Bu sene beni en çok sevindirecek iş, daha sezon başlamadan Edremit’te projesi tamamlanan iki adet arıtma tesisinde temellerin atılması olacaktı. Fakat gerçekleşemedi bu ne yazık ki.

Şimdi ise sezon bitti artık. Yazlıkçı hemşerilerimiz, 14 Eylül’de okullar açılacağı için evlerini kapadı ve gittiler.

Fakat doğrusu epeyce de buruk gittiler bu sene. Zira her sene umutla gelip, yine aynı şeyleri işitmekten ve yine arıtmalar için hiçbir somut adım atılmamasını görmekten iyice bıkmış durumdalar. Sürekli oturanlar ise “elde var sıfır” noktasında demir atılmasından dolayı yıllardır dertliler zaten. Koku, kirlilik, hastalık ve geleceğe duyulan kaygılar herkesi etkiliyor.

Fakat hiç kimse de “kader” olarak kabul etmiyor bu durumu. Adeta Balıkesir ve Ankara’nın birlik olup kendilerine karşı bir sabır sınamasına giriştiklerini düşünüyorlar.

Öte yandan altyapı yatırımları ortada yok ama belediyeler de inşaat ruhsatı vermeye doymuyorlar.

Sorsanız belediye gelirlerinin yetersizliğini öne sürüyorlar. İşlerini sürdürmek için paraya ihtiyaçları var ve İller Bankası ödenekleri asla yetmiyor hiçbirine. Zira yazlıkçılar ikamet adreslerini Körfez’e taşıma konusunda isteksizler.


Belediyeler bu cendereden çıkmak için ya arazi satacaklar ya da inşaat ruhsatı dağıtıp oturma izninden para alıp iş yapacaklar.

Altyapı inşası işinde esas görevli olan Büyükşehir’in de parası yok malum, bu nedenle reel anlamda yatırım yapamıyor.

Dolayısıyla artan nüfus ile yerinde sayan altyapı yetersizliği arasında ezilenler, kaçınılmaz olarak doğa, deniz ve yaz turizmi için bu coğrafyaya gelen insanlar oluyor. Sanki kötü bir kapanın içine kısılmış gibi yaşanıyor burada.

Belediyeler her inşaat izni talebini olumlu karşılamak noktasına itilmiş vaziyetteler. Deniz kirli, insanlar şikâyetçi ve bu durum tam anlamıyla bir çıkmaz. Sürdürülebilir olma şansı ise sıfır.

Peki, ne olacak bu arıtma tesislerinin geleceği derseniz?

Merak etmeyin, yapılacak…

Şimdi “ne oldu?” diyeceksiniz.

“Zeytinli İBAAT için devam eden ÇED süreci mi bitti, İDK kararı mı açıklandı?” demeyin. Zira cevabı HAYIR.

“Arıtmaların finansmanı mı sonuçlandı?” demeyin. Zira onun da cevabı HAYIR.

“Temel atma tarihi mi açıklandı?” hiç demeyin. Onun da cevabı HAYIR.

Peki “ne oldu da, ‘merak etmeyin yapılacak’ diyorum acaba?”

Açıklayayım bunu izninizle.

Çok alametler belirdi. Artık sadece Ahmet Akın değil, hepimiz “arıtmalar yapılacak” diyebiliriz.


Nedir peki bu alametler?

İlk olarak, günümüzde başka bazı belediyelerde olduğu gibi, Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’nde öyle 2 tutuklama, 4 transfer falan gibi işlere hiç gerek kalmadı. Balıkesir Büyükşehir Belediyesi Meclisi’ni artık CHP ile AKP+MHP çoğunluğunun yöneteceği belli oldu.

Emareleri son Meclis bileşiminde ortaya serilen bu durum, “araç alımı” oylamasında ise kanıtlandı. Devamı da gelecektir ilerideki günlerde bu yeni “birliktelik” durumunun. Ankara’nın burası için hiçbir sıkıntısı olmadığını söyleyebiliriz.

