hale gelen deniz kirliliği konusunu, merkezi iktidara aktarmasını istemek gayet işlevseldi. Sonuçta change.org’la da eş zamanlı olarak “Daha Geç Olmadan Edremit Körfezi’ni Kurtaralım” imza kampanyası EDÇEP tarafından başlatıldı. Ay sonuna kadar Edremit Cumhuriyet Meydanı, Akçay İskele Meydanı, Zeytinli Kitap Fuarı, Güre İskele Meydanı ve Altınoluk Cumhuriyet Meydanı’ndaki stantlarda 13.812 ıslak imza toplandı. Change.org imzaları ise 1.344 oldu. Bu konudaki girişimimiz Edremit Ticaret Odası Başkanı’na ve Edremit Kaymakamı’na da birer ziyaret yapılarak iletildi. 12 Eylül’de de halktan alınan toplam 15.156 imza ile talep dilekçesi Balıkesir Valiliği’ne teslim edildi. Taleplerimiz Edremit Körfezi çevre sorunları için bir Çalıştay düzenlenmesi ve 50 yıllık bir Master Plan hazırlanması için bilimsel çalışmalara başlanmasıydı. Eylül sonunda Balıkesir Valisi Ersin Yazıcı için yakında görev yeri değişikliği beklendiğine ve Çalıştay talebi ile imzaların “gereği için” Balıkesir B. Belediyesi'ne aktarıldığına dair bir cevap geldi.
2. Bölüm
Ekim ayında Edremitli çevreciler bu konuya dikkat çekmek için “ileri biyolojik arıtma tesisi talep eden” dilekçelerini Balıkesir B. Belediyesi Beyaz Masa’ya tek tek sıraya girerek teslim ettiler. Aynı günlerde Balıkesir İdare Mahkemesi de Güre, Zeytinli ve Gömeç’te yapılması planlanan D. D. Deşarjı Projesi davasında "ÇED gerekli değildir" kararının iptaline karar verdi. Böylece Kasım ayı başına gelindiğinde Balıkesir B. Belediyesi başkanı Y. Yılmaz ile Çalıştay konusunda bir görüşme yapılması zorunlu haline getirildi. Toplantıda Körfez’in bütünlüklü arıtma sorununu Büyükşehir’in tek başına çözemeyeceği, konunun bir master plana bağlanması ve Ankara desteğinin de sağlanması için bu imzaların toplandığı Başkan’a anlatıldı. Çalıştay’ın bu nedenle yapılması gerektiği, buna destek olması istendi.
Aralık başında BASKİ Arıtma Tesisleri Daire Başkanı A. Şirvancı, Büyükşehir Çevre Koruma Daire Başkanı V. Yörük ve diğer yetkililer Edremit'e ziyarete geldiler. Kendilerine Edremit'teki kirlilik kaynakları ile bunların denizi nasıl etkilediği sahada gösterildi. Edremit Çayı'nda, atık su kolektör hatlarında, Zeytinli A. A. Tesisi civarındaki kritik noktalar hakkında bilgi verildi. Güre ve Peliköy’de ise kanalizasyon bile olmadığı, vatandaşların fosseptik ve vidanjörden bıktığı söylendi.
2020 yılı Mart başında bu kez EDÇEP tarafından BASKİ’ye bir ziyaret yapıldı. Genel Müdür İ. Günal, Genel Müdür Yardımcısı E. Güzgün, Arıtma Tesisleri Daire Başkanı A. Şirvancı ve diğer yöneticilerle yapılan toplantıda, Bandırma ve Erdek’ten sonra Edremit Körfezi için de bir proje müjdesi verileceği ifade edildi. Aynı günlerde Danıştay’ın da D. D. Deşarjı davaları için lehimize karar verdiği açıklandı. Böylece kötü sonuçlara yol açabilecek bir girişim rafa kalktı. Neredeyse Marmara’daki gibi ciddi sorunlar doğuracak bu işe başlansaydı, deşarj derinliğinin insan sağlığına zararlı bakterileri öldürecek olmasına karşın, atıkların rüzgar ve akıntıya göre sürekli sahiller arasında gidip geleceği ve sonunda Körfez’in derin çukurlarına yığılıp, doğal dengeyi yok edeceği kaçınılmazdı. Yöneticilerin o günü kurtarmak adına dört elle sarıldığı, bir mucizevi kolay çözüm olarak gördükleri bu yöntem, zamanla büyük tehlike haline gelecekti.