Oy veren-vermeyen seçmen ayrımı da kalmadı artık.

İkinci olarak, Balıkesir’in AKP’li 3 milletvekili ile İl Başkanı gidip Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum’la 2 Eylül’de Ankara’da “arıtma işini” konuştular. Verdikleri fotoğrafta da yüzler gülüyordu.

Aslında geçen dönem de aynı vekiller TBMM’deydiler ama hiçbir girişimde bulunmamışlardı bu konuda. Yücel Yılmaz’a destek olmak istemedikleri için değildi bu elbette.

O zamanki kararları “bizi bir kere daha seçsinler de öyle” noktasındaydı.

Fakat seçmen onları tercih etmedi malum. Yerel yönetimde muhalefete düştüler.

Eee, şimdi ne değişti?

Tabii ki eski rakipleri olan CHP’li Büyükşehir Belediye Başkanı, bir yargı kararı sonucunda çok farklı bir rotaya girdi. Şimdi en başından beri “herkese yakın” diye açıkladığı siyaset anlayışıyla, Ankara ile ittifaka da hazır olduğunu açıkça gösterecektir.

Dolayısıyla “demek ki zamanı geldi” diyen AKP’li vekiller de şimdi Ahmet Akın’a bir “güzellik” yapmaya hazırlar artık. Kararları bu yönde.

O vakit, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na bağlı İller Bankası’nın vereceği kredinin ucu da göründüyse, bunun bedeli ne olacak acaba?

Malum AKP, almadan vermez ama onu da bilemiyoruz.

Lakin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ahmet Akın da son olarak 9 Eylül’de bu finansman işi için İller Bankası Genel Müdürü ile görüştü değil mi?


Üçüncü olarak, eski Turban’ın (yeni Afytos) sahibi olan Okullu kardeşler veya Akçay Otelcilik Turizm ve İşletme A.Ş. tarafından Altınkum sahilinde 244 oda ve 706 yatak kapasiteli, 6 adet de ticari alanı içeren bir otel kompleksi yapmak için Bakanlık nezdinde başlatılan proje, Balıkesir Valiliği tarafından “ÇED Olumlu” denilmek suretiyle kabul edildi.

Yakında bu işin inşaat hazırlığına da başlayacakları anlaşılıyor. Yatırımın 2028’de işletmeye açılması hedefleniyor ve net bir ifadeyle, o vakit geldiğinde de BASKİ’nin kanalizasyon sistemine bağlanacaklar.

Yani atıksularını Zeytinli AAT’ne yollamak istiyorlar.

Bunca emare belirdiyse, artık bu arıtmaların da temeli atılır değil mi?

Muhtemelen de 2028’de bitirilir inşaatı ve o otelin ihtiyacı da görülür.

Şimdi çıkıp “Niye biz bu koku ve kirliliğe dayanamazken yapılmadı da şimdi yapılacak?” demeyin.

Bu tür işlerin projelendirilmesi genellikle birbirine bağlı olarak gelişir ve esas alınan da halk olmaktan ziyade sermaye sahibi olur ülkemizde. Bunun yüzlerce örneği var.

O yüzden de sorunuzu onlar cevaplasınlar.

“Yahu sen şimdi Balıkesir Büyükşehir yönetimi AKP ile işbirliği çizgisine girdi, kredi işini de AKP’li vekiller çözüyor, sermaye sahibi birisi de bu garantiler çerçevesinde otelini yapıyor mu demek istiyorsun?” diye de sormayın lütfen.

Ben sadece olanları sıralayıp bir sonuç çıkartmaya çalışıyorum.

İnanan inanır, inanmayan da çıkar kendi bildiğini anlatır.

Hatta daha sonrasını da söyleyeyim size, izninizle.