***
Mart ortasında Körfez Çalıştayı hazırlığı için ilk toplantı Edremit’te BASKİ’yle yapıldı. 16 Mart günü Balıkesir’de Büyükşehir Genel Sekreter yardımcısı ve Balıkesir Kent Konseyi başkanı Mürsel Sabancı ile görüşerek Çalıştay konusu etraflıca ele alındı. Çalıştay’ı Balıkesir Kent Konseyi’nin organize etmesi önerisi kabul edildi, yürütme, çağrı, konu başlıkları, süre ve moderasyonu içeren bir taslak oluşturuldu. Bu arada 2020 Mart’ı dünyada Covit19 Pandemisi’nin de yayılmaya başladığı bir dönemdi ve hızla ülkemize ulaştı.
Mayıs’ta M. Sabancı, Çalıştay konusunda pandemi nedeniyle tereddütlü olduklarını ifade etti, bekleme kararı verildi. 27 Haziran’da ise kontrollü şekilde ve önlem almak suretiyle Çalıştay’ın yapılması ama bir güne indirilmesi gündeme geldi. Temmuz başında Körfez Çevre Çalıştayı yapılacağı kamuoyuna duyuruldu. O andan itibaren, bu konuyu pişirirken hiç katkı vermeyen bir sürü grup ve kişi de o sofraya oturmak için çaba göstermeye başladı.! Edremit başta olmak üzere Körfez ilçelerinin kent konseyleri, sözüm ona siyasi temelli bir atağa geçtiler. Bir milletvekili eşi olan Edremit Kent Konseyi başkanı açılış konuşmasını yapmak için epeyce ısrarcı oldu.
22 Temmuz’da M. Sabancı EDÇEP’e “siz panel katılımcısı olun, hoş geldiniz konuşmasını başka birine verelim” diyerek niyet değiştirdi, diğer ilçelerin kent konseyleriyle de temasa geçti. Bu müdahalelere rağmen, önemli olanın işin yapılması olduğunu savunan Edremitliler değişiklikleri kabul etmekte hiçbir sakınca görmediler. Sonunda 27 Temmuz 2020’de Güre Adrina Otel’de “Körfez Çevre ve İklim Değişikliği Çalıştayı” yapıldı. Açılıştan sonraki panelde EDÇEP sözcüsü yerini alınca, Kazdağları Derneği başkanı ayağa kalkıp “aslında orada bizim oturmamız gerekirdi” diye çiğ bir tepki gösterdi. Sözcü konuşmasını yaparken Körfez Çevre Master Planı’ndan söz etmeye başlayınca da, bu sefer Ayvalık Kent Konseyi’nin değişmez başkanı elindeki dosyayı sallayarak “zaten master plan var, daha ne istiyorsunuz” diyerek müdahale etti. Elindekinin ne olduğu sorulunca, 2 sene önce hazırlanan Turizm Master Planı olduğu görüldü! Turizm ile çevrenin aynı şeyler olmadığı çok açıkken, bu çıkış da biraz garipti doğrusu. İşin başında sesi çıkmayanlar, Çalıştay boyunca emeğe saygısızlık etmekte hiçbir sakınca görmediler nedense.
***
Çalıştay’a davet edilmiş olan Körfez belediye başkanlarının ise hiçbiri gelmedi. Çünkü bir gün önce Ankara’da partilerinin kurultayı vardı. Geç saatlere kadar kutlama yaptılar, sabah erken kalkıp Çalıştay’a katılmak için yola çıkmaya takatleri bile kalmadı. Bu durumda Çalıştay’ın bir bacağı eksik kaldı, AKP’li Y. Yılmaz da haliyle toplantıyı kendi algı çalışmasına uygun bir kıvama getirdi. Yine de öğleden sonra yapılan grup çalışmaları, beyin fırtınası toplantılarıyla pek çok önemli husus dile getirildi ve kayda alındı. Bir güne sıkıştırılmasına rağmen önemli bir etkinlik oldu bu Çalıştay.
Özellikle uzun vadeli plan yapma mantığı, ilgili bütün tarafların kabulü ile kararların alınması, yıllara dağılacak sürekli bir yatırımın projelendirilmesi, bunun da her seçim ve tayine göre değiştirilmeden ısrarla uygulanması gereğinin herkesçe kabul görmesi çok önemliydi. Ancak bu etkinlikte, partilerin arka bahçesi konumunda olan kent konseylerinin yetersizlikleri ve bazı çevre derneklerinin kibirli yaklaşımları da ciddi bir kırılma yarattı. 2017’de başlayan ortak mücadele çizgi bir daha sağlanamayacak şekilde bozuldu. Muhalefet belediyelerinin ise ne uzun vadeli plan gereğini, ne de çevrenin korunması işini önemsemedikleri tamamen anlaşıldı. Çalıştay’ın bir sonucu da bunlardı. EDÇEP toplanmış olan görüşme kayıtlarının redaksiyonu işiyle 27 Ekim’e kadar uğraştı, basıma hazır hale getirip Büyükşehir’e teslim etti. 24 Aralık’ta da matbaada basılan Körfez Çevre Çalıştayı kitapçığı dağıtılmaya başlandı.
***
2021 yılıyla birlikte, Körfez’deki eski günleri hasretle anacağımız bir yeni dönem başlatıldı. Çünkü deniz kirliliğini dolaylı yoldan ama çok olumsuz yönde etkileyecek bir konu gündeme sokuldu. Halkın talep ettiği İleri Biyolojik AAT’nde bir gelişme yoktu ama Büyükşehir yönetimi Dalyan’daki bazı kamu arazilerinin satışıyla yakından ilgilenmeye başladı. Finans ihtiyacı için Ankara’ya yaptıkları çeşitli ziyaretler sonucunda nakit para alamamışlardı ama Balıkesir’deki 2 milyon m2 Hazine arazisinin Büyükşehir’e şartlı ve süreli olarak devredilip, “bunları satın ve parayı kendiniz temin edin” formülü bulunmuştu. Bu arazilerden en önemlisi de Altınkum’daki 380 dönümdü. Fakat Meclis’te oybirliğiyle karar alınırken hiçbir üye orası satılırsa parasının hangi ilçeye harcanacağını sormamıştı. Üstelik o arazi sulak alan niteliği taşıyan, 1. derece deprem bölgesindeydi. Bu gerekçelerle karara karşı çıkıldı ve uzun bir mücadele başlatıldı.
Sonunda sadece karşı çıkmakla kalmayan, bir alternatif de hazırlayan Edremitli çevreciler Balıkesir B. Belediyesi başkanı Yücel Yılmaz’a 14 Haziran’da bir ziyaret yaptılar ve “Dalyan Doğal Yaşam Parkı” projeleriyle birlikte, buna destek için topladıkları 33.200 imzayı teslim ettiler. O bölgede nüfus yoğunluğu yaratacak arazi satışları yapmak yerine, doğanın olduğu gibi korunmasını isteyip, kendi projelerinin Balıkesir B. Belediyesi Meclisi’nde gündeme alınıp görüşülmesini Başkan’dan talep eden bir de dilekçe verdiler.
Temmuz başında Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü yüzme suyu analiz sonuçlarını yayınladı yine. Bunlar yorumlanarak kamuoyu ile paylaşıldı ama sonuçların sürekli “iyi” çıkmasın karşın fiili durumun epeyce farklı olduğu, deniz suyundan kapılan hastalıkların giderek arttığı da ifade edilip kamuoyu uyarıldı. Edremit Belediye başkanıyla da kıyılarımızın yüzme suyu analizlerini birlikte yaptırmak ve doğru sonuca ulaşmak konusunda telefonla görüşüldü. Olumlu yanıtı üzerine, EDÇEP bu hususu içeren dilekçesini belediyeye verdi. On gün sonra o dilekçeye Zabıta Müdürü tarafından alakasız bir cevap verildi. Durum kamuoyuna aktarıldı, bu ilkesizlik eleştirildi. Temmuz sonunda ise bir basın açıklamasıyla Körfez Çalıştayı üzerinden bir sene geçmesine rağmen, hala hiçbir somut projenin hayata geçirilmediği hatırlatıldı.