İzmit, Fethiye, İzmir körfezlerinde; Haliç’te, Zonguldak Limanı’nda çalıştırılan deniz dibi balçık temizleme gemileri, 2028 sonunda gelip Akçay’ı da temizlemeye başlarsa şaşırmayın.

“2026 sonuna kadar bizler için yapılmayan arıtma ve dip temizliği, ilerideki seçkin misafirler için mi yapılacak?” deyip bana inanmayan varsa, valla iki külah dondurmasına iddiaya bile girerim!


Fakat “gelecek öngörülerim” burada sona ermiyor. Ne yazık ki bir de kara tablo var. İçiniz karartmadan, onu da iletmek istiyorum.

Mevcut Zeytinli AAT 110 bin kişi kapasiteli malum. Buraya Edremit merkez, Kadıköy, Akçay ve Altınkum’dan yazın yaklaşık 800 bin kişilik atıksu gidiyor.

Mevcut Altınoluk AAT ise 120 bin kişilik ve yazın yaklaşık 400 bin kişilik atıksu da oraya gidiyor.

Narlı AAT ise 40 bin kişi kapasiteli ve oraya 50 bin kişilik atıksu gidiyor yazın. Yani kendine yetiyor büyük ölçüde.

Bu üç tesis birbirine entegre değil, her biri bağımsız çalışıyor.

Güre’de ise AAT yok şimdilik ne yazık ki.

O bölgede fosseptiklerde biriktirilen atıksuyun 2/3’ü Zeytinli AAT’ne, 1/3’ü ise Altınoluk AAT’ne taşınıyor mevcut durumda. Bu durumu yukarıdaki kapasite-reel durum değerlendirmesine ekledim zaten.

Kabaca yaptığım bu hesaba göre, eğer 400 bin kişi kapasiteli yeni Zeytinli İBAAT tamamlanırsa, 200 bin kişi kapasiteli Güre İBAAT’nin de mutlaka tamamlanması zorunlu görülüyor.

Eğer bu konuda gecikme veya aksama olursa Zeytinli İBAAT tamamlanıp bitse bile Körfez’in bu bölgesinin “temiz” olması sadece bir hayal olur. Kapasite yine yetmez. Burada toplam 600 bin kapasite bile zor bir denge sağlayacak zaten.

Öte yandan yukarıda bahsedilen otel gibi başka tesisler de yapılır ve konut inşası için bu hızla inşaat ruhsatları da verilmeye devam edilirse, durum daha vahim olur.

Bakın, kara senaryolar yazıp insanları korkutmak gibi bir “fantezi” değil bu söylediklerim.


Yıllardır anlatıyoruz ama ne vatandaşlar, ne Ankara ne de “yerel muktedirler” bunu anlamak için gayret sarf ediyorlar.

Şimdi “Ahmet Akın yapamadı ama biz yetiştik” diyenler, “yatırımın devamı gelsin istiyorsanız 2029 yerel seçiminde bizi seçin” diye çağrı yapanlar, bol miktarda “ben yaptım, benim sayemde” diye hava atanlar da olacaktır sanırım.

Bunlara, hâlâ sahilde sigara izmariti toplayarak “farkındalık” yaratmaya çalışan, “altın madeni varken, deniz kirliliğiyle uğraşılır mı?” diyen çevrecileri de ilave etmek lazım bence.

Amaçta birleşemezsek bu kirlenmeyi sona erdirememek gibi bir faciayı da yaşarız sonuçta.

Konu sadece Edremit’te 2 adet İBAAT yapılması da değil zaten.

O nedenle bize acilen bir Körfez Master Planı, Özel Yatırım Bölgesi kararı, Yatırımda ve Korumada Öncelikli Bölge kararı gerekiyor.

Hiç merak etmeyin siz, arıtmalar geliyor, ucu göründü ama bununla yetinmeyelim.

Lütfen geniş bir açıdan bakalım ve büyük düşünelim bu konuda.

Muhabir: KUBİLAY S. ÖZTÜRK