***
Büyükşehir Belediye başkanı, beklediğimiz şekilde Dalyan Doğal Yaşam Parkı teklifimizi Meclis gündemine almadı. Bu nedenle Ağustos ortasında Meclis’teki iki siyasi partinin grup toplantısına ziyaretçi olarak katılıp önergenin bu kez onların katkısıyla gündeme girmesi için konuşma yapıldı. 18 üyenin imzasıyla konu Büyükşehir B. Meclisi'nin Ağustos ayındaki 1. Bileşimi’ne girdi. Oybirliğiyle kabul edildi ve İmar Komisyonu'na iletildi. Fakat bir daha da o komisyondan dışarı çıkamadı dosya! Eylül ortasında ise Körfez’in sorunları, geciken çözüm adımları için ilgili kuruluş ve yerel yönetimlere yönelik EDÇEP bir basın açıklaması yaptı. Ay sonunda da Balıkesir İl Sağlık Müdürlüğü'nün yüzme suyu analiz sonuçları yorumlanıp yine kamuoyu uyarıldı. Eskiden makul değerler varken, 2021’de altyapıyla ilgili hiçbir iyileştirme olmamasına rağmen, ölçümlerde bir gariplik olduğu kanaatine varıldığı, seneye bu analizlerin özel olarak çevreciler tarafından yaptırılacağı açıklandı.
Kasım sonunda Balıkesir B. Belediyesi 2022 bütçesinin Meclis’te onaylanması üzerine, Edremit’in beklediği arıtma tesisleri inşası için neden bir fasıl konulmadığı soruldu ve bu konuda adım atılması istendi. Aynı günlerde Tabiat Varlıklarını Koruma Genel Müdürlüğü’nün ilan ve tescil ettiği, çeşitli düzeylerde koruma getirilen Dalyan arazileri için geniş bir açıklama hazırlanarak kamuoyu bilgilendirildi. Böylece o bölgenin konuta açılmasının sınırlandırılacağı da duyuruldu. 30 Kasım’da ise şiddetli Lodos fırtınası nedeniyle Altınkum’un sahillerini deniz bastı, sular Dalyan’la birleşti. Herkes de böylece deniz basması riskinin ne olduğunu fiilen gördü. Kamuoyuna “doğa kendisinden alınanları geri istiyor” başlığıyla bir basın açıklaması yapıldı, binlerce yıldır olagelen bu halin doğal olduğu ama insanların bu sahillere binalar dikmesinin doğaya aykırılığı anlatıldı. Aralık ayı başında Dalyan bölgesinde bir tarafta Edremit Belediyesi’nin verdiği Enginkent inşaat izinleri, diğer tarafta Balıkesir B. Belediyesi tarafından arazi satışı çabaları olması hususu eleştirildi ve bir basın açıklamasıyla bu iki kurumun betonlaştırma ısrarlarından vazgeçmesi çağrımıza halkın destek olması istendi.
***
2022 yılı başında Edremit Belediyesi’ne ait Çıkrıkçı tarafındaki 111 dönüm tarım arazisinin, yeni bir arıtma tesisi yapmak için BASKİ tarafından istendiği duyuruldu. Oysa bu arazi 2020 yılında bir sözleşmeyle köylünün üretim kooperatifine bırakılmıştı. EÇD 22 Ocak’ta istenen yerle ilgili olarak 10 adet çekince sıralandı, Edremit Belediyesi ve BASKi’ye net bir açıklama çağrısı yapıldı.
Büyükşehir arıtma yerini bedavaya getirmek istiyordu ama orada bir Hazine arazisi de vardı aslında. Mevcut tesisin çalışmakta olduğu 57 dönümlük alanda yüksek teknolojiyle yeni bir yatırım yapmak yerine, Büyükşehir’in arıtmayı çok daha büyük masraflar gerektirecek şekilde Çıkrıkçı tarafına taşıma düşüncesinin altında, imalatın BASKİ tarafından değil özel bir firmaya verilerek yap-işlet-devret şeklinde gerçekleştirilmesi niyeti bulunduğu öğrenildi. Bu yöntem bilindiği üzere, bazı kamu yatırımlarının 1 yerine 5’e mal olması ve halkın yıllarca yükleniciye ödemeler yapmak zorunda kalması prensibi üzerinde çalışıyordu. “Cebimizden para çıkmadı ama tesisimiz oldu” denilerek pazarlanan, fakat uzun süre halka külfeti ödetilen bir yöntemdi. “Tesis istiyorsan, araziyi de sen ver” denilmesi ise doğrudan bir zorlamaydı. Oysa Büyükşehir’in takas yoluyla Edremit Belediyesi’nden araziyi alması, kendi bütçesiyle inşasına başlayıp, halkın katkısı ve Ankara desteğiyle gayet güzel tamamlaması da mümkündü elbette. Bu yaklaşım, iş yapmaya gönlü olmayanın, zoru öne koymasıydı.
Devam edecek




